Giriş yap! Hesap oluştur!
Nedir?
Ara
Şifreni mi unuttun?
13 Haziran 2020, Cumartesi 13:16 · 37 Okunma
103 Çoruha günlerden bir gün Mantikut Tayrdan rastgele s - Sözümoki

103

Çoruh'a günlerden bir gün Mantikut Tayr'dan rastgele sayfalar açıp sonra da onları okuyacağım hiç mi hiç aklıma gelmezdi...Ama köyde rutin islerimde bu da bulunmaktaydı annemin fotografi gördüğüm günden beri gözüme uyku girmiyor...Ceketimin cebinde nenem annem ve bir de bulabilirsem gül yüzlü Zuhre' nin fotografi bulunacak... Ben o zaman bir nebze olsa huzur bulurum...
Yillar evvel Taskopru de eskiyabasinin  adamları ile köyümüzde  gelip milletten elinde avucunda ne varsa almış da bu zalimane duruma direnen babam ve annemi hain kursunlarla bu hayattan koparivermislerdi. Annemi hiç hatırlamıyorum. Hayalimde anne imgesi herkesten o kadar farkli ki... Kelimeler ifadeler eksik kalir...
Ogleye dogru Ziver ve Mahmut Alemonlu  ve Harun Tacar'a göle yüzmeye gitmeye karar vermişlerdi. Beni evde bulamayınca nerede bulacaklarını artık iyi biliyorlardı. Ya nenemin mezarında bulunuyordum yada Coruh'a bakan bir ağaç gölgesinde uzun uzun düşüncelere dalıyor, kimi zamanda Taskopru de akan zamanı dinliyordum...
Cilavuz Köy Enstitü'nde şu ağacı da özlediğim günler olmuştu...Notlarima bunu da yazmıştım. Sonra da unutmuş gibi yaparak zamana bırakmıştım kelimeleri...Şimdi çok iyi hatırlıyorum...
Tacar'a arkadaşlarımı kırmamak ve biraz da değişiklik olsun diye gitmeye karar verdim...Yaklaşık yarım saat sonra golün suları uzaktan bizleri selamlar gibi bakti. Güneş yakıcı sıcaklığı ile etrafa kaplarken az önce gölge olan yerler şimdi sıcağa teslim oluyor ve bu böyle sürüp gidiyordu...
Göl yolundaki çimenlerin kokusu  gizli gizli öten yaban kazlarinin neşeli sesleri, esen ılık esintinin verdiği ferahlik ve ardic ağaçların esintiyle çıkarttığı sesler görülesi duyulasi şeylerdi doğrusu....
Ziver ve Mahmut göle girmek için pek fazla beklemediler... Ben ise ardıç ağacının serin gölgesinde uzaklari çok uzaklari izliyordum. Uzaklarin uçsuz bucaksız taze ümidi  her daim yüreğimde yaşıyordum...
Az sonra orta yaşlarda bir adam tedirgin bir halde yanıma gelip selam verdi ve boz renkli esginin kaybolduğunu ve buralardan geçip geçmediğini sordu. "Geçmedi " deyince  terleyen yüzünde tedirginliği iyice arttı. "Eğer dediğim gibi bir eşek görürseniz beni bulmak icin aşağı köyden Selim' in evi "deyin kim olsa gösterir..."Ugurlar olsun Emmi" dedik ve yoluna devam etti.Bir yandan mendili ile yüzünü siliyor bir yandan da etrafına bakıyor ve yoluna devam ediyordu...
Zuhre'yi görmek onunla bu ardıç ağacının gölgesinde Mantikut Tayr' dan Şeyh Sani' nin hikayesini okumayı ne çok isterdim. O belki de bu hikayeyi çok iyi biliyordur ama bir kez de benim dilimden dinlemesini cok isterdim...

Ziver ve Mahmut un yüzerken çıkardığı sesler az ileride yanan kaslarını ürkütmus olacak ki bu kez onlarin sesleri daha gür duyulmaya başladı derken iki kaz kasla göz arasında havalandı Ziver'in kafasına bir iki gaga darbesi indirdi. Onu görüp paniğe kapılan Mahmut ta can havliyle kıyıya yüzmeye başladı. Mahmut Alemoglu ise tüm olan biteni tebessümle karşılıyor ve arada bir bana bakıp yeniden onlara bakıp derinden derine gülüyordu... Sonradan öğrendik ki bu kazlarin sazligin derinlerinde gizlenmis bir yuvası ve birde altı yavrusu vardı... Salgirganlilarinin nedeni  simdi daha iyi anlıyordum... Öğleden sonra tepelerden güneş  gölgesini cekiverince uzun siralar halinde davarlar yönünü köye dogru çevirir ve köye yeni hayat veriyormuş gibi bu anı yeniden yasatirdi...
Geçen günlerde yaz yağmurlarının can verdiği tüm bitkiler ilk bahar taziliginde aciverirlerdi en guzel çiçeklerini... En zoru da Zuhre'nin sevdiği çiçeklerle nenemin sevdiği ciceklerlerin yan yana açması... Biri gönül bahcemde diğeri ise bu bahçenin en nadide bir çiçeği...

Facebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş
Yazarın diğer paylaşımları;
Kadın hakları en iyi nasıl savunulur?