Hayır demek benim için çok zordu.
Çünkü hayır dediğimde insanların beni sevmeyeceğini düşünüyordum.
Birinin beklentisini karşılamadığımda kötü biri olacağımdan korkuyordum.
Sonra anladım:
Bir insanın benden vazgeçmemesi için kendimden vazgeçiyorsam, orada sevgi adına yaptığım şeyin içinde biraz korku da vardır.
Ben artık korkuyla “evet” demek istemiyorum.
İstemediğim bir şeye sırf kimse kırılmasın diye evet demek istemiyorum.
Yorulduğumda dinlenmek istiyorum.
Bir şeyi yapmak istemiyorsam bunu söyleyebilmek istiyorum.
Bir sınır koyduğumda kendimi suçlamak istemiyorum.
Çünkü sınır koymak sevgisizlik değil.
Bazen tam tersine, ilişkinin sağlıklı kalabilmesi için gereken şey.
İnsan kendisini sürekli tüketerek kimseye iyi bir hayat veremez.
Bir noktada içindeki kırgınlık büyür.
Ben o kırgınlığın içinde yaşamak istemiyorum.
Bu yüzden artık gerektiğinde “hayır” diyorum.
Ve öğrendiğim en önemli şeylerden biri şu:
Hayır dediğim için beni kaybeden herkes, aslında benim kendimi kaybetmem pahasına hayatımda kalmamalıymış.