İki zeki insan,
birbirine bakar hesapla,
kalbin ritmini tartıya koyar,
“Bu mantıklı mı?” diye sorar.
Aşk ise kapıyı kırar girer,
soruları yakar, küle çevirir.
Gerçek aşk,
bir aptalın yüreğinde doğar.
Mantığın zincirlerini kıran,
“Ya olursa?” demeyen,
“Ne olursa olsun” diye koşandır.
Gözleri kapalı atlayan,
uçurumun kenarında gülümseyendir.
Zeki adam düşünür durur,
“Acaba beni sever mi,
yarın biter mi,
acım kalır mı?”
Aptal ise sadece sever.
Severken yanar,
yanarken dirilir,
dirilirken yeniden sever.
Çünkü aşk,
aklın bittiği yerde başlar.
İki zeki insan
birbirini korurken,
bir aptalla bir melek
birbirini yok eder,
ve o yok oluşta
tüm evreni yeniden yaratır.
Ey zeki insan,
bırak bir kez aptal ol!
Bırak aklın susun,
kalbin çığlık atsın.
Ancak o zaman anlarsın:
En derin sevda,
en büyük çılgınlıktan doğar.
Ve belki o zaman,
iki zeki insan da
bir anlığına aptallaşır,
ve o anda
gerçek aşka dokunur.