Giriş yap! Hesap oluştur!
Nedir?
Ara
Şifreni mi unuttun?
28 Nisan 2020, Salı 18:51 · 44 Okunma
99 Köy enstituleri, Anadolu köylüsünün üzerine yüzyıllardı - Sözümoki

99



"Köy enstituleri, Anadolu köylüsünün üzerine yüzyıllardır azar azar serpistirilen ölü toprağından sıyrılıp  umutlu günlere bakanlarin tatlı bir hikayesidir.Eğitime,okumaya,  aydınlanmaya, bilgiye, düşünceye,  kavuşma vuslatıdir... "
               Ebubekir Kuri

Okuma yazma bilmezliğin doğurduğu kötülüklerin bu milleti ne duruma soktuğunu görmeyenler, sefaletin derecesini kestiremezler. Buna karşılık en basit anlamda bir ilköğretim kavuşanların, gözleri açılmış körler gibi dünyayı bütün güzellikleriyle görmeye başlamaları, yedeksiz yürüyecek hale gelmeleri azımsanacak bir nimet midir?”
Ismail Hakkı Tonguc

“Köy enstitülerinin yerine açılan İmam Hatip okullarından elli yıldır bir tek yazar, şair çıkmadı. Çünkü bu okullarda eski yöntemlere göre, ezbercilik esasına dayanan öğretim yapılıyor. Köy enstitülerinde ise biz dersleri tartışarak, deney, gezi ve gözlem yaparak öğreniyorduk. Enstitünün yönetimine katılıyorduk. Her hafta sonu toplanıp yönetimi ve birbirimizi eleştiriyorduk."
Fakir Baykurt

Dersler ilk yıla göre biraz daha sönük geçiyor bu yil...Sehirde okumus ve köylüleri asagilamayi merifet sayan kimi öğretmenlerle karşı karşıyayız...  Şehirden geldiği her halinden anlaşılan bu  öğretmenler kimi zaman öğrencilere haksızlık ediyor. Onlari dövüyor cokca da onlara  hakaretler yagdiriyordu...Bunu Ziver ve Harun da gözlenmişti... Yarim gecenin sönük şarkıları çalınıyor kulaklarıma. Dışarıda binlerce yıldız bir ümit gibi parildamakta...Zuhre'ye sevdamı, hüznümü, dedemle neneme bitmeyen hasretimi, köyümde bu geceki dusledigim zamanlari...Bu satırları aksam saatlerinde  yatakhaneden yazıyorum. Isigim ise  binlerce yıldız...Elimde geceleri gizli gizli okuduğum Mantikut Tayr adlı kitap var... Korktuğum kelimelere gelmeye henüz var diye düşünüyorum...
Zuhre şimdi ne yapiyordur mesela. Köydeki son gunlerimizde kandil çiçeklerinden bir demet yapıp bana vermişti... Ömrümün en sevinçli birkaç anından biri oldu bu benim için...Dağlara bakarak gözlerini yumuyor ve tüm tatliliginla ellerini acip oldugu yerde dönüp duruyordu... Onun bu mutlu hali capcanlı duruyor gözlerimde... O ana kadar onun gözlerinin güzelliğinden  bahsetmistim zaman zaman... Şimdi şu manzara karşısında bir kez daha anladım ki onu her haliyle seviyormusum... Ben de bu mutluluga ortak olur gibi ellerimi açıp kendi eksenimde dönmeye başladım gözlerim kapalı...Neden sonra ikimiz farkli yerlerde cimenlere uzandik. Bu ana kadar gözlerimizi açmadık.Gözlerimizi açtığımızda binlerce yıldızın parligi ile gun geceye donmek üzereydi.Gecemiz bir kat daha aydınlandı... Dolunay tepelere yeni tırmanışa geçtiğinde gitme vaktinin geldiğini biliyorduk...
Tüm bunlar günlügümün  en guzel köşesinde yazılı duracak... Bazı geceler bu yazdıklarımı imtihana girer gibi edebiliyordum. Bu çok hoşuma gidiyordu...

Ertesi gün ders için 06:00da uyandık sabah sporunun ardından kahvaltı yaptık ardından kültür derslerinde gecitik...Yeni öğretmenlerimiz içinde belkide en tuhafı fizik öğretmenimiz Selma hanimdı. Çünkü onu davranislarindan burada öğretmenlik yapmayı pek seviyor olmadığını cikariyorduk. Şehirdeki bir kız öğretmen okulunda okuduğunu isitmiştik. Ama Tarih öğretmenimiz Nazım Bey harikulede bir ogretmendi... Onun derslerini gelmesini herkes gibi ben de iple çekiyordum... Tarihi bana yeniden sevdiren öğretmen olmuştur kendisi. Büyük saygı duyuyorum kendilerine...
Bu senenin belki de en önemli olayı Milli Şef Cumhurbaşkanı Ismet Inönü nun enstitumuzu ziyeret edecek olmasıydı... Aylar öncesinden başlanarak tüm hazırlıklar onun için yapilmaktaydi...
Içeriği boşaltılmış yeni mufredata rağmen  dersleri büyük bir şevkle dinliyor ve yeni bilgiler öğreniyorduk... Hepimiz yeni bayraklar olmayı yegeliyor ve bu uğurda tüm varligimizla savaşı göze alıyorduk... Bizden istenilen yalnızca iyi bir eğitim almak ve bunu gelecek kuşaklara en iyi şekilde aktarmak ve eğitim mesalesini yurdun tüm sathında özellikle de köylerde yakmakti... Sanki Ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk bizleri bir yerden görüyormuscasina çok daha çalışıyorduk... Bu yolda bizleri Allah'in izniyle kimle yildiramayacakti....

