Bir kadın kendisini nasıl kaybeder?
Bir anda mı?
Bir vedayla mı?
Büyük bir acıyla mı?
Belki de hiçbiriyle...
Belki insan kendisini, her gün biraz daha erteleyerek kaybeder.
Önce kendi isteklerinden vazgeçer.
Sonra kendi sesini kısar.
Yorulduğunda susar.
Kırıldığında güçlü görünür.
Sevdiğinde kendisinden verir.
Ve hayatını hep “sonra”ya bırakır.
Kendimi Bıraktığım Yerden, herkes için güçlü olmaya çalışırken kendisine geç kalan bir kadının hikâyesi.
Gençlikten yetişkinliğe...
Sevgiden aileye...
Annelikten kadınlığa...
Bir babanın kızından, babasının yokluğuyla yaşamayı öğrenen bir kadına...
Ve bütün kayıpların, kırgınlıkların ve ertelenmiş duyguların içinden yeniden kendisine dönen bir yolculuk.
Bu kitap kusursuz insanların hikâyesi değil.
Tam tersine...
Kırılanların.
Yorulanların.
Sustukları hâlde içinde binlerce cümle taşıyanların.
Herkesi düşünürken kendisini unutanların.
Ve bir gün aynaya bakıp kendisine şu soruyu soranların hikâyesi:
“Peki ya ben?”
Belki bu kitabın bir sayfasında kendinizi bulacaksınız.
Belki yıllardır söyleyemediğiniz bir cümleyi burada okuyacaksınız.
Belki bazı sayfalarda canınız acıyacak.
Ama son sayfaya geldiğinizde elinizde tek bir cümle kalacak:
Geç kalmadın.
Kendini bıraktığın yerden alıp yeniden yürümeye başladın.
Çünkü bazı yolculukların sonunda başka bir yere varılmaz.
İnsanın kendisine varılır.
“Hayat bana kim olduğumu yeniden öğretmedi; ben sonunda kendime kim olduğumu hatırlattım.”