Sana baktığımda anladım bunu.
Giderken sandığın gibi beni değil,
sadece sende bıraktıklarımı taşıyorsun artık.
Sesim kadar varsın, sustuğum kadar eksiksin.
Ben sana ne verdiysem,
sen ancak o kadardın.
Fazlası hayalimdi,
eksiği cesaretin.
Bir insana fazla kalmak mümkün değilmiş;
fazla olan, hep verenmiş.
Ben yorulana kadar anlattım,
sen duyabildiğin yerden tuttun.
Sonrası sessizlik…
Ve sessizlik, gerçeği en çıplak haliyle söyler.
Şimdi geriye dönüp bakınca görüyorum:
Ben çekildikçe sen küçüldün.
Çünkü seni ayakta tutan şey
benim omuzlarımdı.
Ben vazgeçince, sen de dağıldın.
Ne bıraktıysam o kadar kaldın orada.
Bir cümle, yarım bir sevgi,
alışkanlıktan doğmuş bir bağlılık…
Hepsi yerli yerinde.
Ama ben yokum artık.
Ve bu ilk kez canımı yakmıyor.
Çünkü insan,
kendini geri aldığında
geride kalan her şey
olması gerektiği kadar kalıyor.