Bileti kesilmiş bir yolcuyuz biz,
Adımız yazılı ama saatimiz meçhul…
Ne zaman çağrılacağımızı bilmeden
Bekleriz hayatın loş peronunda.
Bir yol uzanır içimizden dışarı,
Yağmur gibi düşer zaman omuzlarımıza,
Her damla biraz daha yaklaştırır bizi
Hiç bilmediğimiz o son durağa.
Kimi acele eder varmaya,
Kimi korkar gideceği yerden…
Oysa ne erken giden kazanır,
Ne de kalan kaybeder sandığın gibi.
Bir araba geçer sessizce ufka doğru,
Arkasında anılar, yarım kalmış cümleler…
Ve biz bakakalırız ardından,
Kendi yolculuğumuzu unutarak.
Bilmez insan,
Asıl mesele ne kadar yaşadığı değil,
O bilinmez vakte kadar
Ne kadar “yaşayabildiği”dir aslında…
Çünkü herkesin bileti kesilmiş,
Ama kimsenin saati yazmıyor…
Ve belki de en büyük sır budur:
Giderken bile, yaşamayı öğrenmek.