Bazen sevdiklerinin neyi sevdiğini ezberlersin,
bir şarkı gibi tekrar edersin içinden,
hangi kahveyi içtiğini,
hangi kelimede sustuğunu…
Sonra fark etmeden
onların sevdikleriyle örersin kendini,
bir başkasının zevkinde büyür
kendi benliğin küçülür sessizce.
Bir gün aynaya bakarsın
gördüğün yüz tanıdık ama yabancı,
çünkü sevdiğin şeylerin çoğu
sana ait değildir artık.
İşte o an anlarsın:
sevmek bazen öğrenilmiş bir mecburiyettir,
kalbin değil, hafızan sever bazı şeyleri.
Ve insan en çok burada yorulur,
kendine ait olmayan bir sevgiyi taşırken,
bir başkasının dünyasında
misafir gibi yaşarken.
Keşke biri zamanında deseydi:
“Her ezber sevgi değildir,”
çünkü bazı hisler
sadece tekrarın yankısıdır…