Giriş yap! Hesap oluştur!
Nedir?
Ara
Şifreni mi unuttun?
09 Aralık 2019, Pazartesi 15:29 · 38 Okunma
37 Son günlerde  tasköprüye daha sık gider olmam  dedemin - Sözümoki

37



Son günlerde  tasköprüye daha sık gider olmam  dedemin gözünden kacmamisti.Icimde büyük bir sıkıntı vardı... Ruhum kör kuyularda dolanip daha derinlere gidiyordu sanki... Aklım fikrim Zuhre olmuştu... Harmana bile gitmez  olmuştum.  Bazen bu dağların arasında bir tek Zuhrenin varlığı için  katlanmam  bir imtihandan başkası olamazdı...  Bana bir akşam dedem su hikayeyi anlatmaya başladı :
Zamanın birinde bir padişah varmış. Zenginliği ve adaleti ile tüm ülke ve civar ülkelerde konuşulurmuş... Ama bu padisah bir gün ne olduysa zalim ve acımasız bir hukumdara  dönusmüş. Kimse,  hükümdarların  birden bire neden böyle zalim ve acımasız birine dönüşmesine bir anlam verememiş... Günler böyle geçip giderken bir gün ülke komşu ülkeye saldırmış... Bir çok şehir ve kalede masum insanlar öldürmüş... Ülkedeki herkes üzgün ve çaresiz bir şekilde bu durumun ne zamana kadar süreceğini merak ediyormuş... Ülkenin kasabasındaki bir hana  bir gün nur yüzlü bir derviş gelivermis... Bir asa bir de küçük bir azik. Işte tüm eşyası buymuş... Geceyi handa yıldızlara bir süre bakıp geçirmeden evvel yatsı nanazini kılmış bu derviş... Ardından pencereye bir süre daha bakmayı sürdürmüş... Işte o anda bir aralık kapanan gözleri ile bir rüya görmüş derviş... Rüyasında bir  imkansız  aşk  ile orduların pusuya düşürüldüğü ve ardından ülkenin felaketini görmüş...

Ertesi gün hukumdarla gorusmek icin sarayın yolunu tutmuş ve nihayet saraya kapısına varmış  lakin bu dervisi muhafizlar iceriye almamislar...
Padisah bahçede kara kara düşünürken birden bu dervisin sesini duymuş ve içeri buyur etmiş ve derken kendini tanittiktan sonra gördüğü rüyayı anlatmış...
Padisah ne yapacağını sormuş...
Derviş başlamış konuşmaya :
-Sultanim demis. Siz Gürcü kralicesine sevdalandiginizdan bu yana artık savaş kazanamazsiniz. Çünkü aklinizla değil gonlunuzle karar verir olmuşsunuz. Bu aşk gonlunuzde bulunduğu surece herkese karşı katı ve acımasız yonetiminiz sürecektir... Çünkü bu kraliçenin size yolladığı tüm mektuplar hiledir. O mektuplari hiçbir zaman o yazmadı... Veziri  yazdı siz hep aldandiniz... Savaşta size gönderilen mektuplara da dikkat ediniz dedi ve sarayın kapsindan çıkıp gitti...
Ertesi gün Padişah, dervisin geleceğini beklemiş lakin gelmemiş derviş... Padisah ne yapacağını bilemeden günler günleri kovalaya dursun, düşman kuvvetler sarayı kuşatmış. Padisah ve saraydakiler hiç çatışmadan  teslim olmuş ve zindana atilmislar... Zindanda uzun süre hapis hayatı yaşayan padisah artık sonunun geldiğini anlamış ve idam edilecek günü beklemeye başlamış... Kraliceye tutkun derecesine sevdalı olan padisah son anda bile yüreğinden bunu atamamış... Belki de onu felakete sürükleyen tüm bu mektuplari kafasında çok farklı bir şekilde hayal etmişti... Tabiri caizse bu aşk gözünü kör, hayatını zindan etmişti. Şimdi kaldığı zindan onun hayatında sarayın en baş kosesiydeydi hep ama farkında değildi...
Sonunda Kraliçe ile anlaştı ve taviz vererek ülkesine döndü. Ama halkı artık onu hükümdar olarak görmüyordu... Büyük pişmanlık duydu bu halinden... Bir ülkenin mahvina sebep bu imkansız aşk sebepti... Ülkeyi oğlu yönetiyor ama kendisine hickimse bir sey danismiyordu...
Birkaç yıl sonra sarayin dışında küçük bir evde yaşamını sürdü. Hapis değildi ama tecrit hayatı sürüyordu adeta...

Dedem bir süre süre sustu ve sözlerine şöyle devam etti :
Aşk dunya kurulduğu günden beri
hep başrolde oldu... Kimini ağlattı kimini sevindirdi kimine ümit verdi kimine acı... Ama kimse vazgeçmedi ondan, vazgeçmeyi çok denedi bazı  kimseler... Öyleleri çıktı ki bir değil bin ölümü göze aldı,  candan geçti... efsanelesti. Aslında her aşk, kendi sevdasinin efsanesidir.
Tahirim,  biricik evladım! Güzel torunum, gecenlerden kilimi dokuyup bize hediye eden  o kıza sevlandigini biliyorum... Şunu unutma herşeyin bir saati vardır ama aşkın yoktur... Gönlündeki sevdanın iklimi ve mevsimi yoktur...

Ama herşeyde bir hayır vardır...
Mevlam neylerse güzel eyler dedi ve omuzuma dokundu. Ardından kapiya yöneldi... Kapı acı bir gicirtiyla açılıp beni kendime getir gibi olmuştu... Içime bir ferahlık vermişti. dedemin anlattığı  bu hikaye ve bu anlattıkları...
Dolunay , dağların ardından yükselince uykuyu unutur olurdum nu saatlerde ama bu gece gözüme perde inmiş gibi bir ağırlık çöktü gözlerime...
...

Facebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş
Yazarın diğer paylaşımları;
Kitaplığında bulunan kitap sayısı?