Bir evde şekeri baba alıyorsa, o şeker sadece ağızda erimez; hatıralara karışır, çocukluğa dokunur, güvene dönüşür. Çünkü o şekerin içinde alın teri vardır, sessiz fedakârlıklar, söylenmeyen dualar vardır. Poşetin hışırtısında bir adamın “Ben buradayım” diyen suskunluğu saklıdır.
Öbür türlü alınan şeker ise sadece şekerdir. Tat verir belki ama iz bırakmaz. Ne bir bayram sabahını hatırlatır ne de bir çocuğun gözündeki o tarifsiz sevinci… Çünkü bazı şeyler satın alınmaz; hissedilir, yaşanır, kıymeti yoklukla anlaşılır.
Bir evde baba şekeri alıyorsa, o evde bayram sadece takvimde değil, kalplerde yaşanır. Ve insan büyüdükçe anlar; aslında o şekerin tadı değil, ardındaki sevginin eksikliği acıtır.