Giriş yap! Hesap oluştur!
Nedir?
Ara
Şifreni mi unuttun?
37 Ekrana Sığdırdıklarımız - Sözümoki
30 Mart 2026, Pazartesi 22:59 · 5 Okunma

37 Ekrana Sığdırdıklarımız



O eski tüplü televizyonların 37 ekranına neler sığdırmadık ki…

Komşuluğu sığdırdık mesela. Kapılar açıktı, çaylar demliydi, televizyonun sesi sokağa taşardı. Akşam ezanıyla birlikte uzanan sofralar, iki kapı ötedeki komşunun getirdiği böreğin kokusu… 37 ekranın loş ışığında aynı dizinin finalini bekleyen onlarca ev, aynı anda ağlar, aynı anda gülerdi. Mahalle kahvesinde “şu karakter ne yapacak” telaşı, ertesi sabah okulda, işte taptaze bir muhabbet olurdu.

Merhameti sığdırdık. Ekranda ağlayan bir çocuk görünce hep birlikte hüzünlenir, haksızlık olunca avuçlarımız terlerdi. Bir teyzenin yardım çığlığı duyuldu mu, mahalle ayağa kalkardı. Merhamet sadece televizyonda değil, evimizin önündeydi, sokağın başındaydı. “El elden üstündür” diye bilirdik, verirken de alırken de mahcup dururduk.

Hoşgörüyü sığdırdık. Herkesin derdi ayrıydı belki ama aynı apartmanın merdivenlerini paylaşmak, aynı sokağın havasını solumak yeterdi birbirimizi anlamaya. Çocuk gürültüsüne, yaşlı sabrına, delikanlı hevesine yer vardı. Düşünce farklıydı ama muhabbet aynıydı. Kimse kimsenin ekranına, sofrasına, hayatına buyruk veremezdi ama herkes bir diğerinin derdine ortak olurdu.

Şimdi her şey dijital. Her şey otomatik.

Kapılarımız şifreli, komşumuzun adını bilmiyoruz. Merhamet bir “beğen” tuşuna sıkıştı, yüreğimizden önce başparmağımız harekete geçiyor. Hoşgörü ise algoritmaların arasında kayboldu; aynı fikirde olmadığımızı hatırladığımız anda “engelle”ye basıyoruz. 37 ekranın yerini uçsuz bucaksız dijital duvarlar aldı ama o duvarların ardında giderek yalnızlaştık.

Peki, sahi, biz neyi unuttuk?

Unuttuğumuz şey, insanın yanında olmanın sıcaklığıydı. Göz göze gelip “nasılsın?” diye sormanın iyileştirici gücüydü. Bir derdi paylaşmanın, ekranın öteki tarafındaki gözyaşına kâğıt mendil uzatmanın tarifi yoktu. Oysa şimdi her şeyi ekranlardan takip ediyor, hisleri emoji’lerle sınırlandırıyoruz. Duygularımız bile hazır paket: “ağlıyorum” sticker’ı, “çok üzgünüm” butonu…

Belki de unuttuğumuz en büyük şey, durmak, beklemek, tahammül etmekti. Otomatik olan her şey hızlı, bizse aceleyle tükeniyoruz. Dijital olan her şey soğuk, bizse ısınmaya hasret kaldık.

O 37 ekranın başında yan yana otururken aslında sadece bir program izlemiyorduk. Birbirimizi izliyor, birbirimizi duyuyor, birbirimize dokunuyorduk. Şimdi milyonlarca kanal, sınırsız içerik var ama ortak bir duygumuz yok. Aynı anda aynı şeye ağlamıyor, aynı sevinci paylaşmıyoruz.

Belki de yeniden hatırlamanın zamanıdır. Teknolojinin soğuk yüzüne inat, insanın sıcaklığını. Dijital ne kadar hızlı olursa olsun, bir insanın yüreğine ancak yüreğimizle dokunabileceğimizi.

O 37 ekrana sığdırdığımız komşuluğu, merhameti, hoşgörüyü şimdi kalbimize sığdırmanın vakti geldi de geçiyor.

Belki de unuttuğumuz tek şey, aslında birbirimize muhtaç olduğumuzdu.

Yazarın diğer paylaşımları;
Sözümoki Mutlaka Bilinmesi Gerekenler
Garanticilik sence akılcılık mı, yoksa korkaklık mı? Neden?
X

Daha iyi hizmet verebilmek için sistem içerisinde çerezler (cookies) kullanmaktayız. "Çerez Politikamız" sayfasından daha detaylı bilgilere erişebilirsin.

Anladım, daha iyisini yapmaya devam edin.