Bir annenin evladına duyduğu sevgi, hiçbir ömrün ödeyemeyeceği kadar büyüktür.
Ben kendimi affetsem de annem affetmez,
Bir evladın yıkılışına yüreği razı gelmez.
Dağlar bile dayanamaz gördüğü acılara,
Bir annenin gözyaşını hiçbir deniz silemez.
Bir zamanlar ellerimden tutan o eller,
Düşsem diye ardımdan titrerdi geceler.
Ben büyüdüm sandım, dünyaya kafa tuttum,
Oysa arkamda dua eden bir anne vardı meğer.
Ben yoruldum deyince dünya sustu bir an,
Annemin yüreğinde koptu görünmez fırtınalar.
Ben bir yarama merhem ararken her yerde,
O benim acımı benden önce yaşadı yıllarca.
Bir lokmayı bölüp de yarısını bana veren,
Kendi açlığını bir gülüşle gizleyen.
Ben rahat uyuyayım diye sabahlara dek bekleyen,
Hangi evlat ödeyebilir o sevgiyi, söyleyin?
Annemin saçlarına aklar düştü yıllarla,
Yüzüne çizgiler işlendi sessiz acılarla.
Ben hayatın peşinde koşarken durmadan,
O ömründen verdi bana, eksilen yıllarıyla.
Bir gün anladım hayatın en acı gerçeğini,
Her gidenin ardından bulamazsın benzerini.
Dünya sana bin kapı açsa da ardına kadar,
Hiçbir kapı anne evinin vermez güvenini.
Annemin duasıydı belki beni ayakta tutan,
Ben farkında olmadan kötülüklerden koruyan.
Nice fırtınalar geçti başımın üzerinden,
Bir annenin duasıydı beni yeniden doğrultan.
Şimdi dönüp bakıyorum geçtiğim yollara,
Kaç kez üzdüm seni, kaç kez sustun acıyla.
Ben kendi doğrularımın peşinde yürürken,
Sen içinden ağladın, belli etmeden kimseye.
Keşke zamanı geri çevirmek mümkün olsa,
Keşke her kırık kalp yeniden huzurla dolsa.
Bir kez daha çocuk olup dizlerine yatsam,
Dünyanın bütün yükleri omuzlarımdan kalksa.
Sana söyleyemediğim sözler kaldı içimde,
Dile gelmeyen pişmanlıklar birikti yüreğimde.
Bir gün gelir de ellerini tutamazsam,
Hangi özür teselli olur o gün kendime?
Ben helal etsem de hakkımı, sen etme anne,
Bir ömrün hesabı sığmaz birkaç kelimeye.
Sen beni dağ gibi bildin, yıkılmış buldun belki,
Ama ben de en çok senin gözlerinde büyüdüm anne.
Sen benim çocukluğum, sığındığım limanım,
Dünyaya karşı en sağlam duran yanım.
Herkes sırtını dönse, herkes beni unutsa,
Yine de beni düşünen tek yüreksin, canım annem.
Bir gün ellerin soğur, gözlerin dalarsa,
Sesin evin içinde bir hatıra olarak kalırsa,
İşte o gün anlarsın dünyanın ne kadar boş olduğunu,
İnsan en büyük zenginliğini kaybedince anlarmış.
Ne servet kurtarır o gün insanı,
Ne de geri getirir geçen zamanları.
Bir annenin sesini bir kez daha duymak için,
Verirsin dünyadaki bütün imkânları.
Ey evlat, annen hayattayken kıymetini bil,
Bir gönül kırıldı mı, özür yetmez bazen, bil.
Bugün elini tut, bugün sarıl boynuna,
Yarın pişmanlıkla ağlamak neyi değiştirir ki?
Çünkü anne dediğin, ömrünü sessizce veren,
Kendi yaralarını saklayıp seninkini saran.
Dünyanın bütün sevgileri bir yana dursun,
Bir annenin sevgisidir insanı hayata bağlayan.
...
Bir anne evladını yalnızca dünyaya getirmez,
Her düşüşünde yeniden ayağa kalkmasını bekler.
Evlat büyür, yollar ayrılır, yıllar geçer,
Ama anne yüreği, evladını son nefesine kadar bekler.
İnsan dünyaya bir kez gelir, bir kez çocuk olur;
Ama bir annenin kalbinde ömür boyu evlat kalır.