Giriş yap! Hesap oluştur!
Nedir?
Ara
Şifreni mi unuttun?
29 Şubat 2020, Cumartesi 20:25 · 36 Okunma
75 Siz, demokrasiye ulaşmanın gerçek yolunu bulmuşsu - Sözümoki

75



"Siz, demokrasiye ulaşmanın
gerçek yolunu bulmuşsunuz.
Bu Enstitüler dengeli ve
uyumlu bir toplum tipinin
garantisidir.Enstitülerinizde
ülkenin kendi bünyesinden,
öz kaynağınızdan fışkırma
güçlü,sağlıklı bir gençlik buldum."
         Jeanette Rankin

Bir hafta sonra Kars'a yola çıkmak icin hazırlıklara başladım... Hava iyiden iyiye soğumaya başlamıştı. Zaman zaman tozak kar yagmaktadiydi. Dağlar çoktan gelindiğini giymiş ve rengarek doğa ve dağlar bembeyaza bürünmüştü...
Taskopruyu aceleci adımlarla geçen köylüler bir yere yetisiyormus izlenimi veriyordu...Bu havada yola cikmak hiç ama hiç akıl kâri değildi... Kahvede yanan sobanın kara dumanı vadiyi doğru yer yer dağılıyor ve tren bacasından çıkan dumanı andırıyordu... Çoruh, kışı iyiden ile yaşıyor gibi sesiz sessiz akıyor kısık sesli bir hikâye anlatıcı gibi vadiye fisildiyordu tüm gizemini...
Zuhre ile taskopru de karşılaşmak ümidiyle yürümeye başladım...Zaman zaman  soguk hava, tipinin etkisiyle ıslık çalar gibi esmeye başlıyor ve bu tüm bedenimde bir titreme olusturuyordu. Eve dönmeye karar verdim. Eve iki sokak vardi ki Zuhre birden bire karşıma çıktı... Usuyen yanakları kırmızı pembe tonu ve gülen gözleri esen rüzgarla iyice kısılmıştı...

