Giriş yap! Hesap oluştur!
Nedir?
Ara
Şifreni mi unuttun?
24 Nisan 2020, Cuma 19:40 · 85 Okunma
98 Ben üç şeyle övünmesini isterim Türkiyenin. Atatürkün g - Sözümoki

98

Ben üç şeyle övünmesini isterim Türkiye’nin. Atatürk’ün gerçekleştirdiği kendine dönüş ve bağımsızlık politikası, Hakkı Tonguç’un gerçekleştirdiği demokratik eğitim ve Nâzım Hikmet’in getirdiği insancıl, ulusal şiir.”
Yaşar Kemal Göğceli

Ikinci yılın belli de en acı yüzüyle henüz karsilasmamistim. Bu da enstitüdeki kitapligimizin talan edilmesiydi.Öfke fırtınasından hemen herkes nasibini alıyordu... Bizim enstitüde de bu apaçık görülüyordu... Ama bu yıl Kars'a tren yolculuğum daha zor geçmişti... Zira kompartiman şefinin  sağlıksız düşünceleri bir yılda  tüm yurt satında çoğalmışti. SSCB'nin bizden üç ilimizi istediği yıllarda bizler gibi enstituye giden tüm yiğit öğrencilere bu asılsız yafta çok acı sonuçlar doguracaga benziyordu...
Anadolu ilk kez aydınlanıyor ve üretiyor öğreniyor ve ülkesinin milleti olduğunu hatırlıyordu... Nice savaşlar görmüş bu necip millet esasında herşeyin en iyisine layikti... Genç Cumhuriyet bunun için eldeki tüm imkanları seferber etmişti... Atatürk biliyorduk ülkeyi kalkindiracak dinamik eğitim ve üretimden geçiyordu...
Bu yıl için okuyacağınız kitap listemizde kimler yoktu ki...
1)Oblomov-İvan Gonçarov
2 )Utopia-Thomas More
3)Tarih-Herodotos 4)Kaygı Kavramı-Soren Kierkegaard
5)Şölen - Dostluk Platon (Eflatun) 6)Yüzbaşının Kızı-Aleksandr Puşkin
7)Seviyordum Sizi-Aleksandr Puşkin
8)Madame Bovary-Gustave Flaubert
9)Babalar ve Oğullar-İvan Turgenyev 10)Köpeğiyle Dolaşan Kadın-Anton Çehov 11)Büyük Oyunlar-Anton Çehov 12)Cimri-Molière 13)Macbeth  William Shakespeare 14)Antonius ve Klopatra  William Shakespeare 15) Akşam Toplantıları  Nikolay Gogol 16) Hitopadeşa  Narayana 17)Mantık Al-tayr  Feridüddin Attar 18)Hagakure  Yamamato 19) Eşekarıları, Kadınlar Savaşı ve Diğer Oyunlar Aristophanes 20) Suç ve Ceza  Fyodor Mihayloviç Dostoyevski  21) Sis  Miguel De Unamuno 22) İki Oyun-Henric Ibsen 23) Bir Delinin Anı Defteri-Nikolay Gogol 24) Toplum Sözleşmesi-Jean Jacques Rousseau 25) Milletlerin Zenginliği  Adam Smith...
Zuhre'ye Hüsnü Aşk'tan bir mesel olamadığım için çok üzgünüm. Gerçi köyde ona yazdığım mektubunda birkac veciz söz karalamistim ama bu sanırım kendimce bunu yeterli görmedim... Onun Çoruh'a bakıp mandolin çaldığı an aklimdan hiç mi hiç çıkmıyordu... Ayrıca benim için şiir yazdığını  ilk kez o gün söylemişti... Puslu gökyüzünün bizleri selamdigi ve yıldızları bu perde gibi örttüğü o akşam suları korkularim  Çoruh'un deli çığlığı gibi dört bir yanımda yankilaniyordu...
Geceye inci dişlerinden dökülen tatlı  sözlerin tek teselli kaynağım oluyordu... O an için seni dinlemek hissi bana tarifi imkansız bir mutluluk veriyordu... Yıldızlı bir gökyüzü, altimizda Çoruh'un soluksuz akışı ve yanimda sihirli sözlerim in sahibi gönlümün kandil cicegi Zuhrem... Enstitu gunlerimin her aninda bu silinmez  görüntü arada bir aklıma geliyor ve sebepsiz bir mutluluk sariyordu...
