Varlığımı bir elin tutuşuna, bir sesin kalışına emanet etmedim. Ben, kalbimi fani duraklara bağlayacak kadar kendimden vazgeçmedim.
Ayrılıklar can yakar, evet. İnsanı eksiltir, sessizleştirir, içini uzun gecelere böler. Ama öldürmez. Çünkü ölüm, terk edilişle değil
insanın kendini inkâr etmesiyle başlar.
Giden giderken sandığı kadar büyük değildir.
Kalan ise sandığından çok daha güçlüdür.
Çünkü kalan, ayakta kalmayı öğrenmiştir.
Yıkılmamayı değil; yıkılsa da yeniden doğrulmayı…
Ben ayrılığın karşısında diz çökmem.
Acımı inkâr etmem ama ona da hüküm vermem.
Çünkü bilirim: Her gidiş, bir son değil;
beni kendime yaklaştıran bir imtihandır.
Gelenler hayatıma misafirdi,
ben bu hayata emanetim.
Ecelim yazılıdır,
ayrılıklar sadece satır arasıdır.
O yüzden bugün buradayım.
Yaralı ama hayatta,
eksik ama tamamlanmaya muhtaç,
yalnız ama ayakta.
Ve biliyorum:
Gidenle ölmediğim gibi,
kalanla da var olmadım.
Ben, bana verilen ömürle varım.