Bir evde, el öpülesi kişiler vardır;
varlıklarıyla huzur, sevgileriyle sıcaklık verirler.
O evde bayramın tadı, gözlerdeki ışıkta, ellerdeki sıcaklıkta saklıdır.
Bazıları bunu anlamak için uzun yıllar bekler,
ve sevinir var olduklarına…
Ama el öpülmek, sadece bir ritüeldir;
gerçek bayram, sadece sözlerle gelmez.
Bazen anlamak için mezarlığa gitmek gerekir.
Orada, sessiz taşların arasında, eksikliği hissedersin;
sevginin, varlığın ve zamanın değerini en derinden anlarsın.
Bayramın sana gelmediğini fark ettiğin an,
o sıcak ellerin artık yok olduğunu gördüğünde…
O zaman anlarsın ki, sevinç sadece hatırlamakla değil,
yanında olanlarla paylaşmakla büyür.
Ve bir evde, el öpülesi kişiler hâlâ varsa,
bil ki bayram hâlâ mümkündür;
ama eksikliği hissetmek de, insanın kalbini olgunlaştırır.