Giriş yap! Hesap oluştur!
Nedir?
Ara
Şifreni mi unuttun?
16 Mayıs 2020, Cumartesi 18:30 · 19 Okunma
101 Zuhre ile Enstitü Öğretmeni Nenemin vefatının ardınd - Sözümoki

101


Zuhre ile Enstitü Öğretmeni
Nenemin vefatının ardından artik hicbir seyin eskisi gibi olmayacağı gerçeğiyle yuzlesmeye başladım...Acim yüreğimin derinliklerinde tüm tazeligi ile dururken derslerde anlatılan bilgilere yogunlasmaktan başka elimden birşey gelmiyordu...
Köydeki evin arka bahçesindeki çiçeklerin üzgün üzgün göğe bakışı gözlerimin önüne geliyor kimi zaman...  Nenem en sevdiği çiçek dağ lalesi ve bir de cigdemdi. Özellikle cigdemin kış ortasında yağan karların ardından sarı sarı kimi zaman da beyaz rekli açmaları baharı müjdeler ve hayatımıza  yaşama sevinci katardi...Dag laleleri ise ise ilkbahar da allı mutlu açılır gören gözlerde silinmez izler bırakırdı...
Bu çiçekleri sevmesinin yanında gülleri de çok severdi biricik canım nenem... Soğuktan usumesinler diye onları eve alır ve çocuklar gibi ilgilenirdi...

Henuz birkaç günlük kuzuların sevgi dolu melemeleri ve ardindan annelerine koşup onları emmeleri  gorelecek şeydi doğrusu...Cayır çimen yesilden bir elbise giyer mavi gokteki gunesi izler ve geceleri ise yildizlarin soylesilerini karanlığa aldırmadan ortak olurdu...Tacar gölündeki uykusuz kurbagalar gece mesaisine hiç gecikmeden başlar ve ateş boceklerinin isiklarinda kamaşan gozlerini ovuşturur ve yasaklarını sisirerek sinsi gecenin koynuna garip sesleri duyulurdu...

