Giriş yap! Hesap oluştur!
Nedir?
Ara
Şifreni mi unuttun?
29 Ocak 2020, Çarşamba 20:39 · 265 Okunma
62 Yusufeli Corgenisli Mustafa Pehlivan ve Zaviskali Husey - Sözümoki

62


Yusufeli Corgenisli Mustafa Pehlivan ve Zaviskali Huseyin Pehlivan

Taskopru den gelip geçen insanların en coskulu olanlari belki de pehlivanlardi. Güreşlerin yapıldığı zamanlar şölen zamanlarindan farksızdı. Kahvedekilerin hemen hepsi gencliginde güreş tutmuş ve güreş hikayeleri dilden dile anlatilirdi. Onlardan biri de Kerem Camdagi dedeydi. O gencliginde çok güreş tutmuştu ve şimdi ancak o güzel anıları gençlere anlatmayla kendini avutuyordu.Söze şöyle başladı:" Davul-zurna güreş havaları çalmaya başlayınca, genci, ihtiyarı, kadını, erkeği yani yediden yetmişe herkesi bir heyecan, bir coşku kaplar, bakışlar değişir, içler tatlı bir ürperti ile dolar, bir heyecan kasırgası sarar ki insanı, anlatılamaz. Halk güreşin yapılacağı tarlanın, sahanın, meydanın etrafını halka biçiminde sarar, büyük bir vecd içinde güreşi seyre koyulur.
Güreş sabahtan akşama kadar dahi sürecek olsa ilgi asla azalmaz, açlık susuzluk akla gelmez, sıcağa ya da yağmura aldırış edilmez. Yenen kadar yenilen güreşçi de bağra basılır, sevilir ve alkışlanır.
Yiğit delikanlıların er meydanlarında göstermiş olduğu cesaret, dirayet ve türlü güreş oyunları, ak saçlı nineler ve dedeler tarafından torunlarına anlatıla anlatıla gerçek bir kültür mirası olarak günümüze ulaştırılmıştır.
Yüzyıllarca meydanlarda yalnızca karakucak güreşlerinin yapıldığı Yusufeli'nde, 1936 yılından itibaren karakucak güreşlerinin yanı sıra minder güreşleri de yapılmaya başlandı.
Yusufeli namlı ve sırtı yere gelmez pehlivanlar şehridir... dedi ve devam etti.
"Hazreti Hamza kutsanarak başladığı sanılan Yusufeli güreşlerinin başlangıcı tarihin derinliklerinde saklıdır. Ancak şu varki  Yusufeli nüfus bakımından ülkemizin beş binde biridir. Türkiye'nin hiçbir yöresinde, nüfusuna oranla bu kadar sayıda güreşçi yetiştiren, bu denli yoğun başarılar elde başka bir ilçe yoktur.

Yusufeli de  güreşlere  başlarken cazgırın coşturucu söylemi şöyleydi:
Pirimiz Hamza Pehliva
Aslımız neslimiz pehlivan
İki yiğit çıkmış meydane
İkisi de birbirinden merdane.
Birine derler …. Pehlivan
Mandayı dalından atar!
Çeker gönünü yırtar!
Ötekine derler …. Pehlivan
Tozu dumana katar
El yerde diz yerde
Haydi aslanlar güreş tutun düz yerde
Altta kalırsan yerinme
Üste çıkarsan sevinme

Rusya'nin değişik yörelerinde güreş yaptığı halde sırtı yere gelmeyen Çörgenisli Mustafa Pehlivan, uzun zamandır başpehlivanlığını sürdüren, askerken şampiyon olan Maksut Arslan, on yıl Artvin'in başpehlivanı olan Ersisli (Kılıçkayalı) Hüseyin Pehlivan, ondan başpehlivanlığı alan, 3.ordu birincisi,Demirkentli Faik Eken, yine Demirkentli minder güreşinin unutulmaz isimlerinden Mehmet Sosanoğlu Yusufeli'nin yüz akı olmuşlardır.
Bunlar içinde en ünlü olan pehlivani Corgenesli Mustafa pehlivandir.Asıl adı Mustafa Akdağ dir.1899 yilinda Corgeniste dogmustur. Ilk defa Tiflis'te fırın işçisi olduğu dönemde güreşle tanismistir. Gürcü patronu onun gücünü kuvvetini görünce güreşe yönlendirip gelismesine maddi manevi destek vermiştir. Sonrasında Balkan Şampiyonu olmuştur. Koca tepesiyi iki parmağıyla tutup götüren bir yigitttir.  Bu dönemde kısa sürede kendini göstermiş ve sırtı yere gelmemiş bu dönemden sonra köyüne geri dönmüştür.

