Giriş yap! Hesap oluştur!
Nedir?
Ara
Şifreni mi unuttun?
21 Mart 2020, Cumartesi 20:47 · 52 Okunma
85 Köy Enstitülerinin bütün günahı omuzlarima, sevabi başk - Sözümoki

85

"Köy Enstitülerinin bütün günahı omuzlarima, sevabi başkalarına olsun. O kurumların günahı bile bana yeter. "
Hasan Ali Yücel

Cumhutiyet Türkiye'sinin eğitim serüvenin kilometre taşlarında önce  Millet mekteplerinin, Halkevlerinin ve Eğitmen kurslarının daha sonrada Köy enstitülerinin halkı özellikle köylüğü eğitmek için bu amaca yönelik olarak açıldığı söylenebilir.
1936 'da Eğitmen kursları açıldı. Sayısı 40.000’i bulan köylerde pratik yollardan halkı eğitmenin zorunluluğu sayesinde bu teşkilat kuruldu.Bu teşkilatın amacı şöyle açıklanıyordu:“ Zamandan ve paradan tasarruf ederek gayeye daha verimli olarak vasıl olmaktır. Bunun için de askerlikte muvaffakiyeti sabit olmuş okuyup yazması olan küçük zabitlerden imtihanla seçtiği erbaşları altı ay kadar süren bir ameli kursla yetiştirerek köye göndermek yolu idi. Bu suretle hem zamandan hem de paradan tasarruf edilmekle beraber aynı zamanda köyün ruhunu anlayan bu vazife sever adamlarla hakiki olarak köye faydalı olmak daha mümkündü. Zira köylü olan ve köye göre yetiştirilen bu adamlar köy ve köylü üzerinde müsbet olarak müessir olacaklardı. Diğer taraftan bu teşkilatla az bir zamanda köylere okuyup yazma denen kültürel kıymeti sokmuş olacaktık. Aksi takdirde 700 yıl ihmal edilmiş olan köylerin hepsinde az bir zaman içinde okul açmak ve muallim mekteplerinden öğretmen yetiştirerek göndermek mümkün olmayacaktı.
Bu şekilde hazırlıkları hızlandırılan Cılavuz Eğitmen kursunun fiziki şartları da bir yandan oluşturuldu. Bu konuyla ilgili şunlar belirtilmektedir: “1-Kurs binası ve bölge durumu: Kurs binası Susuz yatılı okulundan başka bir yer değildir. Bina yatılı okul için her türlü isteği karşılayacak vaziyette tam manası ile mükemmeldir. İdare odaları, öretmen odası, yemekhane ve yatak odası, eğitmenlerin yemek yemeleri için modern yemek salonu, mütalaa salonu, yatakhaneler, revir gibi birçok bölümleri ihtiva ediyor. 2-Binanın Dış Durumu, Tarla ve Bahçe: Binanın iç teşkilatı ve taksimatının düzgün olduğu kadar bahçe ve tarla vaziyeti de çok mükemmeldir. Bahçe olarak ayrılan arazi Eğitmenler tarafından teşcir, tarh edilerek güzel bir hale sokulmuş, her nevi sebze ve fidan yetiştirilmiştir. Aynı zamanda bahçenin içine yine eğitmenler tarafından havuz, çeşme ve yol gibi faydalı şeyler de ilave edilmiştir. Tarla olarak tefrik edilen arazi bir takım maktalara bölünerek üzerinde gübre, hububat, sebze, pulluk, saban ve çapa gibi tarımsal ameliyelerin netice vereceği randıman üzerinde bu tecrübe tarlalarında riyazi alabetler dahilinde mesai ve ameliye sarfediliyordu. 