Tencerenin içinde baloncuk baloncuk kaynarken süzülür dumanı. Karıştırdıkça daha da dağılır evin her bir köşesine.
Kokusu yayılınca ayrı bir gülümseme oluşur dudaklarda istemsizce. O küçük ayakları merakla pıtı pıtı mutfağa getirir. Şekerle süt bir çocuk şarkısındaymış gibi dans eder eriyerek. Tarçın da boş durmaz simli simli o keskin kokusuyla serpiştirir güzelliğini dağıtır her yerine. Anne sütlaçı başka sütlaçlara benzemez. Şekerden de tatlı sevgisi daha da ballandırır çünkü. Bir sütlaç iki sütlaç derken üçüncü sütlaçı yemek için uzatır kâseyi o minik eller.
Ağızda bıraktığı o tat kaç yaşına gelirse gelsin hep aynı kalır. O pişen tenceredeki haliyle hatırlanır. Ha bu arada, sütlacı yazılmaz, sütlaçı yazılır. :)