Köye dönüş yolunda, gözlerim uzak dağların kara yazgili hikayelerini dinlediğim zamanlari hatirlamaya basladi... Gozyaslarim trenin kompartiman caminda uzaklaşır hızlı hızlı geçen bir fotograf karesi gibi bir görünüyor bir kayboluyordu... Bir mola esnasında camdan etrafı gözledim... Kavusanlarin mutlu sarilmalari az sonraki molada ayrılıkları müjdeliyor gibiydi...Dilim düğümlendi konuşmadım. Ağlamak istedim anlayamadım...
Sari tarlalarin ekinleri bicilip balyalanmisti. Uzaklardan insanlar karınca gini görünüyor ve kimi zamanda yanlız kalmış bir araçta dinlenmek için mola verip serinlemeye calisiyorlardi... Tren sanki bir bilinmezlige yol alıyordu... Ziver, Mahmut ve Harun iki gün önce köye donmuslerdi... Bense Alemonlu ile dönüyordum köye. O da başka bir kompartimanda bulunuyordu...Tren ogleyi biraz geçmişti ki Erzurum garina ulaşmayı başardı... Inenleri yerim bir oğlan gibi bırakan tren yolculuğuna devam ederken ardında kavusanlari ve ayrilarin tüm hikayelerini biriktirerek yoluna devam etti... Ben de Alemoglu ile köye dogru yola koyulduk... Yolda bir dinlenme anında bizim halimi gören bir dayı bizi evinde misafir etmek istediğini söyledi. Biz de ısrarlarına dayanamadik ve evine doğru yürümeye basladik. Çoruh nehrinin kıyısına kurulmuş bir köye vardık...Fadime Fadime neredesin misafirlerimiz var dedi ve dayinin sesi... Kiraz ve şeftali ağaçlarının her iki yanda olduğunu düşündüğüm dar bir yoldan sonra eve ulaştık...Alemoglu nin cekingenligi tutmuştu. Hiç birşey konuşamıyor ve uyuluyordu... Konusmaya başladığımızda adının  Imamettin olduğunu söyledi iyiliksever bu dayı. Az sonra Fadime teyze de geldi ve hosgelmissiniz dedi ve elinde bir tepsi ile yiyecek birşeyler getirdi... Benim mahcup halimi görmüş olacak ki delikanlılar yiyin çekinmeyin... Nereden gelip nereye giderdiniz diye sordu... Ben de Cilavuzdan  gelip Yusufeli'ne gitmekteyiz dedim... Enstitüde ogrencisiniz demek ki dedi Imamettin dayı... devam ettim nasipse öğretmen olacağız... O da insallah insallah dedi başıyla onaylar gibi öne doğru salladı... Konuşma bu sekilde bir vakit sürdü. Imameddin dayı sordu ben cevapladım... Araya bazen gece girdi Çoruh un sesi girdi... Bir aralık ayak seslerinden birini geldiğini işittim. Yaklaştı yaklaştı ve birden gölgesi davduvara vurdu... Dede ben geldim dedi. Hoşgeldin kızım dedi bak misafirlerimiz var dedi... Bu benim torunum Cesmigul  dedi... Hoşgeldiniz dedi ve  Imameddin dayı devam etti sahi senin adını sormadım delikanlı adın nedir senin? Adım Tahirdir Imameddin dayı dedim... Bir sure daha konuştuktan sonra Imameddin dayı bizlere yatacagimz yeri gösterdi... Gökte dolunay yerde çoruh gönlümde nenemin büyük yasi... O ana kadar unuttuğunu düşündüğüm 
Gece boyunca uyuyamadim desem yerinde olur... Uyuyamamin sebebi
birşey daha vardı o da gönlümün kandil cicegi olan Zuhreydi. Onun sevdasına duseli beri ilk kez onu bu kadar az düşündüğümü hatırladım...Bu geçici bir durum olsa gerek... Zira en acılı anımda bile Zuhre hep benim yüreğimde ilk günkü gibi duruyor ve ona duydugum  sevdam hiç eksilmiyor aksine daha da artıyordu...Ama nenemin vefat haberinden beri belki de bunu kendime itiraf ediyordum...
Şu gece pencereye vuran dolunayin aydinliginda Zuhre nin vardığı ile yüreğim az da olsa ferahladi... Dolunay pencereden uzaklaşıp tepelere gizlenince Çoruh un ninnisin i duyar gibi oldum ve yumdum  gözlerimi. Düşümde  nenemin o tatli ninnileri ni duyabilmek ümidiyle...
Sabah olunca Alemoglu ve ben , Imameddin dayiya çok teşekkürler ettik ve yola koyulmak için izin istedik. O ise hele birşeyler yeyin bu ne acele dedi sonra mutfak tan Cesmigul elinde sini ile yiyecek birşeyler getirdi... Yimili yaşların başında olduğu anlasilan bu guzel kızın siması bana hiç mi hiç yabancı gelmedi... Ama nerede olduğunu cikaramadim. Neden sonra onu Nazenin düğününde gördüğümü hatırladım.... Evet bu oydu... Şimdi bundan daha da emindim... Basiniz sagolsun neneniz vefat  etmis dedi...Sağolun bacı Allah razı olsun dedim. Imamettin dayı siz tanışıyor musunuz dedi ve ekledi aşkolsun kızım bize neden söylemedim niyerek Cesmigul e serzeniste bulundu... Nazenin düğününde dedi Cesmigul... O gün köye geldiğimizde nazenin anlatmıştı Tahir i biraz... O an Nazenine öfke m bir kat daha arttı... Ama sakin olmalıydım... Konu uzadıkça uzayacaga benziyordu. Musaadenizle Imameddin dayı. Bizler yola düşelim dedim... O da biraz şaşkınlıkla biraz da mahcubiyetle ugulurlar  ola oğul. Basın sağolsun. Allah sana uzun ömür versin dedi ve biz de yola koyulduk... Yolda biryanda yuruyoruz bir yandan da Alemoglu bana muziplikler yapıyordu. Tahir görmedin mi. Kız senin dibine düşecekti az daha . Ben de saçmalama Kemal diyordum... Çok begendiysen sana alalım bu kızı... Öyle diyince birden bire susuverdi Alemoglu...Tortumu geçtik ama epey  yorulmustuk... Bir dinlenme arasi daha verdik ve  o ana kadar yanimda olduğumu düşündüğüm çantamı bulamadım... Galiba Imameddin dayinin evinde unutmustum... Hay Aksi... Geri gidemezdim... Mecbur yürümeye devam ettik...
Aşpişene ulaştığımızda yorgunluktan bitap düşümüştük... Geceyi, burada bulunan bağ evinde geçirdik... Ertesi gün sabahın ilk ışığıyla köyün yoluna revan olduk...Kıvrılan yollardan yürüyerek yolumuza devam ettik.Kircuc a dut dökmeye gidenlere rastladık... Selam verip yola devam ettik...  Nihayet köy uzaklardan beliriverdi... Köyun dağa yaslanan eteklerinde pamuğa benzer bulut yığınları eğreti bir görüntü oluşturuyordu... Cevizlerin dutlarin taş kaplı yollara dokulmesinin ardında hep tek  birşey gizlidir.O da sahipsizlik...
Köydeki evde vardigimizda Alemonlu iki sokak ötedeki evine girmek yerine kahveye segirdigini gördüm... Bense evin kapisinda bir süre bekleyerek hala taze olan anıları yaşıyor gibiydim... Kapıdan içeri girmek için hamle yaptığımda bir el omzuma dokundu ve içli bir vaziyette Tahir evladım dedi...  Dönüp baktığımda dedemin elinde gugunlerle cesmeden geldiğini anladım... Dedemin ellerini öpüp uzun uzun sarılıp agladim. Ne kadar agladigimi bilmiyorum... Bildiğim tek şey su kısa zamanda bizlerin cok sey yasadigiydi.Nenemi kaybı dede mi sanki gizli cokertmis ve ruh halini büsbütün degirtivermisti... Evin giriş kapısının önünde nenemin kara lastik ayakkabıları öylece yerli yerinde duruyordu... Içi yer yer tozlanan  bu ayakkabılar az sonra sanki giyilecek bir hava tasimaktan uzakti ama onlarin orada olması insanın yüreğine derinden derine acı veriyordu...
 Bir gün sonra benim geldiğimi haber alan çok sayıda köylü bizlere  taziyede bulundular... Zuhreyi de ilk kez orada gördüm... Kalabalık ortasından sıyrılıp yanıma geldi ve başın sağolun Tahir... dedi ve bana ilk kez sarıldı ve ben bir birşey söylemedim o anda bogazim düğümlendi... Gözyaşlarımı daha fazla gizleyemedim aglayama başladım... Derinden derine...
Evin arka bahçesine gitmeden evvel nenemin mezarina Zuhre ile birlikte gitmeye karar verdim... Tam gitmeye koyulduk ki...

Facebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş
Yazarın diğer paylaşımları;
Günün en sevdiğin vakti?