3-Bir günlük eğitmen mesaisi eğitmenler için hazırlanan program cidden köyün yükselmesi bakımından çok pratik ve amelidir. Zira bu programa göre; günlük m çizelgeleri öğlene kadar, arıcılık, tavukçuluk, sütçülük, köy sağlığı, tarla ziraati, ameli işler mesaisi gibi bir yığın faaliyet ve hareketten ibarettir. İşler şef öğretmenler tarafından idare edilir. İşlerden kurtulan eğitmenler, öğle yemeklerini kalori cedveline göre tanzim edilmiş olan talebe muhteviyatına göre gıdalı bir şekilde temiz ve sıhhi masalarda gayet zevkle yiyorlar. Bu ameli adamlarının yemek yeyişinde işleri kadar asilane ve iştahlı idi. Köyün kudretini aşmayacak şekilde tam bir köy gıda kadrosuna göre tanzim edilmiş olan yemek tabelası cidden şayana kayıttır. Bunda aranan tenevvüden ziyade gıda, kalori, bolluk ve temizlikti. Ekmeklerde halis kırmızı buğday ekmeği idi ki bu bizim Françolardan muhakkak çok lezzetli ve gıdalıdır.” Kars Cılavuz Eğitmen kursu açılışından bir yıl sonra 1938-39 yılında öğrenci sayısını daha da arttırarak Kars vilayetinden 50, Çoruh ve Ağrı’dan (Karaköse) 80 olmak üzere 130 öğrenci aldı. 10 Kars Gazetesi’nin bir haberine göre: “Eğitmen Direktörü Trabzon İspekteri Halit Ağan şehrimize gelmiş ve grup olarak Kağızman bölgesi İspekteri Sabri Kolçak Bay Halit ile birleşerek kursun ihtiyaçları etrafında maarif dairesi ile münasebette bulunmuş ve Cılavuza hareket etmişlerdir.” Böylece zaman zaman kursun ihtiyaçları tespit edilmekte ve Eğitmen Kursu direktörleri tarafından denetlenmekteydi. Eğitmen kursu devam ederken 1940 yılında Köy Enstitülerinin kurulmasıyla Cılavuz’da Köy Enstitüsü açılınca iki kurum eğitim faaliyetlerine birlikte devam ettiler. Köy Enstitülerinin Açılması ve Kars Cılavuz Köy Enstitüsü 1940 yılı İkinci Dünya Savaşı’nın şiddetlendiği, milletlerin birbirine saldırdığı, devletlerin çöktüğü, insanların açlık ve sefaletten öldükleri bir dönemdi. Ancak bütün milletler hayatlarından şüphelenirken, Türk Milleti bu dehşet ve ateşten uzak kalmasını bildi ve inkılaplarına devam ederek köy kalkınma davasını ele aldı. Türk İnkılâbı’nın temeli olan eğitimle ilgili çalışmalar hızla yapılmıştı. Biran önce bunun yayılması ve uygulama alanına sokulması gerekiyordu. Halkevleri ve onun alt birimi olan Halkodaları bu eğitim disiplinin yerleşmesine yardım etmiş fakat çocukların eğitilmesi konusunda bir boşluk meydana gelmişti. Özellikle öğrenim alması gerekenlerin sayısının fazla miktarda olduğu bu yılların Türkiye’sinde, eğitimi verecek uzmanların yetiştirilmesi için büyük bir adım atıldı. Bunun için gerekli çalışmaları yapan TBMM 17 Nisan 1940’ta çıkan 3803 yılı Köy Enstitüsü Kanunu ile Köy Enstitülerini şöyle tanımlar: “Köy Öğretmeni ve köye yarayan diğer mesleklerin erbabını yetiştirmek üzere Milli Eğitim Bakanlığı tarafından açılan kurumdur.”Bu kurumların faaliyete geçmesinde dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç oldukça etkili olmuşlardı. Köy Enstitüleri Türkiye’nin birçok bölgesinde özellikle tarım işlerine elverişli geniş arazisi bulunan köylerde veya onların hemen yakınlarında kurulmalı, dolayısıyla büyük kentlerin dışında köy yaşamını uygulayabilecek toprağı bulunan, ana yollara yakın olan ve su gereksinimi karşılanacak bir bölgede olmalıydı. Bu okulların kurulduğu yerler zamanla

