Giriş yap! Hesap oluştur!
Nedir?
Ara
Şifreni mi unuttun?
09 Şubat 2020, Pazar 21:25 · 137 Okunma
67 Ertesi gün dedemle sabahın ilk saatlerinde atları hazı - Sözümoki

67

Ertesi gün dedemle sabahın ilk saatlerinde atları hazırladık ve gün ağlamaya başlarken yaylaya doğru yola çıktık. Uzaklarda poşalar bir düzlüğün üstüne çadırlarını kurmuş vaziyette oraya yerleşmişlerdi. Dedem, bunlar Bayburt'tan gelmiş demişti ve ekledi:"Doğu Anadolunun göçebe kızılderilileri gibi birşeydir bunlar"dedi...

Yayla yolunda yer yer mor renkli acı yavşan otları göz alabildigince uzanmisti. Yayla evine varmadan yol üzerinde bir cesme başında mola verdik ve nenemin hazırladığı cadilardan afiyetle bir guzel yedik.Buz gibi sudan içtik...Yaylaya yaklaşırken onun masalsı guzelliginde türküsünün duyar gibi olduğumu kendimi bildim bileli yaşarım...Yol boyunca Zuhre'nin gönlüme naksettigim mektubunu ezber yapan bir talebe edasıyla içimden tekrar ediyordum. En ilginci de söylediği her sozcuge zamanla yeni anlamlar yüklüyordum...
Özellikle  Karadeniz'de , yaz geldiginde kacinilmaz olay yaylacilik ... Yazın yayla evinde vakit geçirmek gibisi yoktu doğrusu....Maksat sadece hayvanlari yaymak degildi, o temiz havada horonu kurup, mangallari yakip, firina misir ekmegi atip, güzel vakit gecirmektir. Yemyeşil  görüntü, yaylalari bir deniz gibi kuşatmış ve dağların üzerine çöken sisin pamuksu  beyazligi gören gözlerde hayranlık uyandiriyordu... Bir kartal masmavi gökte süzülüyor ve güneşin süzülen ışığında sislere doğru yol alıyordu...Yayla rüzgarın serin estigi, rahatlatıcı dag havası için birebir, köyumuzun  sayfiye yeriydi bir bakıma. Zamaninda bizim yaylada bir sürü meyve bahçesi vardı ve bütün gün meyve agaçlarının tepesinden inilmezdi.Dalından meyve toplayıp yemekten daha zevkli bi iş var mıdır?Ama o da azalir oldu.

Yayla evine ulasmamiza az bir yol vardi ki bir araba ve önlerinde iki jandarmanın beklemekte olduklarını gördük. Dedem attan bir hışımla indi ve atın yularini bana verdi "bekle beni evladım, birazdan geleceğim" dedi. Az sonra dedemle Jandarma cavusunun ayak üstü sohbetini iyiden iyiye merak etmeye başladım. Yayla yolunda iki jandarma ve bir araç... Yoksa bir kaçak mi arıyorlardı. Aklıma bir  kac şey geldi ama bunun cevabı sanırım dedemin jandarmanın gelişinden sonra cevaplanacakti...Neden sonra dedem geldi ve ne oldugunu sordum. Cevap vermedi... Az sonra artık yayla evindeydik... Çobana emanet ettiğimiz hayvanları bir süre izledik. Yaylanın tertemiz havasını içimize çektik. Ben  yayla otlarini her gelişimde olduğu gibi incelemeye koyuldum. Dedem ise hayvanları inceledi ve nenemin istediği kurutulmuş misirlardan bir kac kucak heybeye doldurdu... Yayladan dönüş vakti yaklaştığında aklimdaki soru dedemin jandarma çavuşu ile ne  kadar ciddi ne konustuguydu... Atları hazırladık ve  uzun bir yolculuktan sonra köydeki eve ulaştık... Çok yorulmustuk doğrusu.. Akşam yemeğinde dedem neneme  jandarma
ile ne konuştuğunu anlatmaya başladı:
Jandarma çavuşu yayla yolunda  türbe sanılan mekandan asırlık kitaplar çıktığını dile getirdi. Onun icin köylülere bilgi verildiğini dile getirdi. Türbe zannedildiği için içine girilmeyen mekanda 18'i el yazması yaklaşık 400 yıllık olduğu düşünülen 442 kitap bulundu" dedi ve ekledi;
"Tarihi Kadioglu Camisi'nin kuzeyinde yer alan ve türbe olarak bilinen yapının içinde el yazması eserlerin olduğunu tespit ettik. "
Köye ziyarete gelen bir öğretmen  durumu Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne bildirmesi üzerine harekete geçen ekipler, jandarma gözetiminde girdikleri yerden aldıkları eserleri, Necip Paşa tarafından 1826 yılında yaptırılan ve tarihi eser niteliğindeki kitapların bulunduğu Necip Paşa Kütüphanesine taşıdı.
İncelemelerde bir kısmının yaklaşık 400 yıl öncesine ait olduğu Kur'an-ı Kerim, tefsir, hadis, fıkıh, edebiyat, astronomi, felsefe, matematik ve tıp alanlarındaki kitaplar tespit edildi.Genç öğretmen  açıklamada, söz konusu mekanın türbe zannedildiğini ancak kaynaklarda müderris odası olarak kullanıldığının görüldüğünü söyledi..
Yöre halkının bir kısmının orayı türbe olduğunu düşündüğü için içine girmediğini vurgulayan öğretmenin şöyle konuştuğunu isittigini söyledi dedeme :
Bu yapı içinde Osmanlıca, Arapça ve Farsça yazılı maddi ve manevi bir değere sahip esere rastladık. Ben de durumu ilgililere ilettim. Sonra yürütülen titiz çalışmalar sonucu eserleri Necip Paşa Kütüphanesine getirdik. Yusufeli tarihi bir ilçe, bu eserlerin kaydına baktık herhangi bir kayıt bulunmadı. Bunların hepsi tarihi eser, 4 asırlık da var 2 asırlık da. 18 tanesi el yazması, diğerleri matbaa baskısı. Birçoğu ilahiyat alanında yani tefsir, hadis, fıkıh, kelam olsa da felsefe, astronomi, matematik ve tıp gibi ilimlere ait kitaplar da bulunmaktadır. Bu eserlerin kültürümüze hizmet edeceğini düşünüyoruz. Söz konusu eserler restorasyona alınacak ve Çoruh Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün çalışması ile korunacaktır dedi. Yayla yolunda jandarma çavuşu ile dedem aradinda demek böyle bir konuşma geçmişti demekki...
Dedem bu eserlerin Rus ve Ermeni işgalinde önlem amacıyla turbeye konulduğunu yıllar önce dedesinden duyduğu bir olay ile bağlantı kurdu...
Bu eserleri yazanlardan, okuyanlardan, bu günlere getirmeye vesile olan herkesten Allah (C.C. )razi olsun...




...

Facebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş
2 kişi beğendi ·
  • selime nikbin
    selime nikbin Platin Destekçi Sizin yazılarınızı okumak çok meraklı, yazılarınız insanların hayatına, ruhuna dokuna bildiği için ne mutlu sana. İyi ki aramızda varsınız. Maşallah! Elhamdülillah!
    10 Şubat 2020, Pazartesi 08:39
  • Ebubekir  Kuri
    Ebubekir Kuri Estağfurullah efendim. Teşekkür ederim. Sizin yazilariniz da guzel ☺
    10 Şubat 2020, Pazartesi 20:30
Yazarın diğer paylaşımları;
Amerika, "Çin Tiktok'un bir kısmını bize satmazsa erişime kapatacağız" diyor. Yorumun nedir?