Giriş yap! Hesap oluştur!
Nedir?
Ara
Şifreni mi unuttun?
12 Şubat 2020, Çarşamba 20:53 · 27 Okunma
68 Anadoluda yüzyıllardır kadınların ve genç kızların eli - Sözümoki

68



Anadolu'da yüzyıllardır kadınların ve genç kızların elinde, ilmek ilmek dokunarak evleri süsleyen halı ve kilimler en önemli geleneksel el sanatlarindan biridir.Dile gelmeyen  sözler orada motflerle hayat bulurdu...Motiflerin bir dili vardı  Renklerin ise anlamı...

Zuhre'nin geçen yazdan bu yana gizli gizli kilim dokudugu ilk kez yayladan döndükten sonra karşılaştığımızda bana söylemişti. "Bunu sana hediye edeceğim "demisti ve ekledi : "Çocukken nenemin yanında ona yardım eder hem de halı ve kilim   nasıl dokunacaginin inceliklerini bana gösterirdi.Nenem çok kilim dokudu. Öyle ki gözleri bozulmaya başladı ve bu yüzden halı dokumayi bırakmak zorunda kaldı" dedi. Zuhre, uzaklara bakarak sözlerini şöyle sürdürdü :
Yusufeli'de oturan en yakın arkadaşım olan Nazan'in (Koçyiğit) bir sözü geldi aklıma; "Kilimin Anadolu kadınının dili olduğunu" ifade ederdi. Anadolu kadını fazla konuşmaz, ama dokuduklarıyla çok şey anlatır. O,Yusufeli'de açılan bir hali kilim dokuma kursuna katılmıştı.Kilim dokumayi orada öğrenmişti. Ama zaman zaman bana şunu söylerdi: Benim dokuyacagim hali ve kilimler hiç bir zaman senin gibi olmayacak "derdi çünkü sen motiflerin renklerin hislerin en saf ve el değmemiş tarafındasin . Kendin gibi guzel ve göz alıcı motifli kilimler veya halılar  dokuyacaksin. Buna eminim"derdi...
Bir de şunu demişti:
"Birgün bir sevdiğim olursa ona ne dokuyacaksin" demisti de bir süre öylece kalakalmistim...Sanırım o sorunun cevabını Nazan'a söylemenin zamanı geldi."Ben dokuduğum kilime bukağı motifini isleyecegim.Bukağı atlar kaçmasın diye ayağına bağlanan bir tür iptir. Kilimdeki anlamı ise evlilikte uzun ömürlülüğü, kuvvetli bağı ifade eder" dedigimde Nazan çok şaşırmıştı. Ancak mutlu olduğu gözlerinden belliydi...
Nazan'in ablası Enstitü  mezunuydu. "Motifleri secmende ablamdan yardım alıyorum"derdi.Kursa annemle birlikte  gidiyorum.İnancımız, geleneğimiz göreneğimiz kilime yansımış. Kilim bize çok şey anlatmakta. Kilimde dokunan motiflerin anlamı olduğu gibi her rengin de bir anlamı var. Yeşil ferahı ve bolluğu, kırmızı ateşi, sonsuzluğu, hükümdarlığı, sarı güneşin doğuşun... "
Nazan'la son karsilastigimizda "şu an kaplumbağa motifli kilim dokuyorum.Kaplumbağa motifli kilimin Türk mitolojisindeki anlamı, ebediyet ve sonsuzluğu temsil etmekte" demişti..Zuhre'nin benim icin kilim dokunmakta olduğunu söyledikten sonra köyde benden daha mutlu bir kişi daha yoktu...

