Giriş yap! Hesap oluştur!
Nedir?
Ara
Şifreni mi unuttun?
23 Şubat 2020, Pazar 18:14 · 69 Okunma
73 21 Eylül 1945 tarihinde köy kahvemize Yusufeli  Kaymaka - Sözümoki

73



21 Eylül 1945 tarihinde köy kahvemize Yusufeli  Kaymakamı  Osman Kemal Kethudaoglu Bey tesrif ettiler. Köyün tozlu yollari nicedir böyle önemli misafiri görmüş değildi...Kaymakam Bey kahvede  köyün ve köylülerin genel durum hakkında bilgi aldı. Kısa bir konuşma yaptı bizlere. Köylüler pür dikkat onu dinliyordu.. "Yusufeli yöresi ile  köylerinin tarihi eserler ve onların birçok hikayesi bulunmaktadır. Yöreniz diğer köyler gibi  çok zengin bir kültürel geçmişe sahip.  Bunun kiymetini bilin. Onlara sahip cikin ve koruyun... Camiler, kaleler,  köprüler
hanlar konaklar...
Kaymakamin son sözleri dedemin evinin az uzağında olan  ve bir zamanlar kilise olarak kullanilan ve harap bir halde yikilmayi bekleyen ve yöre sakinlerinin taşlarını tek tek alıp evine kullandığı ören yerini akla getirdi. Dedem de üç adet taş almış ve sırtında taşımış ve evin önüne koymuştu. Dikdörtgen biçimli taş uzun yillar yazları bahçedeki ocağın önünde tabure vazifesi görmüştü. Iki tanesi kırılmış ve sonuncusu da zamana yenik düşmek üzereydi...
Kaymakam Beyin dediği tam olarak buydu ama neyse...

Kaymakam Beyin asıl geliş amacı birkac yil once açılmış olan köy enstituleryle ilgili bilgi vermekti... Köyünüz müreffeh olacak ve olanakları iyiden iyiye artacak dedi. Köyümüze  böyle çocuklar varsa hiç  düşünmeden enstituye yollayın. Özellikle kiz babalarına söylüyorum. Sizin sorumluluğumuz daha fazla. Şimdi çocuklar. Ülkenin geleceğine bir ışık gibi parlamalarini istiyorsanız onları okutunuz... Okumak  zifiri kararlı delen yegane  güçtür... Belki bu süreçte zorlacaksiniz ama sonunda buna değdiğini görecek ve çok sevineceksiniz...Kalkınma hamlesi köyden başlayacak ve tüm yurt sathına yayilacaktir.
Köy çocuklarının parlak dimaglari herkese ışık olacaktır. Enstitulerde teorik eğitim yanında uygulamalı eğitim de olacak dedi... Öğretmen ve saglikci ihtiyacı böylece karşılanmış olacaktır. Öğretmenlikte mecburi hizmet süresi 20 yıldır ve bu süreyi  kendi köyünde geçirecektir... Köyünüzde  bilgi artacak teknik beceri yayılacak hastalıklar kontrol altına alınacaktır... Bagciliktan tutun da ariciliga kadar pek çok alanda bilgili çocuklar yetişecek ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün de dediği gibi Çağdaş uygarlık duzeyinin üzerine çıkmak en büyük ulkumuz olacaktır... Unutmayın gün gelecek herkes eğitimin gücü ile yeni teknolojiler oluşturacaklar.Belki de gidemedikleri yerleri  bir kutunun içinde görüp oraya gitmiş gibi sevinecekler. Kimbilir belki de cebe sigabilen telefonlar üretecek ve nobel ödülleri alacaklar...

Kaymakam Bey bir köşede onu dinlemekte olduğumu fark etmiş olacak ki; "Adin ne senin delikanli dedi.
"Tahir" dedim... Senin de enstituye gitmemi ve öğretmen olarak hizmet etmeni istiyorum... "Sonra yanında bulunan katıbine  kulağına fısıltıyla birşeyler söyledi...Kaymakam Bey  gitmeye  yakin kahvede acı bir kahve içti. Israrlara rağmen yemeğe kalmadı. Zira gidilecek çok köy vardı...
Öğle ezanindan cikan köylüler ve köydeki tüm ahali  bu haberle çalkalanıyor ve özellikle kız çocukları  olan aileler  katı suretle onları enstituye olamayacaklarını büyük bir öfkeyle komşularına söylüyorlardı. Kız kısmı okumaz.Ev işlerine yardım eder. Inek sagar ekin biçer pekmez kaynatir ekmek pisirir. Çamaşır yıkar. Sonra ise bir kocayla  evlendirilir. Yarım düzine  çocuk doğurur onlara bakar ve bir de miras verilmezdi...

Saat 15.10 te evin pencerinden uzaklari izlerken Zuhre'yi düşündüm bir süre... Acaba o ne düşünüyordu bu konuda. Enstitiuye yollayacaklarmiydi onu. Bu soruyu kafamı onlarca kez sordum.Sustum bir sure sonra bir  cevap bulamadım.O an gönlüme ilk kez ayrılık ateşinin alevi vuruverdi. Bu hayatta en son isteyeceğim şey doğrusu Zuhre'den ayrılmak olurdu... Bunun düşüncesi bile beni urpermeye yetti.

Zuhrenin dedesi gençken ipek böceği isinde çalışmıştı ve bu işi çok iyi biliyordu...Bu işi uzun yillar yapmış simdi de Zuhre' ye bırakmayı planladığı köyün çok uzağında iki odası olan beş dönümlük dut bahcesinde düzenlemeler yapıyordu... Dedesinin yanan evinden sonra bu bahçeye bir ara gitmeyi planlamış ama sonra vazgecmisti.Anlaşılan torununa farkı bir gelecek hayal ediyordu...
...

Facebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş
Yazarın diğer paylaşımları;
Kraliçe Elizabeth mi olmak isterdin Hürrem Sultan mı? Neden?