Giriş yap! Hesap oluştur!
Ara
Şifreni mi unuttun?
10 Nisan 2018, Salı 17:30
Artık Mutlu Olalım 2. Bölüm ~Mükemmel Erkek Modeli - Sözümoki

Artık Mutlu Olalım
2. Bölüm ~Mükemmel Erkek Modeli

"Rüya hanım bir kare şöyle alalım lütfen?"

"Yeterli bu kadarı."

"Rüya hanım yeni bir dizi teklifi aldınız mı?"

"Evet ama kabul etmiyorum."

"Rüya hanım..."

"Rüya hanım..."

"Gidin başımdan!!!"

Başım... Neredeydim ben? "Ayol, sonunda uyandın. Hem ne bağırıyorsun, kulağım acıdı." Ha?

"Ne?" Mavi başlıklı kız beni kolumdan tutup hızla kaldırırken başım dönmüştü. İşaret parmağımı sus dermiş gibi ona doğru tuttum. "Bir dakika, n'oldu bana?"

"Ay kız bir şey olduğu yok, turp gibisin. Nazlanma işte." Göz devirmemek için kendimi zor tutarken koluma baktım. Kol saatimi yine mi takmamıştım ben?! "Saat kaç?"

"On'a çeyrek var. Hangi sınıftasın sen?" Biz bu kızla çoğu kursta beraberdik. Hangi sınıfta olduğumu bilmiyor muydu? Neyse... Sonuçta ,bu kurslara rağmen, ben daha onun adını bile bilmiyordum, sadece biraz tanıyordum o kadar. "11/C."

"Üzgünüm my baby. Ben 11/B sınıfındayım ama ikizimle aynı sınıftasın. Gel, hadi sınıfına çıkalım." İkiz mi? Bu kızın ikizi deyince aklıma avatar geliyordu.

"Derste değiller mi?" Bana sanki okula yeni gelmişim ve hiçbir şey bilmiyormuşum gibi baktı. Hadi ama bu klişe çok eskimedi mi? "Derste olsalar nolur, geçersin oturursun bir yere. Bunu da ben mi öğreteyim?"

Elleri tamam bir şey demedim der gibi kaldırdım ve onu takip etmeye devam ettim. Sınıfın kapısını açmadan önce üstündeki kartta 'nöbetçi öğrenci' yazıyordu.

İçimden derslerden kurtuldu, şanslı kız diye geçirdim.

"Hocam size yeni bir beyin getirdim. Bayılmıştı falan ama Miray bu işi de halletti. Tahtaya random atıp uyutmakta size kaldı tabii." Bu kızın yaşadığı kafayı hiç anlamazdım, hâlâ anlamayacağım sanırım.

"Geç kızım yerine." Ben yerime otururken yanıma oturmuş olan yabancıya ters ters baktım. Ben 11/B sınıfındayım ama ikizimle aynı sınıftasın.

Siyaha yakın kahverengi gözleri vardı. Saçları hafif uzun, gözleri ile aynı tondaydı. Kaşları ve kirpikleri gür, bir o kadar da düzgündü.

Mükemmel erkek modeli: +1

Bunlar ikizse ben de Barbara Palvin'im.

Çocuğun yüzünü kirpiklerine kadar inceledikten sonra hocaya döndüm.

"Evet çocuklar, yeni gelen arkadaşımızı tanıyalım. Adın ne çocuğum?" Yanımdaki çocuk ayağa kalkarken saçını düzeltti.

"Ertuğ."

"Neden bu okula geldin?"

"Afedersiniz ama bu sizi ne kadar ilgilendiriyor?"

Hocanın gülümsemesi yüzünde solarken arkada Serkan 'Ooooo' diye bağırmamak için kendini zor tutuyor, kısık kısık bağırıyordu.

"Tamam oturabilirsin." Ertuğ yerine otururken ders başlamıştı. O defterini açarken kulağına eğildim, bir yandan uç takmaya çalışıyordum. İlk ucun yarısını kırdığımda iki saniye sinir krizi geçirip yeni uç aldım.

