Sen bana çocukken beyaz gömlekler giydirirken,
Ben büyüyünce damatlık hayali kurardın.
Bir gün kapından davullar çalınarak çıkayım,
Gözlerin hem ağlasın hem gülsün isterdin.
Ama hayat...
Her zaman annelerin duaları kadar merhametli olmuyor.
Kimi oğullar damatlık giyiyor,
Kimi alın teriyle ömrünü tüketiyor.
Kimi ise ardında yarım kalmış hayaller bırakıp,
En son beyazlığını kefende buluyor.
Ne dünya kimseye verdiği sözü tuttu,
Ne de zaman beklediğimiz kadar uzun kaldı.
Bugün sahip olduklarımızın,
Yarın sadece hatırası kalacak.
Bu yüzden üzülme annem...
Benim asıl zenginliğim ne bir düğün salonu,
Ne de alkışlarla kurulan sofralar oldu.
Eğer senden güzel bir dua aldıysam,
Bir yetimin yüzünü güldürdüysem,
Kimsenin hakkını yemeden yaşadıysam,
İşte en güzel elbiseyi zaten giymişim demektir.
Çünkü insanı değerli yapan,
Üzerindeki damatlık değil;
Ardında bıraktığı güzel ahlâk, temiz vicdan ve hayır duasıdır.
Bir gün hepimiz bu dünyadan sessizce geçeceğiz.
Kimimiz alkışlarla, kimimiz gözyaşlarıyla uğurlanacağız.
Ama sonunda herkes aynı hakikate varacak.
Önemli olan nasıl giyindiğimiz değil;
Nasıl yaşadığımız, nasıl sevdiğimiz ve Rabbimize hangi yüzle döndüğümüzdür.