İnsan çoğu zaman umudu yarına emanet eder; sevinci erteler, cesareti sonraya bırakır, sevgiyi “zamanı gelince” demekle avutmaya çalışır. Oysa hayat, söz vermez. Takvim yaprakları garanti değildir; nefes, her sabah yeniden bağışlanır.
Yarının hayali güzeldir, insana yön verir. Ama bugünü unutturacak kadar büyürse, fark etmeden hayatın kendisini kaçırırsın. Söylenmemiş bir söz, tutulmamış bir el, ertelenmiş bir özür… Hepsi yarına sığdırılır. Sonra bir gün, yarın gelmez.
Bu yüzden nasihat şudur:
İyiliği geciktirme. Sevdiğini bugün sev. Doğru bildiğini bugün söyle. Adım atacaksan şimdi at. Kırgınsan barışmayı bekletme; çünkü pişmanlık, en çok zamanın bittiği yerde konuşur.
Yarına umut bağla ama bugünü ihmal etme. Çünkü yarın bir ihtimaldir, bugün ise tek gerçektir. Ve insan, en çok bugünü yaşamadığı için yarını özler.