Giriş yap! Hesap oluştur!
Nedir?
Ara
Şifreni mi unuttun?
22 Kasım 2019, Cuma 18:19 · 20 Okunma
24 Köyümuzun zamana yenik düşmeyen  bir de hanı mevcuttu.V - Sözümoki

24

Köyümuzun zamana yenik düşmeyen  bir de hanı mevcuttu.Vaktiyle buranın sahibi Hayrullah amcaydi. Yalniz buranin da degil buraya komsu cevizlikler, dutluklar ve  daha bir cok yerde onundu. Kadere bakın ki Allah bir evlat vermenisti. Yasli bedeni artik bu kadar yerle ugrasmayi mumkun kilmiyor o da anilarini ve yasadiklarini anlatarak kendini avutuyordu. Geçen gün eve giderken ona rast geldim... Bir selam verip gidecektim ama bırakmadı.. Duru ve akıcı Türkçesi ile anlatmaya başladı   Ha burada gördüğün han  Yavuz Sultan Selim döneminde yapılmış ve çeşitli dönemlerde tadilat yapılarak günümüze kadar gelmiş.  Haliyle  hanla ilgili aci tatlı hatıralar,  kesme taştan yapılmış hanın duvarlarına sinmiş gibiydi.  Han iki katliydi. Alt kat yük hayvanlarının dinlemesi icin ahir ve malların güvende olmasi için depo vazifesi gören yerlerden oluşuyordu. Bir gün irandan hali getiren bir Mirza adında bir kişi burada konaklamak için çıkageldi... Burada bi aralik duraksadi ve Iran da da çok Türk vardır. Mirza da onlardan biri... Söze  şöyle devam etti Hayrullah amca.   Mirza kilik kıyafetinden zengin bir aileden geldiği anlasiliyordu. Sigarasını  keyifle tutururken dağları uzun uzun bakmaktan kendini alamıyordu...  Hanın alt sokağında  o zamanlar köyün değirmeni vardi ve buranın emektarı Affan dede ve guzel kızı Gülşahta degirmenin sahibiydiler Onlar güne  erken başlarlar ve su degirmenin gürültüsü altında una dönüşecek buğday, mısır arpa,  çavdar ve daha bir çok çeşit tahilin çuvallarinı tek tek tek kontrol ederler ve yapılacak işleri sıraya koyarlardi  ve öğleye olunca da  atıştırmak bir kac parça yiyecek yemeye koyululardi. ..Mirza da  hava almak için  han dan çıkmış sokağın başından yürümeye başlamıştı... Dışarıda unutulan  ancak iki üç avuç olan  son çuvalı almak için degirmenin kapısına çıkan Gulsah i ilk kez o gün gördü Mirza... Gulsah farkında degilmis gibi yaptı  lakin adını bilmediği gencin  onu bir süre izlediğini anlamış olacak ki çuvalı kaptığı gibi değirmen kapısından bir hışımla girdi içeri...
Gulsahin aslında bir sevdiği vardı... Bazen kendisinden bile gizledigi oluyordu.  Yörede Selamoglu olarak bilinen ailenin  hayvancılık yapan oğulları Aşkına sevdaliydi. Askinin ise bundan hic mi hic haberi yoktu. Aşkın guzel kaval çalan, kimi zaman Karacaoglan dan kimi zaman da Yunus Emre den şiirler okuyan, yaşıtlarına hiç benzemeyen coşkulu ama  bir o kadar da duygusal bir gençti. Aslında köyün tüm kızları onu onu içten içe sevmekteydi. Ama  Aşkın onlara hic yüz vermez kimi zaman da onları terslerdi.
Aşkın hayvanlarını kavalının yanik ezgileri ile otlatirken cesme başında  Gulsah a rast geldi. Bir süre gönülleri  konuştu. Çeşme şahit, testilerin soğuk suyu  da... Bir sevda otagi gönülleri en derin yerine kuruluverdi... Gunler günleri kovalaya dursun Mirza,  handan ayrılıp  yeniden düştü yollara ama gönlü burada kalmıştı... Bunu biliyordu. Bir yıl oldu olmadı Mirza uzun günler kimi zaman dağ aştı kimi zaman caylarin soğuk suyundan geçti. Nihayet köye vardı ama  bu kez hana değil de değirmene doğru yürümeye  başladı... Yanında bu kez biri daha vardı. Görünüşe bakılırsa bu kahyaydi... Bir kaç adim sonra degirmenin kapısını tiklattilar. Ses seda yoktu. Kime baktin evlat sesi ile başını yana çevirdi ve degirmenciye bakmıştım dedi bir çırpıda. Affan dede bu hafta değirmene hiç gelmedi. dedi ince sesi adam. Adamın görünüşüne bakılsa bu ses ona ait değilmiş gibiydi... Birşey demeden hana gitmeye karar verdi... Ne olmuştu da Affan dede yoktu ortada. Merakına yenik düşüp bu kez Affan dede  hanciya sordu. Hancı da kızını evlendirecek onunla meşgul olduğunu için değirmene gelmez oldu bir süredir... Mirza, Gulsah i tamamiyle kaybedebilirdi. Bir çare bulmaliydi. Ama ne? Kahya soze atıldı kızı kaciralim dedi. Mirza ise onu duymamazlıktan gelir gibi yaptı anlaşılan aklında başka bir fikir vardı... Düğünden önceki gün Mirza öfke ne hınçla dolu bir şekilde hanın tahtalarinda bir oraya bir buraya hızlı hızlı yürüyor ve ne yapması gerektiği ile ilgili planı kafasında kurguluyordu...
 Elinde silahı  pusuda bekleyen Mirza, Selamoglunun evlerini gören gören bir yerde beklemeye başladı. Amacı Aşkını vurmakti... Kahyasi ise handa olan bitenden habersiz beyinin gelmesini bekliyordu... Derken Aşkın uzaktan göründü. Hemen yanında Gulsah ve aileleri ve büyük bir kalabalık vardı... Dogru anin geldini düşünerek silahını tetigine basti ve buyuk bir feryat koptu... Güzeller güzeli Gulsah kanlar içinde yerde uzanmış yatıyor ve aglayanlar feryat figan ediyorlardı. Bir aralık herkes silah sesinin geldiği yöne baktılar... Hücuma geçen nefesler gibi birbiri ardınca kosmaya basladilar. Mirza o anda tetiğe bir kez daha basti bu kez Aşkın vuruldu... Mermisi bitinceye kadar bes kişi de yaralandı... Tum köylü Mirzayi linç ederek öldürüldüğünde cesedi, bir gece vakti herkes uykudayken kahyaya gizlice bulup atına attığı gibi tozu dumana katip gözden kayboldu...
Hayrullah amca sözlerini tamamlamış olacak ki duraksadi. Ve bu hanın hikayeleri bitmez Tahir,  sen de bir gün birine sevdalanirsan onu ölümüne sev. Gerçek ise sevdan şayet ölüm bile ayıramaz seni sevdiğinden  dedi... Ve izin isteyip eve doğru yürümeye başladım...
...

Facebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş
Yazarın diğer paylaşımları;
Uzaydaki kara delikler hakkındaki görüşün?