Giriş yap! Hesap oluştur!
Nedir?
Ara
Şifreni mi unuttun?
20 Ekim 2019, Pazar 22:01 · 34 Okunma
1 Anadolu Güneşi - Sözümoki


1
Anadolu Güneşi




1929, Markaya Köyü Yusufeli

        Gökyüzünün tüm renkleri ne kadar güzelse yeryüzünün tüm cicekleri de o kadar guzel bence... Hele bahar,  bozkira  bir gelinlik olduğunda... Renk renk çiçekler açılır doğa uyanır börtü böcek etrafı sarar yeni bir dünya kurulurdu bu küçük köyde... Evet köyümüzün  adı Morkaya idi. Mor çiçeklerin açtığı her mevsim saklı güzellikler  içeren bir köy.
Benim adımda Tahir. Annem babam kardeşlerim hep beni böyle çağırır. Anemmin adı Elif, babamin adı ise Veli idi... O vakitler diğer yasitlarim gibi beni de severlerdi koyumuzde. Boyle olunca sanki dunyada bizim köyden daha guzel bir yer olabilecegini düşünemezdim.... Okuyup büyük insan olmalı derdi annem. Büyük insan olmalı ve insanlara çok faydalı olmani istiyorum  o zaman gerçek anlamda sana sütümü helal ederim.


Benim o zamanlar, büyük insan denilince aklıma bir tek Gazipaşa geliyordu. Bazen en guzel bir rüya gibi karşında büyükçe bir bayrak tutuyordum. Yavaş adımlarla yanıma geliyor ve benim yanagimi okşuyordu... Çocukluğumun en guzel hatıraları arkadaşlarım köyün ailem Seyfi amcamın kır atı ve Istiklal Savaşı hatıraları bana o yıllarda bitmeyecek  bir masal gibi geliyor ve bazen uzun uzun   duraksama ve göz yaşından sonra heyecanlı bir sesle anlatmaya devam ediyor ve bazen de neden agladiklarina akıl sır erdiremiyordum. Ne de olsa topu topu altı yaşında idim. Tek oyuncagim Seyfi amcamın bana özel yaptığı topacimdi. Bazı geceler  topacim olmadan yatağa girmedigime inanır ve  topacimi karanlikta arardim. Bir keresinde yine topcimi aradığım akşam babamın ayağına basmistim ve o da uyanıp bana biraz kızar gibi olmuştu... evimizdeki ocakta ennem annem ocagi yakar ve sürekli ekmek yapar taze kokusu buram buram her yana yayilirdi. Bakcede tavuklarimiz  tüm gün bahçede dolaşır ve taze otlar ile karinlari doyurup keyiflenirlerdi. Bir de  geçen yaz ölen siyah tavsanlarimiz hayali ara ara gözüme gelir sanırdım. Oysa onları gomdugumuz yer i çok iyi bilirim. Işte şu armut ağacının hemen yanındaki yere bir kuyu esmistik ağabeyim hasan ile..  Işte orada yatıyor bu sevimli yaratıklar....
Öğle saatlerinde evimizin bahçesindeki kuyudan  kovayla su cekecektim. Tahta kovayi makaranin ipiyle aşağıya doğru saldim. Bir süre sonra kovayi güç bela kuyudan yukarıya çekmeye başladım. Kendir urgani elimi az daha kanatacakti. Kovayi eve  tam goturecekken içinde ne görsem beğenirsiniz. Tüyleri ıslanmış yavru bir serce. Belki ölmemistir diyerek avucuma aldım ve nefesimle ısıtmaya çalıştım. Ama bu yavru sercecik  çoktan ölmüştü... Kuyunun bir kac adim yanındaki Ardıç ağacına konmuş kuşun meraklı bir o kadar da feryada varan ö t ü ş leri kalbimin ortasına büyük bir acı birakmisti. Ertesi gün kuyunun suyunda yükselme olmuştu.Ben bunu Anne sercenin kuyu başında gece boyunca döktüğü gozyaslarindan olduğunu düşündüm uzun süre...
Büyükbaş ve küçükbaş hayvanlarının yayıldığı bir gün güneşin köyümüz den bir ara hiç gitmeyecek sandım. Bozkır altın sarısı elbisesini giyeli tamı tamına 20 gün olmuştu. Nehirlerin suyu azalmış yaban kazlarina ev sahini olan ve diğer kuşlarla özgürce uçtuğu  masalsı güzellikteki göller de de su seviyesi belirgin bir şekilde azalmıştı...
Tarladaki kaplumbagalarin asma yapraklarının  gölgesinde  bir yer arayışı ve yaşlı gözlerle etrafı izleyisi  gözlerimin önüne getir kimi zaman...
Evimizin bahcesindeki fırına köy ekmeği yapmak için bir çok komşu gelirdi... Işte böyle bir gün beni çok üzen bir haber almıştım... ama günler sonra... Hacer teyze o gün ekmek yapmak için  erkenden fırına gelmişti.Ekmege dönüşecek  hamurlari bulabildigi kap kacaklar ve legenlere koymuştu. Hacet teyze  firinin yanındaki hamur teknesine tam el atacakken bir tikirti duydu. Yavasca egildi ve gözlerini hafif kısarak karaltiya  baktı. Bir de ne görürse beğenirsiniz? Kahverengi tüylü, meraklı ve tedirgin bir yaban tavşanlı. Bu görüntüsü ile  zavallı tavsan tüm olup bitenleri anlamaya çalışıyor ve bazen de sevimli burnunu açıp kapatarak ağzını oynatiyordu... Hacer teyze onu bir kafese koymus ve evine goturecegini anneme söylediğinde ne kadar uzuldum bilemezsiniz... anneme çok yalvardim ağladım.

Bu sevimli tavşanın yeri mutlaka kırlar ve doğa idi... Belki de onun da çocukları vardı bakmak için... Şimdi annelerini ne büyük merak ve özlemle bekliyorlardir kimbilir gözü yaşlı.... O gun bir dilek hakkım olsaydı bu tavşanın sali verilmesini dilerdir Allahtan...
Iki hafta sonra bu tavşanın olduğunu annem bir ikindi vakti cardakta tarhana yaparken söyledi bana... Bütün gozyasimi bu tavsana harcasam yine de yetmezdi.... Onunla kısa bir buluşmamız olmuştu  ve beni kurtar diye bakan gözleri uzun sure gözlerimin önünden gitmedi...
Arkadaşlarım bazı günler sapanla kuş avlar ve bir tepe başında yaktıkları ateşte onları pisirir ve afiyetle bir guzel yerlerdi. Ben hiç kuş eti yemedim. Yiyemedim

Facebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş
1 kişi beğendi ·
Yazarın diğer paylaşımları;
Kendinden 10 üzerinden kaç puan memnunsun?