Giriş yap! Hesap oluştur!
Nedir?
Ara
Şifreni mi unuttun?
03 Mart 2020, Salı 21:22 · 104 Okunma
77 Nazenin Düğünü Köy Enstitüleri ilkesi tamamıyla biz - Sözümoki

77

Nazenin Düğünü

"Köy Enstitüleri ilkesi tamamıyla bizimdir. Taklit değildir. Çünkü millet sevgisi gibi bir kaynaktan ilhamını almıştır. Pedagoji kitapları yazmaz, klasik pedagoji bilmez. Çünkü eğitim kuramı değil, ulusal kalkınmanın temel ilkesidir. "Hasan Âli Yücel Milli Eğitim Bakanı
"Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz ama saray ahır olur"
çerkes atasözü

Köye geldiğimizde köyde yer yerinden oynadığını acı acı bakarak öğrendik...Şu bir kaç gün sanki  yillar gecmis ve tüm dünya değişmişti...  Sanki bıraktığımız köy bu değildi de bizler başka bir yere gelmiştik. Şu karşı  dağlar, şu  nazli nazli akan Çoruh ve tarihi  taskopru bize yabancı bir yerin unsurları gibi geldi.  Yusufeli'den Susuz'u gidip    yaptıkları başvurular sonuçsuz kalınca içinde bir isyan başladı  Mustafa  gibiler... Mustafa, tüm sene boyunca  köyünde hep "cayırlar biçildi, tarla biçildi, harmanlar dönüyor, el kadar kağıttan haber yok." derdi. Mustafa  artık bir dahaki yazı duslemekte aynen benim geçen yıl beklediğim gibi.   Bundan sonra  kim bilir kimin kapısında kul  olurum dedi içinden...Artık Gani Ağa'nın tüm köylüyü  hayattan kas kusturdugu günleri dönmeyeceğim dedi içinden kimbilir kaçınca kez  Mustafa.

Reşat ve Gani Agalar enstituleri karşı güçlerini birleştirmeye karar verdiler.Köyde Enstituye kayit yaptiran ogrencilerin ailelerini tehdit etmeye başladılar. Bu arada  Resat aganin haylaz oğlu Sercan ile Gani ağanın guzel ve hoppa kızı Nazeni ni evlendirmeye karar verdiler... Nazenin evlenecegi kisiyi görmemişti ama babasının sözün üzerine söz diyemezdi. Yoksa inatci mi inatci bu kız herkese sözünü gecirirdi..
Onunla ilgili hatirladigim tek sey ilk okulda aynı sınıfta okuduğumuz ve diğer çocukların ondan köşe bucak kaçtığı gercegiydi...Bunun o vakitler hic mi hiç anlamazdim. Sonralari Dedemden sunu söylemişti: Aga kızı ile çobanoğlu nun aynı sınıfta buluşturan anlayış Cumhuriyettir. Bu sözümü de aklından çıkarma derdi de pek anlamazdim. Ama şimdi okadar iyi anlıyordum ki...   Enstituye kayıt yaptirdigimi nasıl olduysa öğrenen Nazenin düğünden birhafta önce Taskopru den geçerken rast geldi. Beni aşağılayan gözlerle bir süre süzdü  ve yanında duran ceberrut tipli adamlara el işareti yapıp yanından ayrılmasını istedi...
Tahir hayırlı olsun dedi Nazenin. Önceleri cevap vermedim. Ve bir süre sustum... Sözlerine şöyle sürdürdü : Babam senin gibi enstituye kaydolanlari düşman gibi görüyor. Bir kötülük yapabilir sizin gibilere..  Allahım bu duyduklarım,  bu bizi düşman gören anlayış neden neden neden?... Içimde fırtınalar kopuyordu? Bu köye  ne olmuştu ki?
Öğlen ezanini okundugu vakit camiye gittim. Namazı kildiktan sonra  taşköprüye yürümeye başladım. Ben bagriyanik ve yetim Tahirdim. Şimdi dertli Tahir oluverdim.  Bu güne kadar  çok hikayelere iclendigim olmuştu.Agladigim da...
Düğün için  civar köylerden çok sayıda önemli konuklar davet edilmişti. Davetliler arasında Sefer Mehmet dede de oldugunu öğrendiğinde günlerdir görmediğim Zuhre yi bir yolunu bulup görmenin çaresinin düşünmeye başladım...
Taskopruyu ağanın silahlı adamları nobet tutar gibi surekli dolanıyor ve ahaliyi korkuya sevk ediyordu... Dedem bana ve enstituye yazılan diğer çocuklara ortalıkta pek gorunmemeyi sıkı sıkı tembih etti. Ben bunun üzerine Ziverin evine yurumeye basladim. Dedemin söylediklerini aynen  aktardim. Ziver ise bana da babam birşeyler söyledi pek anladım... dedi...
Akşama doğru Zuhre, bizim evin alt sokağına yürürken denk geldi. Beni görünce mutlu olmuş bir hali yokmuscasina dudak büktü. Onu ilk kez böyle görüyordum... Aganin kiziyla konustugumu ima ederek tasköprü de eylediginde kiminle konusurdun Tahir..."Tek kelime konusmadimki yuregimin kandil cicegi" demek isterdim ama yine diyemedim...  Bir hafta sonra evlenecek bir kizi kiskanmis miydi yoksa Zuhre?  Ağanın kızı Nazenin le  konuştuğumuz düşünmüştü demekki... Bilmiyor ki benim gözüm Zuhre' den başkasını görmüyor kalbim ondan başkası için atmıyor, Gecemi günduzu mu her an onunla yasiyor olduğumu...  O an Zuhre'ye ilk kez sarılıp ağlamak istedim. Hıçkıra hıçkıra ve hiç olmadığı kadar... Gozyaslarim yüzümden süzülüp ayak ucuma damladi... Zuhre yıldızı gökten yere indi sandım. Nefesim kesildi sandım gözlerime kapkara bir perde indi... Zuhre tek kelime soyleme Çekip gitmişti. O an yere yigildim. Gerisini hatırlamıyorum... Gözümü açtığımda divanda boylu boyunca yatar vaziyetteydim. Bir köşede Zuhre'nin benim için dokudugu kilime ilişti gözlerim... Şu guzel resmin rüyasında ölmek bile yeterdi benim için... Dışarıdan soğuk havanın eve dolması icimin yangının söndürmeye  yetmiyordu...
Nazenin düğünü tüm civarda konuşulur ve söylenir oldu... Sanki enstituye giden gençlerin rüyalarını  kaçırmak için bugünü seçmişti... Zuhre'de düğüne gitmiş ben ise soğuğa aldırmadan arka bahçede çiçeklerin olgun bakışlarına odaklanmistim...
Tüm köylü borçlarını ödemekte zorluklar yaşıyor ve kurak  geçen 1946 yazında sonra ne yapacaklarını kara kara düşünüyorlardı...



...

Facebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş
1 kişi beğendi ·
Yazarın diğer paylaşımları;
2020 Nisan ayında mutlaka yapacağın 3 şey?