Bir hafta sonra yola çıkıyorum Zuhre dedim...Birden üşüyen gözlerinin nemlendigini gördüm...Bu sozlerimin Zuhre'yi aglamakli bir hale sürükleyeceğini hiç düşünmemiştim... Dudaklari birşey soyleyecekmis gibi titrediginde, o vakit bunu al diyerek elime bir mendil tutusturdu... Allaha emanet ol. Beni unutma. dedi ve hickirarak arkasını dönüp hızlı hızlı yürümeye basladi... Bütün sözleri hepi topu bu kadardı... Ben ise mendili alip  itinayla katlayarak cebine koydum. Bu Zuhre'nin bana olan aşkının bir  cevabindan başka bir sey değildi...  Ben olduğum yerde öylece kalakaldım.. Bir ara basimi gökyüzüne çevirdim ve yüzüme düşen kar tanelerinin beni alıp uçsuz bucaksız bir yere bırakmasını diledim... O sirada cebimdeki mendilin varlığı beni daha da yaraladı...Ayrılık bu sevda türküsünün en hazin tarafı olmalıydı... 
Kars'a yolculuk sirasinda benimle  birlikte Mahmut, Ziver, Harun ve Mahmut Alimoglu da bulunacak ve hepimiz Cilavuz'a kaydimizi yaptiracaktik... Planimiz buydu. Vakit tamam oldu ve gitme vaktimiz geldiğinde dedemin tenbihleri ve nenemin hayır duasıyla Kars'a yolculuğa başladık.Saat 06.30' u gösteriyor gün yeni agariyordu...Yol azigmiz bize birkaç gün boyunca yetecek düzeydeydi... Montumun iç cebimde nüfus hüviyet cüzdanı ve bir de herkeslerden gizledigim Zuhre'nin kirmizi cicekli mendili vardı..Yolculuga biri rehber olmak üzere altiatla başladık. Tortum gölünün mercan rengi yağan ben beyaz karları boylu boyunca selamliyordu. Havada ayaz hüküm surmekteydi. Çetin bir yolculuktan sonra uzunderede mola verdik. Molanin akabinde Erzurum'a doğru yolculuğumuz tüm hızıyla sürmeye başladı... 12.30 Kars trenine muhakkak yetismeliydik. Neyseki rehber Nurullah dayı bizi hızlı şekilde yol aldırıyor ve mesafe süratle kapanıyordu...Erzurum'a vardığımızda yorgunluk ve acligimiz unutmuştuk. Zira Kars treninin hareketine 10 dakikadan az bir süre vardı. Nurullah dayiyla vedalastik ve trenin aci dudugunun etrafi inleten sesiyle kendimizi kompartimanda bulduk. Sessizlik Ziver' in araya girmesiyle bozuldu ve "hele açın şu azigi da bir lokma ekmek yiyelim" dedi... O sirada bilet görevlisi nerede  gittiğimizi sorduğunda Kars Cilavuz Köy Ensitutusu'ne diye cevap verdik. "Ha Susuz da ineceksiniş  o zaman dedi. Sizden önce  de buraya çok kişi girmişti" dedi bilet görevlisi ve devam etti. "Okuyun okuma çok iyidir. Ama okumak komünist yapacaksa bu bosadir be  evlat "dedi ve bir hışımla koridora yöneldi... Ziver, Harun, Mehmet Pirpir ve Mahmut ile ben bir süre birbirimize baktık. Bu biraz da şaşkınlık doluydu. Komünist kelimesini hayatımızda ilk kez o zaman duyduk. Bizim tek amacımız iyi bir tahsil sonunda vatanına milletine iyi hizmet eden cesur fedakar ve öğrencisine değer veren  birer öğretmen olmak ve köyüne ateş bocegini n yaydigi isik gibi aydinlatmakti.Sepettimden nenemin yaptığı ketelerden çıkardım ve
ve diger arkadaşlarımla beraber yemeye başladım..Trenin soğuk demirleri ellerimizi usutünce ellerimizi cebimize sakladik. Tren kimi zaman beyaz tepelere göz kirpar gibi geçiyor kimi zaman ise karanlık tünelleri girip gündüzü adeta geceye dönüştüruyurdu. Dallarında bir yığın karları taşıyın kavaklar sıra sıra dizilen bir  öğrenci gibi bize bakıyorlardı... Inek surulari, koyunların kirli postlari beyaz karların büyülü düşlerinin ortasında  bir masalı andırıyordu.... Harun ve Ziver in yorgun bedenleri trenin beşik gibi sallamasindan midir bilmiyorum  uykuya daldılar.... Gökyüzünde güneş yalancı ışığını arada bir gösteriyor ve hemen ardından beyaz bir bulutun arkasına gizeniveriyordu. Ne kadar zamandir yoldayız bilmiyorum ama içimden bir his yaklastigimizi haber veriyordu... Derken trene ilk bindiğimiz bilet gorevlisine nazaran daha  güleç yüzlü ve bıyıklı kopartiman  gorevlisi "Susuz'a varmak üzereyiz hazırlanın gençler dedi ve su tepenin ardı Susuzdur" dedi ve yavaşça aramızdan ayrıldı...Az sonra trenden indik ve etrafta tek bir ağacın olmadığı ama guzel binaların bulundugu bu karla kaplı yere yürümeye başladık... Ziver'le ben önde yürüyorum. Gerimizde ise Mahmut,Harun, Mahmut Pirpir bulunuyordu. Enstitü binası epeyce yaklaştık ve kulağınız o zamana kadar hiç duymadığım ama inanılmaz ezgiler geliyordu... Şarkıyı  tüm sınıf söylüyor havası oluştu nedense ben de...
Enstitu kapısına vardık ve içeri girecektik ki öğretmen olduğu anlaşılan bir kişi tüm sesiyle bağırıyor koridoru sesinin yankisi kaplıyor ve o ana kadar olan gürültü  aniden kesiliveriyordu... Enstitiye başladığımızda bu kişinin Enstitü Muavini Şemsettin Hoca olduğunu öğrenme talihsizliğine erecektik... Neden böyle dediğimi ben de bilmiyorum ama bu kişi de bir egitimcide  olmaması geren  kara bir  hava bulunmaktaydı...
Bizi görünce sanki az önce bağıran kendisi değilmiş gini birden bire yumusayiverdi... "Hoşgeldiniz Çocuklar" dedi. Ne yalan söyleyeyim Şemsettin hoca kaydimizla ilgili  hicbir zorluk çıkarmadı ve sonunda  Müdür  muavini enstituye  kaydimizi yaptı...
Dönüş için trenin gelmesini beleyeduralim Harun ile Mahmut pek sevinmemise benzer bir halleri vardı. "Oğlum keşke Bedikduzu' ne gitseydik. Burasına pek içim sinmedi "dedi ve ben de" emrin olur muallim efendi hay hay" dediğimde diğerleri ile birlikte gülüşmelere neden oldu...
Ben ise trenin gelmesini buradan ayrılmak için değil de Zuhre'ye duyduğum derin sevdadan ve onu  özlediğim için bekliyordum.... Havanın  karla karışık yağmura dönecek bir hali var gibiydi...


Cilavuz'daki Enstituye bizimle beraber kayıt yaptıran öğrenciler...

Facebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş
1 kişi beğendi ·
Yazarın diğer paylaşımları;
2020 Nisan ayında mutlaka yapacağın 3 şey?