Sana olan kırgınlıklarımı
gecenin en sessiz vaktinde
Ay’a anlatıyorum.
Çünkü insan bazen
sözlerini taşıyacak bir kalp bulamaz
ama gökyüzü
her yarayı sabırla dinler.
Ben konuşuyorum,
Ay susuyor…
Ama susuşunun içinde
bin yıllık bir bilgelik var.
Karanlığıma eğiliyor sonra,
ışığını usulca bırakıyor omzuma.
Sanki diyor ki:
“Bazı kırgınlıklar unutulmaz,
ama insan yine de yürümeyi öğrenir.”
Ben ona senin adını fısıldıyorum,
o ise bana sabrı öğretiyor.
Ben içimdeki sitemi döküyorum,
o kalbime biraz sükûnet serpiyor.
Anlıyorum ki
gece ne kadar karanlık olursa olsun
Ay hep bir yerden doğar.
Ve insan
kırıldığı yerden değil,
anladığı yerden
yeniden başlar.