Birkaç yıl önce köyde olan bir olayda Coruh'un renkleri kizillasmisti da onu hayra yoran hiç insan çıkmamıştı. O günlerde ben ise daha iyimserdim. Kahvede bir tek ben hayra yormustum. Bir acemiliktir olmuştu demiştim de başka bir şey denemistim.. Sözü edilen kızın adı Kerime idi sevecen ve herkese yardım eden iyi kalpli ve çalışkan bir kızdı... Genc bir kızın acemiliklerine ağır iftiralar atıp sonra da sevda türkülerini  sarhos agizlarina alarak söyleyen ve gece gece  onun evinin önünde serkesce naralar atanların  sözlerine dayanamayıp; kor attıkları gecenin gizemine ve yürünemez denilen  yolların geçip dolunay gecesinde Çoruh'un hırçın sularının çarptığı köprünün bir ayağında son bulmuştu bu kızın hayatı....
O olaydan bir hafta sonra köprünün bir ayağında genç bir kız cesedi bulunmustu.Hemen oracıkta Coruh'tan çıkarılmış ve ne yazıkki vefat etmişti.Tertemiz yüzü ile sanki az önce uykuya dalmış gibi huzurlu bir hal almış gibiydi...Köydeki herkes üzgündü ama o lafları çıkaranların üzülmesi hiç bir anlam ifade etmiyordu...Onlar ölene dek o kızın yüzünün intikam alan bakışıyla yaşayacaklardı... Bu onlara yeterdi desem neyi değiştirirdi ki. Gencecik bir kızın hayati sonuvermisti...
Kerime'nin ansızın ölümüne bir üzülen de Zuhre'ydi. Vakti zamanında Zuhre'le çok vakit geçirmiş ve onunda kardeş gibi olmuşlardı. Çeşme başında gugumle su getirdikleri gün sanki az önce yaşanmıştı.Ellerine kına yaktiklari gün şimdi acı bir hatıra gibi gönüllerde her daim yer alacaktı...Sandik başında yaptıkları manili sohbetleri, hayalleri, sevdiği türkleri, yurekteki saklı sevdasini ve ilkbahar çiçekler neşeyle güldüğü günleri... Onlarin hiçbirisi bir daha yasanmayacak olması en acisidiydi belki de Zuhre günlerce onun ölüme aglamisti...Daha önceki  sevinclerimizde ve olaylar ile bu ani ölümde bile Zuhre ile yine aynı duyguları yaşamınız bilmeden...
O gunlerde Çoruh delirmis gibi akarken Kerime'nin ölümü Çoruh'u bile etkilemiş gibiydi... Taskopru nice savaş,  saldırı, göç,  hainlik,   katliam,  açlık hastalık görmüştü ama bu gördüğü ona çok gelmiş gibiydi... Düşman işgalinden kurtuluş  günü nasıl sevinç içinde elbirliğiyle kutlanmisti . Köyde böyle  kötü niyetli bir kaç insan hiç bir vakit olmamıştı ama bu sefer gencecik bir kiz iftira yüzünden yaşamını yitirivermisti. Sorumlular sonunda çok pisman oldular ama ne yazik ki bu Kerime' nin geri getirmiyordu.Jandarma ekibi zanlilari  araca bindirip götüldüğünde köydeki hemen herkesin beddulari ve aglayislari köyün semalarini kaplamisti. Allah böyle insanları ıslah eylesin... Allah oğru yoldan ayirmasin... Amin

Sonbahar yağmurları yağmaya başladığı günlerde köyün patika yolunda bir grup gazeteci meraklı gözlerle yağmuru izliyorlardı. Görünürde minibüs yoktu. Anlasilan minibusu soseye bırakmışlar ve köye kadar yürüyerek gelmişlerdi... Bunların köyümüze ziyaret  amaçlarının birkaç yıl önce olan ve köyde hemen herkesin bildigi talihsiz  Kerime nin acı olayıydı...Gazeteci oldugu anlaşılan biri köy kahvesinde arkaslarini da alıp muhtara ve olayla ilgili mülakat yaptı. Tanıkların ilk elden bilgilerine dinlediler ve kaydettiler... Haber yapma sözü verdiler bir de. Bir hafta sonra Turkiye gündemine oturdu bu haber. Köye sürekli gazeteci geliyor bilgi alıyor, Kerime'nin mezarına gidip dua ediyorlardı. Cuma günü köy camiinde  mevlit okundu ve ardından pilav hayri yapıldı. Kerime'nin ailesine sağlıklı ömür dilediler. Bir daha böyle bir olay yaşanmaması için eller semaya açıldı ve dua ettiler...Bir ay sonra Unicef ekibi  Türkiye'ye geldi ve köyümüze de uğradılar. Kerime'nin acı olayına üzüldüler. Demek ki acının dili yoktu...Dünyanın çeşitli yerlerinden insanlar geliyor Kerime'nin mezarına güller karanfiller bırakıyorlardı...
Valilik ise Kerime'nin fotografini, onun çok sevdiği el dokunması bir haliya işlemeye karar verdi. Köyün  dağlarından toplanan otlar ile doğal  kök boyası yapıldı ve  tüm hazirliklardan sonra  örmeye başladılar... Köyündeki hemen herkes yardımcı oldu. Zuhre de dokumaya  yardım etti.Hemde Kerime'nin gözlerinin oldugu bölümü dokudu. Her ilmekte Zuhre'nin gözlerinden yaşlar döküldü ve Kerime'nin gözlerine damladi. Kerime'nin gök mavisi gozleri sanki canliymis gibi Zuhre 'ye bakıyordu...Bu halı Kerime'nin doğum gününde evinin önünde asildi. Onu taniyanlar ve bu halıyla sanki onu yeniden görüyorlardı... Onun her dogum gününde evine bakan dağlarda bir yıldız kayip gider... Bir hüzün çöker görenlerin yüreğine...
...

Facebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş
1 kişi beğendi ·
Yazarın diğer paylaşımları;
Burcun ne ve en iyi anlaştığın kişilerin burcu ne?