Bazen bir çift göz,
binlerce kelimenin anlatamadığını görür.
Bir "Nasılsın?" sorusunun ardında saklanan
kırık cümleleri duyar sessizce.
Sevmek güzeldir elbet,
ama anlamak...
Ruhun en karanlık odasına
ışık yakabilmektir.
Çünkü herkes sana dokunabilir,
ama çok az insan
yaralarına dokunmadan
acını hissedebilir.
Anlaşılmak,
eksiklerini yüzüne vuracak birini değil;
eksiklerinle yanında kalacak bir yürek bulmaktır.
Bazen bir omuz,
bir ömürlük yalnızlığı susturur.
Bazen tek bir bakış,
"Artık yükünü tek başına taşımayacaksın." der.
İnsan en çok,
sesini duyuramadığında yorulur.
Ve en derin sessizlik,
kimsenin seni anlamadığı kalabalıklarda büyür.
Belki de bu yüzden,
birinin seni gerçekten anlaması,
seni sevmesinden daha değerlidir.
Çünkü sevgi bazen zamanla değişebilir;
ama anlayış,
ruhunun en kırık yerlerine bile
"Buradayım." diyebilen
sessiz bir sadakattir.
Ve hayat bana şunu öğretti:
Bizi hayata bağlayan şey, yalnızca sevilen olmak değil;
bütün kırılmışlığımızla anlaşılabilmektir.