Giriş yap! Hesap oluştur!
Nedir?
Ara
Şifreni mi unuttun?
15 Mart 2020, Pazar 21:32 · 12 Okunma
80 Cilavuzda okula gitmeye gün sayarken uzun geceler aglad - Sözümoki

80



Cilavuzda okula gitmeye gün sayarken uzun geceler agladigimi bilirim.Günlüğüme hiçbir şey yazamaz olmuştum.Gözyaşlarımın damla damla sayfalara düşüşü mazinin o guzel günlerini hatırlatıyordu.Siirlerim yarım yarım ve anlaşılmaz olmuştu gözümde... Sanki ben bu dünyaya Zuhre aşık olmak için gelmiştim de şimdi bu son yaşadığım bu hikayenin aykiriliginda gizliydi...Sanki benim yerime kara bir sayfa yaziliydi. Zuhre ise Arifiye'ye gideli bir hafta olmuştu... Iste Zuhre'den ayrı geçirdiğim bir hafta hayatımın en karanlık günleri oluvermişti...Yıldızları göremiyorum. Bahçedeki birlikte diktigimiz güller sanki üzüntüden birden bire soluvermisti. Acıklı bir hikayenin son satirlarinin uyandırdığı duyguları yaşıyordum... Çoruh bundan sonra dinmeyen gözyaşı olmuştu gözümde...
Dedemle birlikte Yusufeli'ye gittiğimizde Zuhre'yle karşılaştığım o güzel günler geldi aklıma...Saklı bir hikayenin anahtarı ellerimden kayıp gidiyordu...

Ikindi ezanindan sonra hava birden kara döndü...Oysa ögleneyin neredeyse güneş yazı hatırlatan bir şekilde yüzünü göstermişti...Karlı günlerin gizeminde çokça zikrettiğim bir ad vardı o da Zuhreydi...Eminim o da burada olsa bildiği şiirleri, dinlediği hikayeleri okur ve su her tanesi farkli beyaz rüyanın uykusundan uyanmak istemezdi...

Geçen yıl  Nejat Sofuoğlu, Cilavuz'da okurken bir gün öyle bir dayak yemiş ki, ağrıdan sızıdan uyuyamamiş. Bu hadiseyi kahvede olur olmaz anlatıyorlardı.Sanırım bu, enstituleri kötülemek için yapılmış bilinçli bir hadiseden başka bir şey değildi...  Simsiyah gür sakallari  ve ilginc konusmasi ile araya giren Şekip Beyaz, kahveye geldiği günlerde durmadan anlatırdı...Şöyle derdi :
"Sabaha karşı kendi gibi dayak yiyen bir arkadaşı ile kaçmışlar yurttan. Dayak sebebi gürültü yapmaları.Susuz'dan yürüyerek Yusufeli' ne dönmüşler. derdi.Bu kez sözlerini şöyle sürdürdü  iki amcaoğluyla öğrenci iken amcası haftada bir kere Hanak’tan ekmek götürürmüş, sadece ekmek. Amcaoglu okulu bırakmış ama dedem, amcamın taşıdığı ekmeğin hatırına dayandım bırakamadım, demiş... Böyle anlatılanları çokça dinlediğim olmuştu...

Dolunayin parlakligi köyün karanlık tepelerine vurunca yüreğimde Zuhre nin uzaklardan söylediği tatlı türkülerini duyar gibi olurdum... Eminim o da cok geceleri anlamıştı. En kötüsü de buydu... Onun yüzüne en yakışmayan görüntü buydu bence... Aglamakli gözlerinde kimi zaman solan gülleri acı görüntüsü gizli gibiydi...

Dedemin evinde Zuhre"nin benim için  dokudugu kilim ve bir de işlemeli mandolinin ile cevabi mektubu dışında hicbir seyi gözüm görmüyordu... Zuhre'nin dokudugu kilimdeki bukagi yerine duruyordu lakin bu dokuyan kandil çiçeği çok uzak diyarlardaydi...