Cilavuz Köy Ensitutusunun okul kütüphanesini kitaplara göz atarken şu ifadeler gözüme ilişti:
Atatürk, Türkiye Büyük Millet Meclisindeki bir konuşmasında; “Anadolu’yu eğitim bölgelerine böleceğiz. Bu bölgelerde bir yerde öğretmen okulu olacak, liseler topluluğunu bir araya toplayıp orada eğitim-öğretim elemanlarından çok yönlü yararlanma yolları araştırılacaktır.” der.Bu gerçeği anlamayanların yaptıkları işlerin sıkıntısını toplum çekecektir. Cumhuriyet böyle geldi, böyle yürüyecektir.
Türkiye’nin birçok yerinde olduğu gibi Kars’ta da Cılavuz Köy Enstitüsü açıldı. Kendi bölgesinde verimli bir okul haline geldi ve öngörülen hedeflerine kısa zamanda ulaştığı her yönüyle belli oluyordu...
1940 yılında açılan Cılavuz Köy Enstitüsü 1944 yılına gelindiğinde büyük bir gelişme göstermişti. Hem fiziki şartlar iyileştirilmiş, yani binalar tamamlanmıştı hem de öğrenci sayısı arttırılmıştı. Sırasıyla üç büyük bina, yemekhane, hamam, yapıldı. Sayıları artan öğretmenlere lojman, çocuklarına da oyun yerleri hazırlandı. Öğretmenlerin ve öğrencilerin bizzat işçiliği ile yapılan binalar kısmen ihtiyacı karşılayacak düzeye getirildi.2. 2.1944 yılında Enstitüye müdür, öğretmen ve öğrencilerin ortak çalışmasıyla, 40 beygir gücünde Fransız tipi türbünlü elektrik santrali kuruldu. Elektriğe kavuşan enstitünün hayatı değişti. Aydınlık içinde bir enstitü olan Cılavuz’da, artık radyodan ajans ve müzik sesleri duyulmaktaydı. Enstitüyle beraber Cılavuz Köyü, Nahiye merkezi enstitüdeki 800 öğrenci ile 32 öğretmenin çalıştığı küçük bir imar yeri olmuş karanlıktan aydınlığa doğru epeyce yol almıştı. Cılavuz’da açılan köy enstitüsü Kars, Ağrı, Erzurum ve Çoruh (Artvin) illerinden alınan ilkokulu bitirmiş köylü çocuklarını beş yıl okutarak geldikleri illerde köy öğretmenliği yapmak üzere mezun ediyordu. Ancak üç yıl önce Erzurum’un yakınındaki Pulur köyünde de bir enstitü açılması üzerine Erzurum ve Ağrı illerinden alınan ilkokul mezunu çocuklar burada okutulmaya başlandı. Cılavuz Köy Enstitüsü Kars ve Çoruh’tan gelecek öğrencilere tahsis edilmişti.Bizler de onlardan biriydik. Mezunlarına yedek subay olma hakkı verilen köy enstitüleri ilk yıllarda tamamıyla alanlarında uzman ilk mektep muallimlerinden oluşturulan bir öğretim kadrosu ile tedris ve idare ediliyordu. Milli Eğitim Bakanlığı verimi artırmak ve kaliteyi yükseltmek için kırklı yılların sonlarında, Eğitim enstitüleri ve fakülte mezunu öğretmenleri de köy enstitülerine tayin etmeye başlamıştı. Bu durum karşısında enstitülerin kuruluş ve çalışmasında çok gayret gösteren ve emeği geçmiş olan ilk mektep muallimleri (muallim mektebi mezunları)kendi arzularıyla ilkokul öğretmenliğine dönmeye razı oldular. 2.5.1947 yılında Cılavuz Köy Enstitüsüne Ankara’daki Gazi Eğitim Enstitüsü mezunlarından ilk defa olarak 4 öğretmen tayin edilmişti....

Facebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş
Yazarın diğer paylaşımları;
Polisi mi daha çok seviyorsun Askeri mi? Neden?