"Helal olsun iyi atar yaptın ama ilk sözlü notun sıfır, haberin olsun." Omuz silkip tahtadakileri deftere yazmaya başladı. Ben de hem yazıp hem de uyuyordum. Böyle bir öğrenciyim ben de.

Of anne, beni bu hipopotam yavrularının arasına niye zorla getirirsin? Verem olur burada kızın, kanser olur.

Ertuğ'un bu ders inek öğrenci olduğunun kanısına varıp defterimi karalamaya başladım. Karaladıkça sinirleniyordum, sinirlenecek bir şey de yok ortalıkta. En sonunda sıkılıp kalemi fırlattım. Kalem sıraya üç kez çarpıp yere düştü.

"Off... OF!!" Yerdeki kaleme zar zor yetişmeye çalışıyordum. Kolum yetmediği için sıranın altına girdim. Boy 1.60 olunca tabii...

Başımı kaldırırken hızla kafamı sıraya çarptım. Sessizce söylenirken Ertuğ başını eğmiş bana bakıyordu. "Hadi geç dalganı. 'Aptal, sakar.' de, gül, eğlen. Yapılmadık şey değil, merak etme."

Ellerimi birbirine vurup tozu gidermeye çalıştım. Ellerimin yanına bir el uzandığında bakışlarım oraya toplandı,sonra elin sahibine. "Ben seninle dalga geçmem."

Ben bön bön bakarken ve bakmaya devam ederken göz devirip elimi tuttu ve kaldırdı. Olası bir çarpmayı engellemek için diğer elini de başımın üstüne koydu.

Mükemmel erkek modeli: +2

"Şey... sağol."

"Önemsiz."

"Neden bu okula geldin?" dedim kimya öğretmeninden alıntı yaparak.

"Ufak bir kaos yaratmış olabilirim."

"Kaos?"

"Laboratuvarı patlattım denilebilir."

"Ne?!" Kimya öğretmeni rahatsız olacak ki bana baktı. Aptal aptal sırıtırken önüme dönüp tahtadaki diğer randomları defterime yazdım. Öğretmen önüne döndüğünde yazmayı bıraktım.

"Orada senle dalga mı geçerlerdi? Şey yani, ilk defa biri sakarlığımdan dolayı eğlenmiyor, o yüzden dedim."

Zil çaldığında ayağı kalkarken onu durdurdum. "Konuşuyorduk?"
"Çikolatalı süt alacağım." Elimi kolundan çekip gitmesine izin verdim. Çikolatalı süt önemli abi.

Sınav haftası öndeki inek öğrenciden notları alamadığım ve o da vermediği için randomları yazmaya başladım. Yanlış anlaşılmasın, derslerim kötü değil ama kimya dersini hoca sanırım Korece anlatıyor.

Kore'ye gitme hayalleri olan bir kızım ve korece bilmiyorum aman ne güzel(!)

Ertuğ sınıfa girdiğinde yerimde dikleştim. Benim aksime yayılarak oturup bir tane çikolatalı süt uzattı, kendi çikolatalı sütünün pipetini açarken. "Sağol."

"Önemsiz. Sever misin?" Kaşlarıyla sütü işaret ediyordu.

"Bunu soruyor musun gerçekten?"

"Haklısın, saçma bir soru." dedi pipeti ağzına doğru götürüp içerken. Daha fazla incelememek için çikolatalı sütün pipetini... Pipet yok!!

Bakın, bu bir dramdır.

"Bunun pipeti yok." Önce süte baktı, sonra çantasının ön cebinden pipet çıkardı. Hangi deli çantasında pipet taşır? Bakışlarımı görmüş olacak ki açıklama ihtiyacı duydu.

"İçecek aldığımda pipet çıkmazsa diye genelde çantamda fazladan bulunduruyorum."

Başımı sallayıp pipeti süte taktım. "Miray'la gerçekten ikiz misiniz?"

"O Mavi'nin ikizi olduğum mu? Evet."

Ön sıraya Serkan fırladığında bakışlarımız oraya döndü. "Sen nasıl bir kralsın, kimya öğretmenine yapmak istediğim şeyi yaptın."

