BENİ BIRAKIP GİTMEDİ HİÇBİR ŞEY, BEN ONLARLA YAŞAMAYI ÖĞRENDİM
İnsan şunu sanıyor:
Bir gün her şey bitecek.
Acı bitecek.
Hatıralar bitecek.
İçindeki ağırlık yok olacak.
Ama olmuyor.
Hiçbir şey gerçekten bitmiyor.
Sadece sen…
onunla yaşamayı öğreniyorsun.
Ben de öğrendim.
Zorla değil.
İstemeden değil.
Mecburen.
Bazı sabahlar hâlâ aynı boşlukla uyanıyorum.
Bazı geceler hâlâ içim sıkışıyor.
Ama artık panik olmuyorum.
Çünkü biliyorum:
Bu benim hikâyem.
Silinmeyecek.
Düzelmeyecek.
Ama taşınacak.
İnsan bir süre sonra şunu anlıyor:
Hayat “iyi olmak” değilmiş.
Hayat… devam edebilmekmiş.
Ben devam ettim.
Kırık bir yerden.
Sessiz bir yerden.
Kimsenin görmediği bir yerden.
Ama ettim.
Ve bu bile yeter.
Çünkü eskiden sadece düşüyordum.
Şimdi… düşsem bile kalkmayı biliyorum.
Yavaş da olsa.
Sessiz de olsa.
Kendime kızmadan.
Bir gün aynaya baktım.
Bu sefer kaçmadım.
Sadece baktım.
Ve içimden şunu söyledim:
“Sen çok şey yaşadın.”
Ne övgüydü bu…
ne teselli.
Sadece bir gerçeği kabul etmekti.
İnsan en çok bunu kaçırıyor:
Kendini kabul etmeyi.
Ben kendimi kabul etmeyi öğrendim.
Eksiklerimle.
Kırık yerlerimle.
Suskunluklarımla.
Mükemmel değilim.
Zaten olmak zorunda da değilim.
Ben sadece… yaşayan biriyim.
Ve bu yeter.
Çünkü bazı insanlar hayatı kazanmaz.
Sadece hayatta kalır.
Ben onlardan biriyim.