Zuhre bir seferinde en merak ettiği kitabın dedesinin küçükken bazı aksamlar anlattığı Feriduttun Attar in Mantikut Tayr adlı eserdi... Bu kitabı dedemin kitapliginda ilk kez görmüştüm... Kitabi biraz özensizce açıp ardından yere düşünmüştüm.Kitabı yerden aldığımda şu ifedeleri okuyordum:
"Gölge güneşe kavuşmayı arzu eder, ama kavuşamaz. İşte sana olmayacak, gerçekleşmeyecek bir sevda! "Bu yazıyı okuduktan sonra çok korkmuştum. Aslında o an Zuhre' yle henüz tanismamistim..Enstitü hayali çok canlı bir şekilde içimde yaşıyordu...Belki de enstitü hayali nin dışında yüreğimde birşey olmamalı diye düşünüyordum...Ama ya şimdi Zuhre vardı ve bu kitabı çok sevmesindeki hikmet benim hiçbir zaman bilmeyecgim bir hal almıştı... Ona bu kitapla tanışma hikayemden hiç bahsetmedim ama eninde sonunda bunu ona anlatmayı planlıyorum...Galiba doğru zaman  için biraz zamana ihtiyacım olacak...
Kars'a tren yolculuğumuzda bu kez kendini Türk Ocakları'nda ülkü ocağı başkanı olan Seyfullah Sırım ile guzel bir sohbet ediyorduk. Sohbet sürerken bizlere enstitulere ilgili şunları anlattı:"Köy enstitülerinde öğrenciler arasındaki kız erkek münasebetleri, Türk ananelerinin ve ahlakının emrettiği insani sınırlar içinde mi kalmış, yoksa tertemiz Anadolu kızlarından bazılarının başlarına bütün ömürleri boyunca acısını çekmeye mahkûm edildikleri bazı felaketler gelmiş midir?
Köy enstitülerinde, bu enstitülerin bazılarını ziyaret eden tanınmış bazı kimselerin ziyaretleri sırasında içkili âlemler yapıldığı Maarif Vekâleti müfettişleri tarafından tespit olunmamış mıdır?
Bu enstitülerin bazılarında, edebiyatçılık hüviyetlerinden faydalanılarak birtakım Rus yazarlarının resimleri duvarlara asılmamış ve buna mukabil bir teftiş sırasında Atatürk'ün resmi ile gençliğe hitabesi levhaları ve ayrıca o zamanki Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün resimleri ambarlarda bulunmamış mıdır?
Sabahattin Ali, Pertev Naili filan gibi kızıl faaliyet gösterdikleri tespit olunmuş ve daha sonra da Barış severler Cemiyeti adlı fesat yuvasını kurup komünistlik propagandası yaptıkları için hüküm giymiş olan malûm kimseler,Ankara yakınlarındaki meşhur Hasanoğlan Köy Enstitüsünde yıkıcı (yani Moskofçu)faaliyetler göstermemişler midir?
Yıllardan beri bu müesseseler lehine yazılar yazan küçük zümre içinde sicilli komünistler yok mudur? Moskova'nın uşağı ve ajanı olduğu, güneşin, güneş olması derecesinde kesin olarak kızılların, Türke fayda sağlayacak bir müesseseyi övmeleri akim kabul edebileceği bir şey midir?
Ve nihayet bugün edebiyat alanında perde atmaya çalışan malumlar arasında,şişirile şişirile Lafontaine'in kurbağası hâline getirilenler içinde bu müesseselerde zehirlenmiş bazı zavallılar yok mudur? Köy enstitüleri goygoycularından bu sorulara cevap vermelerini istemek hakkımızdır.Çünkü köy enstitüleri, iddia edildiği gibi iyi niyetle kurulmuş müesseseler olsalar bile, tatbikatta Türk milletini içinden ve köyden vurmaya ve yıkmaya çalışan fesat yuvaları hâline getirildikleri muhakkaktır... "

Facebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş
2 kişi beğendi ·
Yazarın diğer paylaşımları;
Kadın hakları en iyi nasıl savunulur?