Ertuğ cevap vermeyince Serkan'da yerine geçti ve sınıfa Duru girdi. Tam ona selam verecekken Ertuğ'un masasına oturdu. Arkadaş mı bunlar?

"Ertuğ, naber?" Sesli harfleri uzata uzata konuşmasıyla yüzümü buruşturdum. "İyi." Bakışları bana iki saniye dönerken tekrar Ertuğ' a bakıp elini onun yanağına koydu. "Bu kızın senin yanında oturmasını istemiyorum." dedi bebek gibi konuşmaya çalışarak. Değiştiriyorum, sevgili mi bunlar?

"Afedersin ama bu seni ne kadar ilgilendiriyor?" dedi dersten alıntı yaparak. Ben kıkırdarken Ertuğ bir süre bana bakıp gülümsedi. "Ertuğ, benimle çıkar mısın?"

Duru'nun gerçek yüzünü görüyoruz arkadaşlar. Görüyorsunuz, öyleymiş böyleymiş konuşmam.

"Hayır."

"Neden?"

"Sevgilim var." Duru'nun yine hüsran adlı bakışlarını gördükçe ciddi kalamıyordum. "Ve sevgilim yanımdayken bence böyle sözlerle gelme."

(Ertuğ daha ikinci bölümdeyiz, sakin ol.)

Ertuğ bana dudağının bir kenarı kıvrılmış bakarken ben olayı yeni anlamıştım. Sevgilim yanımdayken bence böyle sözlerle gelme.

Duru bana sert bir bakış atıp işaret parmağımı alnıma koyup ittirdi. "Bununla mı?" Ben senin...

Oturduğum sıraya ayağımı basıp ona döndüm. Sağ ayağımla omzundan ittirdim. Hemen de yere düştü yavrucak. Sıradan aşağı zıplayıp yanına diz çöktüm. Saçından tutup çekmeye başladım.

"Bak ben o parmağını alır, monoso- Ortoğ çok olono!!" Ertuğ eliyle ağzımı tuttuğundan konuşmalarım boğuk çıkıyordu. Bakışlarımla o elini çekmezsen tükürürüm dedim. Genelde bakışlarla konuşmayı bir anacığımla yapardım.

Tükürürsen elimden çekeceklerin var.

Çek o zaman gerizekalı.

Ne halin varsa gör. Elini çekerken Duru da ayağa kalkmıştı. "Özür dilerim." deyip hızla kaçtı. Yalnız yeni fark ettiğim bir şey var. Ertuğ'da bakışları konuşabiliyor.

Mükemmel erkek modeli: +3

"Sevgilim falan,ne ayaksın oğlum sen?"

"Sağ ayak derdim de pek sırası değil sanırım. Beni dövecekmiş gibi bakmayı keser misin?" Oflayıp sakin olmaya çalıştım. Tekrar gözlerimle konuşup Söyle dedim.

"Sadece başımdan gitmesi için yapmıştım."

"Benim başıma niye sarıyorsun o zaman?!"

"Tamam, özür dilerim." Bak özür diledin, her yer nasıl çiçek böcek oldu. Çantasını alıp eline verdim. "Kalk, git nereye oturursan otur."

Arka sıralardan bir gürültü gelince bakışlarımız oraya döndü. Tuğçe'nin yerde ne işi var? Tuğçe'nin yanında oturan Gaye de çantasını yanına doğru fırlatmıştı. "İstersen benim yanıma otur... Ertuğ. Ertuğ diyebilirim, değil mi? "

"Diyemezsin!" Ertuğ tam ağzını açacakken benim konuşmamla ağzını açık, şaşkınca bana bakıyordu. Yerde hâlâ kalkmamış olan Tuğçe'ye elimi uzattım.

"Sen ne karışıyorsun Rüya? Az önce git diyen sen değil miydin?"

"Bendim. Sevgilim değil mi, istediğimi derim." Tuğçe'ye çantasını eline verdim. "Sevgilim mi?" Bu kızda algılama sorunu var sanırım.

Yerime otururken göz ucuyla Ertuğ'a baktım. "Geç otur, ne bakıyorsun?" Göz devirip çantasını koyarken bakışları beni buldu ve sırıttı. "Sevgili oyununa kendini kaptırdın anlaşılan."

