Giriş yap! Hesap oluştur!
Nedir?
Ara
Şifreni mi unuttun?
26 Aralık 2019, Perşembe 23:28 · 102 Okunma
48 Durmuş Dayiyi günlerce aradık dur durak bilmeden. Ama b - Sözümoki

48

Durmuş Dayiyi günlerce aradık dur durak bilmeden. Ama bir  iz bulamadık ne yazıkki...
Durmuş dayı da atı gibi sırra kadem basmıştı anlaşılan...
Kış bitmiş ve yerini  ilkbahara bıraktığı günlerde bir haber duyuldu köyde. Durmuş dayı nin atı Büyük Dağı yamacinda karların erimesi ileyle ortaya çıkmıştı. Zavallı at  birkaç adımdan sonra soğukta donmustu. Uzun geceler yağan kar örtüyle gözden kaybolmuştu. Taki bugüne kadar... Köyün çobanların atın ölüsünü vakit kaybetmeden muhtara haber verdi. Ama atın üzerinde Durmuş dayinin emanetinin   bulunduğu heybe yoktu. Peki heybe neredeydi. Yoksa birimi almıştı veya nerede kaybolmuştu... Atın bulunabilecegi heryere bakti tüm köylü lakin heybe bir türlü bulunamadı...
Köydekileri uzun bir süre meşgul eden bu meşum olay bir süre sonra tamamiyle unutuldu... Ta ki yaz  başında Coruhun  nazlı nazlı akişının  nadir olarak yavaşladığı sığ bir yerde  sazlik otlarinin arasina sıkışmış ve  ıslanmış bir heybe bulunduğu haberi tüm köyde heyecan yaratmıştı. Kahvedekiler taskopruyu hızlı hızlı yürüyerek geçip soylendigi yere geldiler... Hulusi amca islanmayi göze aldı ve parçalarını bile sivamadan suya girdi ve heybeyi çekip aldı...   heybenin icine iyice baktılar lakin  birşey bulamadılar. Tüm köylü kahveye eli boş dönmüştü...Keyifsiz bir güne uyanan  insanın homurtusuna benzer bir ruh halini andırıyordu koydekikerin şu  anki hali...
Kahvede bulunanlardan biri köye yeni gelmişti. Adı  Alaaddin Çakıroğlu idi...  Uzun  gurbet yıllarında  köyüne büyük özlem duymuştu Alaaddin Amca... Nihayet gelmişti köyüne lakin bıraktığı köyüne çok uzaktı... Vaktiyle kimseye birşey danismazdim ve bir de para hırsı yiyip bitirmiş beni...
Köydekilere şu hikayeyi anlatmaya başladı:
Padişahın yakınlarından bir beyin çok güzel bir atı vardı. Bir gün o ata binip padişahın alayına katıldı. Padişahın gözü, ansızın o ata takıldı. Böyle bir at kendi sürüsünde yoktu. Atın çalımı, rengi padişahın gözünü aldı, attan gözünü ayıramıyordu. Çevikliği, güzelliğiyle beraber atta padişahı çeken bir şey vardı. Önce önemsemek istemedi ama, gönlü atı istiyordu.
Padişah geziden dönünce, vezirine durumu açtı. Yolda bir at gördüğünü, derhal gidip o atı, sahibinden alıp, getirmelerini emretti.
Padişahın adamları, hızla atın sahibi beyin yanına geldiler. Padişahın atı çok beğendiğini, ne fiat isterse hemen vereceklerini bildirdiler. Bey, beyninden vurulmuşa döndü. O güzelim, canı gibi sevdiği atını padişah istiyordu ha! Ne yapacağını, ne söyleyeceğini şaşırdı. Padişahın adamlarını oyalamak için onlara yemek ikram etti. Onlar yemeklerini yerken İmadülmülk aklına geldi. Hemen durumu ona danışmalı, ondan akıl almalıydı. Çünkü o, zamanın en bilgini, en akıllısı, en güzel ahlaklısıydı. Kaç kere vezirliği bırakıp, ibadet için uzlete çekilmişse de padişah ona yalvararak izin vermemişti.
Atın sahibi üzüntülü bir halde İmadülmülk'un yanına koştu.
- Ey benim en büyük yardımcım! Yardımına ihtiyacım var. Padişah benim herşeyden daha çok sevdiğim atımı istemiş. Onu alırsa ben yaşayamam. Her şeye dayanırım da atımın elimden alınmasına dayanamam. Bey hem söylüyor, hem ağlıyordu. İmadülmülk, beyin bu halini görünce gözleri yaşardı. Ona yardım etmeye karar verdi. Doğru padişahın huzuruna gitti. Bir taraftan Cenab-ı Allah'a:
- Ya Rabbi! Genç bey padişaha karşı gelmekte hata ediyor ama Sen yine de ona yardımcısı ol diye yakarıyor, inşaallah atını padişah almaz diye dua ediyordu. 
O sırada seyisler, beyin o güzel atını padişahın yanına getirdiler. İmadülmülk gerçekten de eşine nadir rastlanan bir at diye düşündü.
Padişah, bir müddet ata hayran hayran baktı, yüzünü imadülmüle döndü.
- Ey büyük insan! Güzel bir at değil mi? Sanki yeryüzünden değil de, cennetten gelmiş.dedi.
İmadülmülk:
- Padişahım! Ata gönlünü öyle kaptırmışsın ki, hatalarını göremiyorsun. İyice bir bak bakalım. Aslında çok güzel, çok çevik bir at ama bedenine göre başı kusurlu. Başı adeta öküz başına benziyor.
Padişah fikirlerine her zaman hürmet ettiği İmadülmülk'den bu sözleri duyunca at, gözünden düştü. Padişah:
- Doğru söyledin! Artık eskisi gibi güzel göremiyorum. Bunu sahibine geri verin dedi.
Padişah, at hakkındaki bu yermeyi bir kerecik duymakla gönlü attan soğudu. Kendi gözünü ve aklını bıraktı, İmadülmülkun sözünü kabul etti.
Öğütler:
* Kişinin her gördüğüne sahip olmak istemesi müsrifliktir.
* İnsan danışacağı kimseleri iyi seçmelidir. 

...

Facebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş
1 kişi beğendi ·
Yazarın diğer paylaşımları;
Adolf Hitler 5 yaşındayken öldürmen için sana verildi, öldürür müydün öldürmez miydin? Neden?