Giriş yap! Hesap oluştur!
Nedir?
Ara
Şifreni mi unuttun?
22 Mart 2020, Pazar 21:20 · 82 Okunma
86 Dünyada, Türkler kadar ilme müştak, mutemayil ve ilmi m - Sözümoki

86


"Dünyada, Türkler kadar ilme müştak, mutemayil ve ilmi mesailerde Türkler kadar çalışkan bir millet yoktur"       
              Abbe Toderini

Çarşamba öğleden sonra yurdun bahçesinde arkadaşlarımla yürürken üst sınıfta okuyan Artvinli Peyami bizlere çok acı bir hikaye anlattı.Bu yaşanmış hikayeyi hiçbir zaman  unutmayacağım.Peyami Zeynel,  uzaklakardaki çıplak platonun bulutlarla söyleşisini bakarak sözlerine şöyle başladı: Bundan üç yıl önce Mehlika Bozkurt adlı üst sınıfta okuyan bir kız vardı.1940’larda Cilavuz Köy Enstitüsü’nde yaklaşık bin öğrenci vardı ve bunlardan 35’i kız öğrenciymiş ve Mehlika da onlardan biri. Mehlika çok sosyal, neşeli ve arkadaş canlısı biriydi. O, disipline verilir ve bir sabah içtimasında okulun eğitim şefi tarafından tüm arkadaşlarının yanında  teşhir edilir. Gerekçesi, okul bahçesindeki bir bankta bir erkek öğrenci ile oturmasıymış. Enstitü öğretmenlerinden Bedia Kars,Mehlika’yı her hatırlayışında içinin yandığını soylemekteydi. Okul olarak çokça kara günler yaşadık o olaydan sonra. Peyami Zeynel sözlerine şöyle devam etti : Mehlika’ya içtimada herkesin önünde bas bas bağıran eğitim şefini “İri yarı bir şey, fakat çok iğrenç bir adam, despot” diye anılır.  Tam burada enstitiye kayıt olduğumuzda gördüğümüz o uzun boylu hoca aklıma geldi. Demek ki hic kimse göründüğü gibi değilmiş...Mehlika, aynı zamanda akrabası olan eğitim şefinin yani Şemsettin Beyin  yaptıklarına ve haksız suçlamalara dayanamaz.Çünkü o olaydan sonra odasına çağırır ve kendine çekidüzen ver. Yoksa okumayacaksan umumhaneye mi vereyim seni gibi çok çirkin ve ağır ifadelerle kızcağızın yüreğini parça parça eder. Bu olay ve konuşmadan sonra artık köyüne dönemeyeceğini düşünür Mehlika. Olaydan sonraki gece, ayak yalın ayrıldığı yatakhaneden, okulun elektrik ihtiyacını karşılamak için kurulmuş küçük su santralına gider ve kendisini santral göletine bırakır. Arkadaşları sabah donmuş halde bulurlar talihsiz kızı.Iftiralara karsi olumcul bir isyandir Mehlika'nin bu son olayı. İntihardan sonra Mehlika'nin  ailesi cenazesini kabul etmez ve enstitünün arkasındaki yamaca defnedilir.Okul arkadaşları, cenazesini kurtlardan korumak için 40 gün mezarının başında nöbet tutar. Buralarda iklim ilkbahar yaz kış ve karakış olarak bilinir. Karakisin hüküm sürdüğü kar ve tipinin ortasında bir gece nöbet tuttugumu bilirim..O geceyi hiç unutmam. Mehlika abla burada yatıyor diyerek ileri de bulunan yamaci işaret etti. Üç ihlas ve bir Fatiha okuyalım Ruhi seriferine diyerek sozlerini tamamladı. Bir süre sessizlik oldu... Sessizliği benim su sözlerim bitirdi. Peyami ağabey! Bu olaydan sonra mi enstitüler kiz erkek olarak ayrıldı.? O da cevapladı: Tahir kardeşim; bu ikinci dünya savaşı devam ederken bu düşünülüyordu. Bazı bağnaz kesimler, köy ağaları, ufurukcu sahtekarlar bu olaydan sonra çoktandır karşı oldukları bu kurumlara çok iftira attılar. Bir de aynı yerleşkede konuşamadıkları erkek arkadaşlarına mektup yazan bazı kız öğrenciler, mektuplar yakalanınca okuldan uzaklaştırılmış. Mehlika’yı ölüme götüren süreç, aslında kız ve erkek öğrencilerin aynı okulda okumasına yönelik karalama kampanyasıyla başlamış. Kız çocuklarını okula göndermekte tereddüt eden aileler, bu kampanyadan çok olumsuz etkilenmiş. İdareler tereddütleri gidermek için aynı yerleşkede kızlarla erkekleri ayrı mekânlarda tutmak zorunda kalmış. Bu Ismail Hakkı Tonguc ve Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yuceli çokça üzmüştür. Aslında tüm eğitim camiası üzülmüştür. Çok aileler de kızlarını enstitiye yazdırıp okutmayı birakmislardir...Tartışmalar sürerken kızları ayrı enstitulere aldirdilar. Burada okuyanlar Trabzon Bedikduzu be yollandı...Kizilculluda yalnızca kız öğrenciler eğitim görmeye başladılar...

Enstitülerin mimarı İsmail Hakkı Tonguç, Eylül 1941’de bu örnekler artınca enstitü müdürlerine gönderdiği mektupta şöyle demiş: “Kızları bir tarafa, erkekleri öteki tarafa ayırarak müesseseyi iki kafes haline getirmek asla doğru değildir ve bu ayırmanın neticesi olarak mektuplaşan kız-erkek iki talebeden kızı enstitüden uzaklaştırmak tedbiri, cemiyetin kadına kıyan eski telakkisinin yaşatılmasından başka bir mahiyet ve manaya haiz değildir. Kızlar kızlıklarını, erkek çocuklar da erkekliklerini bilerek müessesenin tabii hayatı içine sokulmalıdır.”

Gecen yil köyde karşılaştığımız manzaranın gerçek nedeni demek  bundan bankası değilmiş...Gani ağa ve Reşat Aga'nin bana düşman misim gibi bakmaları ve Nazenin benim için söyledikleri...
Bu gece günlüğüme ne yazacagim diye düşünürken Mehlika ablanin aci hikayene dair birkac kelam yazdim... Bu arada şiir yazmaya bir süre ara verdim. Bunun sebebi Zuhre'ye zarar veririm endişesi...Hani mektup yazan kızlar veya erkeklerin bu yazdıkları öğrenince okuldan atılmaları... Onu o kadar özledim ki... Şu satirlarima kaç damla gozyasim damladigimi bilmiyorum...

Facebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş
1 kişi beğendi ·
Yazarın diğer paylaşımları;
Polisi mi daha çok seviyorsun Askeri mi? Neden?