Bir gün Yusufeli hükümet konaginin önünde Türkiye güreş şampiyonası yapilmaktaydi. Pesrev çekerken meydanda tur attikca sismeye başladı ve pazulari kabardı. Sanki pazularinda bir karpuz vardı patlamaya hazır... 
Şükrü Çakal'in anlattığına göre  bir zamanlar Erzurum'da Erzurum valisi ve eşi makam arabasına biner ve şoför arabayı çalıştırır lakin araba yürümez Corgenisli arabayı arkadan iki eliyle aracı havaya kaldırınca tekerlekler boşalır ve hareket etmez ve vali bey arabadan iner ve canı sıkılsa da esi bu kişinin odullensirilmesini vali bey söyler  ve corgenisli ye Erzurum'da kadro verilir.
 1951 yılına kadar güreşe devam eden Corgenesli Mustafa pehlivan yenilmez pehlivan olarak ün salmistir. Onu tanıyanlar ve güreşini izleyenlerin dediğine göre boylu poslu bir pehlivandi. Yasli halinde bile Pesrev yapıp sonra da adelelerini  sisirmesi ile o zayif adam birden bire canli bir delikanliya döner ve bu görüntü izleyicileri adeta buyulerdi. Corgenisliyi cevre illerden bile tanimayan yok gibiydi. O yaslanmasina karşı güreşten kopmuş değildi. Toplantılarda ve bayramlarda davul ve zurnalar çalınca güreşler tutulunca halkı costurmak için corgenisli mustafa pehlivan da er meydanında görmek isterlerdi.
Rivayet edilir ki corgenisli çocukken çobanlık yaparken dağda uyur ve Allah tarafından bir rüya görür ve buna iki camis kuvveti tam üçüncü camis ında boynuzu eksik kuvveti verilmiş ve bir de dua ogretilmistir. Evlerinin önünde bir kaya varmış dua edince o kayayı kaldirirmis ve kaldırınca da güreşe gidermiş. Kaldirmazsa gitmezmis ama gerçekten sırtı hiç yere gelmemiş.
Yusufeli de karakucak guresleri yapılır ve onun da fotograflari basilip cogalirdi ve zamanin fotografcisi Foto Hikmet iki buçuk liraya satıp ona yardımda bulunurdu. Fermanını taktı duasını yaptı ce pazulari güvercin gibi sisip iniyordu. O gün Cadircini kahvesinin önünde sordular kac yasindasin diye. O da soruyu soran Munip Cadirci'ya kac yaşında gorunuyorum dedi Munip abi de elli deyince hiddetlendi ve ben elli yaşında olsam şimdi guresirim dedi seksen yaşındayım dedi..."

Kerem dede anlattıkça kahvedekiler o ani yaşıyormuş gibi coşkuya kapildilar... Ölen pehlivanlara Allahtan rahmet dilediler kalanlara ise sağlık ve hayırlı bir ömür dileyerek sözlerini tamamladı Kerem dede....

O akşam dedem Corgenisli Mustafa Pehlivanin güreşini yerinde izleyen dedem cihana onun gibi bir yiğit bir daha zor gelir dedi. Inşallah gelecek nesiller onun tanidikca onun başarılarını hiç bir zaman unutmayacak dedi...

Dedem vaktiyle genc bir delikanli iken harman yerinde güreş tutarken henüz gönlünde kimse yokmuş ve köyün
kadınları böyle bir yiğidin gönlünde acep kim ola diye soylenedursun dedem nenemi görünce sevdalanmis ve köyün kadınlarının nenemin aşağılayıcı sözlerine nazire yaparcasına gurestigi bir gün rakibinin sırrını yere serdi ve kendini izleyen kalabalığa dönerek:
"Bu can bu tende oldukça
bu beden ona
kurban olsun "dedi ve kalabalıktakı homurtu kesildi ve herkes evlerine dağıldı....
Bir harman yerinde Zuhre'nin guzel yüzünü ararım bu hikayeden sonra... Belki ben de dedem gibi ona soyleyemedigim sozleri bir cirpida söyler ve bu yürek yangınından belki de kurtulurum... Kimbilir....

Facebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş
3 kişi beğendi ·
Yazarın diğer paylaşımları;
Amerika, "Çin Tiktok'un bir kısmını bize satmazsa erişime kapatacağız" diyor. Yorumun nedir?