Giriş yap! Hesap oluştur!
Nedir?
Ara
Şifreni mi unuttun?
24 Aralık 2019, Salı 22:42 · 36 Okunma
47 Her kış başında Buyuk Dağda  kaybolduğu rivayet edilen  - Sözümoki

47

Her kış başında Buyuk Dağda  kaybolduğu rivayet edilen  bir at hikayesi gelir aklıma... Zira gecen kış 16 Aralıkta atinı yana yakıla arayan Durmuş Duran dayı köyümüze misafir olmuştu  Durmuş dayı  köy köy kasaba kasaba demeden heryerde bu atı aramaktaydi... Köy kahvesinde meraklı kalabalığa aldırış etmeden derdini dili döndüğünce anlatiyordu... Hiç bir şeye üzülmüyorum da bu atın  heybesinde bir emanet vardi şimdi o emanet sahibini bekler. Bu içime dert oldu. En çok ona üzülüyorum dedi Durmuş dayi...  Bir süre öylece pencereye bakti. Durmus dayinin  anlattıklarına kahvedekiler cok üzüldüler... Dışarıda kar etkisini iyiden iyiye  arttırmıştı biraz önce...Bu gizemli at neredeydi ve
heybesinde bu kadar ne olabilirdi ki... Durmuş dayiyi köy misafirhahesine ağırlamak için Muhtar söze ilk ve son kez karışmıştı...
Dedem boz katira yüklediği odunlari meregin yanına indirmişti... Soluk alisverinden bir hayli yorulduğu anlaşılan boz katir iyi bir dinlenmeyi çoktan haketmiş olduğu anlaşılıyordu... Dedem boz  katirin yanağını okşadı ve sevgiyle bir süre onu izledi... Ardindan dedem,  indirdigi odunlari balta ile kesmeye
koyuldu... bir iki odun kesti kesmedi
yeni dogan yavru dananin bulundugu ahirin içinden bogulmaya benzer sesler duyulmaya başladı. Dedem elindeki baltayı bırakıp, yavru dananın bulunduğu bölüme gitti. Minik dana gözlerini portleterek
dedemeye bakiyor ve boğuk boğuk sesler çıkarıyor bir yandan da minik dananın vücudu kasılıyordu...Bir an panikleyen  dedem neneme seslenmeye başladı... Kapıyı açan nenem minik danaya yaklasti ve bir sure sonra minik dananin ne sorunu olduğunu bir bakışta anladı... Yaşından beklenmeyen bir ceviklikle eve girdi ve kiler dolabindan zeytinyagi şişesini kaptı. Ve doğruca minik dananin yanına vardı. Dedem, nenemin bu zeytinyagi ile ne yapacağını meraklı gözlerle beklerken nenem,  minik dananin  ağzını bir eliyle açmaya çalıştı ve biryandan da zeytin yagi sisesindeki yagi minik dananin ağzına boca etti... Gözlerini portleterek bir o yana bir bu yana hamle yapar gibi bir ara hareketlenmeye çalıştı... Minik bedeni yorulmuş gibi yere birden düşüverdi.... Ertesi gün dedem ve nenem yavru danaya bakmaya gittiler... Yerinde duramayan minik dana gayet sağlıklı görünüyordu...
Muhtara bir ihbar gelmişti akşam üstü civar köylerden birinden...Yaralı bir at bulmuslardi. Bu belki de  Durmus dayinin aradığı at bu olabilirdi... Ama dedem hariç kahvedeki herkes bu zavallı adama adama  vakitsiz bir haber vermişti... Ama bu haber veriş şekli mujde verir gibi oldu ki bu büyük bir hataydı...
Ertesi gün Durmuş dayı, muhtar ve jandarma çavuşu atı bulan köylü ile buluşmaya gittiler... Ama bu haberi veren köylü şimdi, bu üçlü karşında büyük bir mahcubiyet duyuyordu... Zira akşam gördüğü at ipi kırıp kaçmış ve nerede olduğundan kendisinin de haberi yoktu... Jandarma çavuşu sayıp soverek bir kac söz söyledi... muhtar kızgın bir bakış attı... En tuhaf olanı ise Durmuş dayinin ruh haliydi... Dünyanın sonu gelmiş gelmiş gibi bezgin ve derin düşünceli bir yapısı vardı. Tek bir söz demeden yürümeye başladı Durmuş dayı...
Az once tozak kar atmaya başladı. Bu aslında iyiye haber değildi... Zira tozak karın ardından kar hep hızını   artirirdi....  Jandarmaya çavuşu, muhtar, ve Durmuş dayı kahveye ulastiklarinda  lapa lapa yağan  kardan taninmaz hale gelmişlerdi...
Ocak ayının ortalarına doğru Durmuş dayı bir gece ortadan kayboldu... Tüm köylü bu kez Durmuş dayiyi aramaya koyulduk.
...

Facebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş
1 kişi beğendi ·
Yazarın diğer paylaşımları;
Ülkende turistik gezi yaptığın ve en beğendiğin 3 il ve yerler nereler?