Enstituye gitmeyi çok istediğim yıllarda Atatürk le ilgili  bir rüya görmüştüm. Rüyamda öğrencilerle birlikte bir okulun bahçesindeydik. Kutlama törenine hazırlık yapıyorduk. Benim ve bir arkadaşımın elinde büyük bir Türk bayrağı direği tutuyordum. Bir süre öylece bekleye duralım az öteden Atatürk çıkageldi. Gayet müşfik bir edayla salla bakalım bayragi dedi ben de birkaç kez şanlı Türk bayrağını sakladım. Sonra hafifçe güzel anlamında gülümsedi ve yoluna devam etti...

Zuhre'yle tanismamizin üzerinden iki yıl geçmiş bugün... Ruya gibi iki kocaman yıl... Sevdamin takvimlere sığmadığını yaşayarak öğrenmeye başladım... Mevsimlere de sığmıyor Zuhreye duyduğum ölesiye aşk... Güneş doğuyor batıyor, bahar geçiyor güz geliyor ama Zuhre'ye sevdam hep ayni kalıyor... Zuhre'yi ilk gördüğümde bu aşkin bir ömür sürecek olmasi dilemistim icimden... Ama ayri cografyalara dusecegimiz sanirim hesapta yoktu. Zaten aşkta hesap olmadığını da görmüştüm...

Ibni Haldun" Coğrafya kaderdir. " demekle ne çok haklıymış meğerse... Bizim buraların kaderinde ne olursa olsun az veya çok yare  özlem gizlidir.Benim Susuz'da gunlerimin çoğu Zuhre'ye özlemle geçiyor... Onun benim icin dağ cigdemleri topladigi geçen yaz günleri hiç aklımdan çıkmıyor. O çiçeklerin kokusunu sanki bu uçsuz bucaksız bozkirin ortasında hissediyordum...

Köy enstituleri dergisinde Arifiye köy Ensitutusunun  adı geçince yüreğim bir başka atıyordu... Bu, şüphesiz Zuhreyi bana hatirlatan bir detayindan başka bir şey değildi... Ertesi gün öğleden  sonra kütüphanede kitaplığı incelerken Köy Enstituleri Dergisi'nin Kasım sayısında  enstitu öğrencileri  yazi ve siirlerini yayimlama sansini buluyorlardi. Benim siirlerim burada yayımlansa nasıl olurdu diye düşünürken, kısa bir giriş ile tanıtım  yazısınin ardindan bir şiir gözüme çarptı.Aman Alahim! Bir de ne göreyim . Bu elyazisi bu ifadeler...Bu el yazısını nerede olsa tanırım. Bu onun yazısı yani Zuhre' nin... Şiiri birkaç kez okudum... Sevincten o an ne yapacagimi bilemedim.. Dergideki Zuhre'nin şiirinin olduğu  sayfayı  yırtmayı planlarken birden onun şiirini gunlugume yazmaya karar verdim... Belki de bu daha mantikliydi... Bu şiir beni enstitüde öyle mutlu etti ki tarifi imkanı var mi bilmiyorum. Derslerime  daha fazla özen göstermek için gizli bir güç oluşturdu.Gudulenme kaynağım oldu. Zuhre'den bir parçanın burada bulunuyor oluşu benim ona duydugum  ozlemimi bir nebze olsun hafifletti... Zuhre, kendi şiirini Türkiye'nin bir ucundan öte ucunda okunduğunu görünce eminim mutlu olmuştur. Ama bu şiiri kim için yazdığı daha da önemliydi...Benim böyle çocuklar gibi sevindiğimi Zuhre şu nda  görse muhakkak o da cok ama cok sevinirdi.Enstitüde bundan böyle bir arkadaşım daha vardı o da Köy Enstitü Enstitüsü dergisiydi... Zuhre'ye duyduğum tüm sevdami kelimelerin büyülü güzelliğine bırakarak anlatmak benim ders dışında yegane ugrasim olmuştu... Gunlumdeki en guzel siirlerim hep onun için yazılıydı...

Kandil Çiçekleri
Kulaklarıma bir türkü
çalınır Kaf dağının öte yanından
Bir zumrud-u anka girer duslerime
Arifiyenin yitik ilkbaharlarinda...
Bilirim, dinlediğim hikayelerden daha fazlasi olduğunu
Ürkek uveyiklerin uçuşu gelir aklıma
Güneş tepeleri sarı ışığıyla suzerken
Hayallerim bir kuyunun ardına gizleniverir,
Tacar' in golünde yıldızlarla soylesir eksik sözlerim.
Yosunlu taşların sabri vuslati arar
Seher yelinde itir kokusu sarar dört bir yanımı
Kandil ciçekleri belirir ötelerden
Taskopru az ötede şahittir sevdama
Coruh'un hırçın sesini duyarım bir vakit
Dolunayin savki vurur kara sevdaya dusenlere
Sabah ezaniyla duyulur o güzel sesli bulbullerin acemi ötüşleri
Mavi bir gök bekler iki sevgiliyi

Kim bilir belki de Zuhre de benim onun için şiir yazmamı dört gözle bekliyordur...Bilmiyorki tüm siirlerimde o gizli... Yare ozlemimi ve sevdami sözcüklerin gizli dünyasıyla  yaşıyordum... Gün cekilirken batan güneşi son döneminde bir fotograf belirir. Adına Zuhre derim... Zuhre ellerine kandil çiçekleri ile gelir uzak bir diyardan...

Facebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş
Yazarın diğer paylaşımları;
Günün en sevdiğin vakti?