"Sadece başımdan gitmesi için yapmıştım." dedim onu taklit ederek.

"Benim başıma niye sarıyorsun o zaman?" dedi o da beni taklit ederek. Benim aksime gülerek söylüyordu. "Farkındaysan başına sarmadım, başından kovdum."

"Geçin yerlerine, bu ne gürültü, patırtı!" Kapıya döndüğümde psikolojimizi bozan psikoloji öğretmenini görmemle göz devirdim. "Çıkarın kağıtlarınızı, sınav yapıyorum."

"Sınav bugün müydü?"

"Ne sınavı?"

"Ders ne ya?"

"Sınav mı varmış bugün?" diyen Ertuğ 'a baktım. Tam adamına sormuştu gerçekten (!) "Ne bileyim ben?"

Önceki İnek Ayşe söz istediğinde gülümseyerek konuşmasına izin verdi. Hep çalışana iyi davranın zaten! "Öğretmenim ödevimiz vardı, önce onlara bakalım isterseniz."

Şu kızın ağzından bir güzel laf çıkmıyor.

🐼🌹💎🎈

"Miray beni arkamdan tutan kimdi bayılırken?"

"İkizim. Kızım küçük bir şeysin zaten, ben bile kaldırırım." Öğle arası iki sırayı birleştirmiş Miray'la yatarken bir yandan konuşuyorduk.

"Ertuğ yani?"

"Evet. Bu arada sevgili olmuşsunuz, hayırlı olsun."

"Ne ara duydun?" Güldü. "Tüm on birler bunu konuşuyor."

"Sen sevgilimden laf mı almaya çalışıyorsun ikiz?" Ertuğ yanımıza gelirken Mavi'miz ayağa kalktı, ben ise kımıldamadım. Çakma sevgili.

"Siz ne ara sevgili oldunuz?" Ofladım. "Biz sevgili değ- Ah, kalk ayağımdan! " Ayağıma oturan Ertuğ'u itmeye çalışıyordum. Her düşecek gibi olduğunda ayağıma daha bir yayılıyordu. "Kalksana be!"

İttirirken elim kayınca yere düşmemek için omuzlarını tuttum. Kalksana be adam! Yüzüne baktığımda mükemmel erkek modelinde üç seviye atlamış Ertuğ ile yüzlerimizin yakınlığıyla biraz geri çekildim.

Eliyle belimi tuttuğunda daha fazla gidemedim ve beni kendine çekti. Gözünün kenarındaki küçücük bene baktım. Yüzünün her ayrıntısı böyle daha netti. Miray'ın varlığı ve bacağımdaki baskı dikkatimi dağıtması hariç her şey mükemmeldi.

"Bacağım çürüdü ya."

"At yalanı." Ertuğ işaret parmağını yukarı doğru tuttu. "Zil çaldı Miray, hadi."

"Ertuğ, galibten sesler mi duyuyor musun yavrucuğum sen? İyi misin?" dedim ellerimi yanağına baş parmağımı beninin üstüne koyarken. Miray arkadan omzuma elini koydu.

"Rüya, anladım ben durumu. Seninle yalnız kalmak istiyor. Senin de işine gelir tabii, sevgilisiniz sonuçta." Tam üstüne atlayacakken sevgilisiniz sonuçta demesiyle bir şey yapamadım.

Miray gittiğinde sınıfın boş olmasını fırsat bilerek Ertuğ'un üstüne yürüdüm. O da adımlarıyla bakışlarımdan tırsmış olacak ki geri geri gidiyordu.

" Ertuğ, sevgilinden neden kaçıyorsun? Gel." dedim' sevgili' kelimesini bastırarak.

"Sakin ol ve o bakışlarını yere indir." Olduğum yerde durduğumda Ertuğ da durmuştu. Üzerine doğru koşunca kaçmaya başladı.

"Ertuğ!!!"

Facebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş
Yazarın diğer paylaşımları;
Hikaye (Günün Hikayesi)
Yazın yapmayı en çok sevdiğin şey ne?
Sözümoki © 2018 - V.8