Giriş yap! Hesap oluştur!
Nedir?
Ara
Şifreni mi unuttun?
14 Kasım 2019, Perşembe 18:04 · 29 Okunma
16 Gelen kişilerin devlet memuru olduğunu öğrendik. Ama - Sözümoki

16

Gelen kişilerin devlet memuru olduğunu öğrendik. Ama burada ne işi olduklarını pek anlam vermedik... Sonra muhtardan öğrendiğimize göre Çoruh nehrine baraj yapılacakmış... Ne diyeceğimiz ve ne yapacağımızı bilemedik bir süre... Sonra başka şeyler gibi bu da unutuldu...

Köyün kahvesine arada bir gelen ama her geldiğinde hikmetli sözler ve  hikayeler anlatan herkesçe sevilen ve sayılan molla Hüseyin lakaplı Hüseyin dayı ikindi olmadan ağır ağır kahvenin yolunda görülünce, milleti bir sevinç aldı ki sormayın gitsin.. Bahçedeki dut ağacına varınca bir iki soluk aldı ve bir kaç adim sonra her zaman oturduğu sandalyeye geldi ve yavaşça oturdu. Kısa bir hosbesten sonra sıcak caydan bir yudum aldı ve sözlerine şöyle başladı;
Bir ülkenin padişahı, su kıyısında  gezerken, balık yakalamak için oltasini suya atan,  gariban birini görerek ilgilenir ve adama: Oltana  ben burada iken ilk takılan şey ne olursa,  sana onun ağırlığınca altın vereceğim"der. Biraz sonra oltaya takila  takila ortası delik bir kemik takılır. Hükümdar balikciya ;Ne yapalım,  şansın bu kadarmış diyerek onu da alıp  sarayına  dönerler.
Saraya varınca adamlarına,  balikciya elindeki kemigin ağırlığınca  altın verilmesini emreder. Kemiği terazinin bir kefesine koyarlar  ve öbür kardeşine de altın koymaya başlarlar. 5, 10, 20, 50 diyerek altınları  koyarlar ama kemigin bulunduğu terazi kefesi yerinden oynamaz. Altınları doldurmaya devam ederler. Terazinin kefesi dolar taşar ama kemik tarafı yerinden kimildamaz. Bunda bir hikmet olduğunu anlarlar. Alım bir zat çağırıp bunun hikmetinin ne olduğunu sorarlar. O mübarek zat diye cümlesini tam surdureceklen ikinci çaylar gelmeye başladı. Molla Hüseyin konuşmasını sürdürdü.
O mübarek zat kemiğe baktıktan sonra su açıklamada bulunur:
"Bu kemik açgözlü bir insanın göz cukurudur. Siz bunu tartmak için bütün hazineyi koysanız yine yerinden oynatamazsiniz. Çünkü doymaz. Ama bir avuç  toprak bunu doyurur.Nitekim bir avuç  toprak alıp terazinin kefesine koyduklarinda,  terazinin kemik bulunan kefesi yukarı kalkiverir. der  Molla Hüseyin...
Konuşmasını bitirmesinin ardından yavaş yavaş yola koyulur. Önce çayları  parasını verir lakin kahvesi bunu almaz. Önceleri  de almaz di zaten... Siz caylarin parasını fazlasıyla ödediniz hocam der kahveci. Diğerleri de bunu onaylar gibi başlarını salarlar...
Sosenin başında bir iki kişiyle de selamlasan molla Hüseyin, bastonuna tiklata tiklata yoluna devam etti....

Facebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş
Yazarın diğer paylaşımları;
Bize mükemmel bir cümle kur?