Kanadı kırık güvercinin hüznünü yaşıyordum içimde...Zuhresiz hayatın ne tadıne de tuzu vardı...Mektup yazsam ona büsbütün zarar verebilirdim o yüzden yuregimdeki o derin sevda denizinde kürek çekmeye devam edecektim...
Ertesi gün Tevfik dayı kahvede şunları söylediğine şahit oldum.
Bu köy Enstitulerini genel müdürü bir gün çocukları bir yere toplamış ve şöyle bir bilgi vermiş;
"Cocuklar, Turkiye yakında çok büyük bir değindim yaşayacak, artık çok partili sisteme geçiyoruz, halk yöneticilerini kendileri seçecek. Şimdiye kadar parti belirliyordu seciecekleri, şimdi halk kendisi seçecek. Buna demokrasi diyorlar, ama demokrasi iki ceşittir; birincisi gerçek demokrasi dediğimiz demokrasidir, bir de sandık demokrasisi... 20 -30 köyü olan ağalar var doguda. Turkiye nin gelir dağılımı korkunç, bütün köylüler topraksız. Toprak reformu yapmamissin, insanlar arasında ucurumlar var. Daha halkımızın %20 si okuma -yazmayı yeni öğreniyor, %80 i okuma yazma bilmeyen insanların önüne sandık konmadan önce, yasalarin degismesi ve insanlarin bilinçli bir duruma gelmesi gerekir. Şimdi bizim sandıktan ne çıkacağını çok merak ediyorum demişti. Kahve bir köşede öylece oturan ve biraz önce anlatılanları sanki dinemiyormus gibi bir görüntü veren Ethem beter dayı söze şöyle dahil oldu:

"Ismet ınönü başbakan iken Muaalimler Birliğinin 4. Kongresinde uzun bir konuşma yapmıştı... Bu konuşmada Öğretmenlerin ulusu kültürü ile, toplumsal yaşamı ile, tüm bilim ve fenniyle en yüksek uygarlık düzeyine çıkaracak isciler olduğunu...söyler
Demekki çok partili hayata gececektik. Bunu pek anlamadım ama yaşayıp göreceğiz... "

Zuhre'nin köyden ayrılışının üzerinden tam yirmi dokuz gün geçti. Bu sanki bana yirmi dokuz yilmis gibi geldi...Zaman nasıl akıyor günler nasıl anlamsız bilmiyorum... Bildiğim tek şey damarimda akan kanım yavaş yavaş çekilmesi gibi birşey onu ozlemek hissi... Sanki gündüz güneş dogmuyor gece yıldızlar ve ayın savki  köyümüze pas geçiyordu...

Karlı dağların kadim aşk hikayesindeki çıkmazların ortasında kalmış gibiyim... Onun inci gibi kelimelerindeki tatlı gulumseyisi bir daha göremeyecek olmak, sanırım hayatımın en sessiz ve hissiz günlerine not düşecekti...
Ayrılığın ardında sanki  kalbimde Zuhre yıldızını taşıyordum...Bu dert ile arka bahcenin yetim cicekleri dolunayin savkinin vurduğu her akşama bir hüzün yumağı gibi giriyordu... Zuhre'nin dokunduğu beyaz güllerin canlılığı karanlıkta bile belli oluyordu...

Bu gunlerde Coruha balık tutan arkadaşlarımdan Ziver ve Mahmut' tan  kacmamin sebebi küçükken dedemle bir balık tutmaya gitmiştim. Dedem bir balık tutmuştu, debelenip nefes almakta zorlanan balığı dereye atmak için dedeme israr etmeye basladim. Dedem de ısrarlarına  dayanamadı ve  o balığı son kez öpüp Coruh'a  saliverdim. O gun bu gün Çoruh'tan balık yemez oldum... Ama arkadaşlarımdan kacmamin sebebi bu kez  bu sevimli balığın bende bıraktığı etki değildi. Ne zaman Coruh'a baksam Zuhre' nin hayalini görüyor gibi oluyordum. Şiir okuduğum gecelerin yitik zamanlarının ortasında belirmesi gibi birşey bu...
Simdiler de Zuhre'nin bana dokudu bu kilime şiirler okumaktayim.Bu atın uzaklara doğru özlem yüklü bakışını her gün yasamima katık ederek. Bu kilimin bir yerlerinde Zuhre'nin karanlık geceye fisildadigi sözcükleri aramakla gececek ömrüm...

Facebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş
Yazarın diğer paylaşımları;
2020 Nisan ayında mutlaka yapacağın 3 şey?