Giriş yap! Hesap oluştur!
Nedir?
Ara
Şifreni mi unuttun?
17 Haziran 2020, Çarşamba 19:56 · 34 Okunma
104 Harun bu sabah elinde Köy  Enstituleri Dergisi ile çık - Sözümoki

104

Harun bu sabah elinde Köy  Enstituleri Dergisi ile çıkageldi bizim eve...Mujde mi isterim Tahir hani sen geçen ay bir şiir yollamistin ve sonra da sinif arkadaşların sana takılmıştı. Biraz uzulmistun. Evet dedim. Işte o şiir yayımlanmış. Ne diyorsun Harun sabah sabah bu çok ama çok iyi haber dedim...Aslında ne yalan söyleyeyim bu şiiri gönderdiğimde yayinlanacagina dair pek ümidim yoktu...Alelade yazdığım bir şiir diye düşünmüştüm... Ama nedense şimdi yayimladigina pek sevinemiyorum...
Merak ettiğim bir konu da Zuhre'nin bu şiiri okuyup okumadığı... Okumuş olduğunu ümit ediyorum...Ben zaten bu şiir gibi diğer şiirleri de o okusun diye yazıyordum... Zuhre' nin guzelliginden basim dönüyor onu görmediğim  günleri yaşanmış saymıyorum...Saatleri ayları mevsimleri kilitli bir sandıkta tutuyorum...Kilidi Zuhre'nin gönlünde yer alırken Coruh'ta tas koprunun dibinde her ikindi zamani bir ayak sesi isitmeyi bekliyorum. Sonra dolunay yarimin evinin penceresinden görülüyor yükseliyor yükseliyor sanki yıldızlara ulaşır gibi bir ruh haline bürünüyor... Ateş böcekleri, serinleyen serinlerken sesler çıkartan saclari taklit eder gibi  utuslerini hizlandiriyordu... Ilık esinti pencereden odaya süzülüyor... Zuhre'nin dedesi Sefer Mehmet dayı dün gece aniden rahatsizlanmis. Dedem bu sabah söyledi. Öğleye doğru hazırlan da gidelim evlat dedi. Tamam anlamında başımı salladim.Öğleye doğru dedemle birlikte Zuhre 'nin evlerine doğru yürümeye başladık.Kahveyi geçtik hemen ardından minübüs teki sabırsız yolcuların gürültülü içişlerine şahit olduk. Derken Taskopru ye giden yola yürümeye devam ettik.... Çoruh her zaman ki akışıyla geçip gidiyordu uzaklara... Kimi zaman koca taşlar onun akışını kesiyordu... Köprüyü geçip yokuş yukarı yürümeye devam ettik... Virajı dönüp Zuhre 'nin evine gitmemize az bir yol kalmıştı... Bir den yan evden bir ses işittik. Bu yandan geçin dayı bu yandan diyerek yolun sağ tarafındaki harmana giden yolu işaret ediyordu. Bir kaç adım sonra gerçek anlaşıldı. Sokak lambaları için yer esiliyordu. Dedem köyümüze bundan böyle ışık gelecek, gecemiz de gündüz gibi ışıl ışıl olacaktı. En azından ben öyle yormustum bu çalışmanın sürecini...
Harman yerinden geçip mereklerin oldugu yerden Zuhre' nin evine ulaştık. Kapıyı çaldım... Dedem ise soluklanıp dinlenmek için dut ağacının serin gölgesinde kendine bir yer bulmuştu. Bu yere Zuhre'nin yeri diyordum. Zira o ne zaman ev işlerinden yorulup soluklansa bu yere gelir ve uzun uzun uzaklari izler, bazen de icten ice bir turku tutturur ve zamanın hendanesinden bir nebze olsun uzaklasirdi...
Zuhre 'nin komşusu olduğuna kanaat getirdiğim bir teyze, bizlere onlar bugün gelmezler evladım dedi. Neden dememe kalmadan yoğun bakıma almışlar Sefer Mehmet dayı ondan dedi ve yoluna devam etti...Dedem ise bir şey demeden, haydi oğul biz de gidelim o vakit, Allah acil sifalar versin, dua edelim dedi ve yürümeye başladık...
Ertesi gün ve sonraki günlerde de onlardan bir haber alamadık...Önce Artvin Devlet Hastanesi ne sonra da Erzurum Devlet Hastanesine gittiklerini haber aldık... Zuhre için şimdi fazlasıyla kaygiliydim... Ne yapıyor ne yiyor ne içiyor, gül yüzünü solduran bu elemli durum ne vakit son bulacak... Her namaz vaktindeki duamda Zuhre ve dedesi de bulunuyor...
Ağustos ortalarına ışte böyle ulaştık... Zuhresiz günlerin gizeminde yaşamaya çalışıyordum...

Facebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş
Yazarın diğer paylaşımları;
Kadın hakları en iyi nasıl savunulur?