Giriş yap! Hesap oluştur!
Nedir?
Ara
Şifreni mi unuttun?
02 Şubat 2020, Pazar 18:28 · 50 Okunma
63 Yaz geldiğinde ilkbaharın mis kokulu çiçekleri tepeleri - Sözümoki

63

Yaz geldiğinde ilkbaharın mis kokulu çiçekleri tepeleri süslemeye devam ederken ben de sanki Zuhre az sonra gelecekmiş gibi altinotu toplamaya koyuldum. Zuhre'nin aşkından mevsimleri görmez zamanı hissetmez ve ne yapacağımı bilemez olmuştum O kadar toplamisim ki nenemin aşotu  toplamam için verdiği sepetin dolduğunu farketmedim.Aşotu'nun enfes kokusu yanliz yemeklere yakişmıyordu bence... Aşotu'nun bir tepe de mola aninda kokusunu hissetmek, taşların arasında büyümesini görmek de diğer guzellikleriydi... Eski Mısır papirüsleri, Çince ve Sanskritçe metinlerde sağlığa yararlı etkilerinden övgüyle söz edilen asotu sadece ayran aşında değil, bir yaz sabahında, hafif yayla serinliği eşliğinde, kahvaltı sofrasindaki peynire eşlik edebilecek en güzel şey... Maalesef pek bilinmez bu ot. Ayrıca Arabistan'da her markette mevcut olan aşotu, orada yaşayan hintlilerin çok fazla kullandığı bir bitki... Galiba görünüşü dikkat çekmeyen ama enfes kokusuyla köyde  herkesin bildiği bu ot, köyümüze Allah'ın verdiği nice güzelliklerden sadece biriydi...
Aşotu'nu topladıktan sonra dönüş yolunda bir süre köyün dağlarını izledim. Güneş, tepeleri adeta fotoğraf gibi çeken son görüntüsünde tüm geçmişte yasadiklarim bir bir aklıma geldi... Küçük bir çocukken en çok merak ettiğim şu dağların ve şu karikulde tabiatın  bir benzeri da varmiydi sorusuydu... Umursamaz vasaklarin, inatçı çengel boynuzlu dağ keçilerin, uykusunda uveyiklerin, otusunde ur kekliklerin... gözü kara atmacalarin, sevimli boz ayıların, ürkek sazlik tavuklarinin... Daha sayamadigim o kadar çok tabiat dostum var ki...
Yazin bitimine çok var ama ben Zuhre'yi bir daha nerede ve ne zaman  gorecegimin  sorusunu arıyordum bir süredir... Onu görmek için Yusufeli'ne mi gitsem yoksa yaylalarin ruha dokunan türküsünü mu dinlesem... Bilmiyorum bilmiyorum...
Akşama doğru eve gittiğimde bir misafirimiz olduğunu görmem uzun sürmedi. Divana dedem gibi oturan bu dayı da neyin nesiydi... Bu dayinin siması hiç yabancı gelmedi zira dedeme benziyordu ve ben onu ilk kez görüyordum. Yoksa dedemin bilmediğim bir kardesimiydi. Dedemin ona bakışını bir süre izledim. Sanki onu sevmediğini kendine kabul ettirmek istiyor gibi bir hali vardı. Söze dedem başladı :
-Neden geldiğini biliyorum Sahruk dedi ve devam etti "bir kac yıl önce de gelmistin. Yine olmaz demiştim.Bu sefer paran suyunu çekmiş anlaşılan "dedi ve tam hiddetlenecekken birden bire susuverdi. Dedem neden bahsediyordu. Ne olmazdı. Bu dayı dedemden ne istiyordu. Kafamda cevapsız bir sürü soru vardı. Nenem de olan bitenin saskinligiyla suspus olmuş ve konuşmaları bir köşeden dinliyor ve neler olduğuna anlam vermek istiyordu...
Ben yarım saate yakın süren bu biten konuşmadan bir şey anlamadım. Anladığım bir şey varsa o da herşeyin  geçmişi bir yığın sırlarla dolu olduğuydu. Kendisinden gizlediği sırları açığa çıkarmaya korkar olduğu sırları... Benim en büyük sırrım Zuhre'ye olan bitmeyen sevdam olabilirdi.En azından şimdilik bu büyük sirrin esiri gibiydim...
Yatsı ezanindan önce Sahruk dayı evden ayrıldı ve ertesi gün onu ne camide ne kahvede ne de dedemin evinde bir daha görmedik...
Dedem de , nenem ve benim tüm ısrarcı sorularımıza rağmen dilinden tek bir sözcük alamadık. Nuh diyor peygamber demiyord dedem... O gece  bir şeyi daha öğrendim; o da sırrın,  geceleyin sadece sana görülen yıldızlar gibi olduğuydu... Belki herkes görüyor olabilir o yıldızları ama senin gördüğüm gibi  kimse göremez, senin hissettiğim gibi  kimse hissedemez, senin gördüğüm gibi  kimse ümit edemez...
Şu anda saat gece 12 ye beş var ve içimden köprüye gitme istedi uyandı nedense... Belki de sırrima gökyüzüne bakarak  kendime açıklayıp bir iç huzuru bulmak düşüncesi..
Kimi zaman Zuhre için Coruh'a mektup atma isteğim oldu. Onun mektubumu  okuma düşüncesi bile bana ne iyi geldi bir bilse... Bunu en kısa sürede yapacağım... Zaten defterim Zuhre'nin sevdasıyla dolu. Siirlerimin adı ona yazılı, mektuplarimin da hecelerinde bundan sonra o olacak.... O siirlerimden birinde;

Kir atima bineyim
Uzak yolları asayim
Nazli yare ulasayim
Ucunda ölüm bile olsa

Kir atim yorulur
Yollar bitmez kivrilir
Derdim var derinden
Fermani yarim yazdırır

Yarin sevda odunu
Nasıl atarım içimden
Cellat vursa boynumu
Yine vazgeçmem senden


Belirirsen bir gün
Kır atımın terkesinde
Türküler ve düğünler
Kırk gün kırk gece

Bir ömür sürsün
Sevda dolu türküm
Çiçek gibi büyüsün
Ilkbahardaki öyküm
...

Facebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş
1 kişi beğendi ·
Yazarın diğer paylaşımları;
Burcun ne ve en iyi anlaştığın kişilerin burcu ne?