Ve senin benim hayatıma uğratan kaderin de vardır bir bildiği…
Çünkü bazı insanlar tesadüf gibi görünür ama zamanlaması mucizedir. Ne bir saniye erken, ne bir saniye geç… Tam da insanın içindeki boşlukla yüzleştiği, sustuğu, yorulduğu, kabullendiği bir anda çıkar karşına. Sanki uzun zamandır tanıyormuşsun gibi, sanki eksik bir cümlenin devamıymış gibi.
Belki sen bana bir sınav olarak geldin; sabrımı ölçmek için.
Belki ben sana bir ayna oldum; kendini görmek için.
Belki de ikimiz de birbirimizin yarım kalmış cesaretine dokunmak için karşılaştık.
Hayat bazen insanı en çok kaçtığı yere götürür. Çünkü kaçtığımız şey, öğrenmemiz gereken derstir. Ve bazı karşılaşmalar vardır ki, insana şunu fısıldar: “Burada dur. Burada bir şey var.”
Seninle yollarımızın kesişmesi; bir planın parçası gibi. Görmediğimiz bir el, görünmeyen bir hesap… Biz sadece yaşadık. Oysa kader, biz daha tanışmadan çok önce yazmıştı bu satırları. Belki bir duada adın geçti. Belki bir gecede içimden geçen temennide yerin vardı.
Şimdi geriye dönüp bakınca anlıyorum:
Bazı insanlar hayatımıza kalmak için değil, değiştirmek için gelir.
Bazıları öğretir, bazıları iyileştirir, bazıları da sadece uyandırır.
Ve eğer sen benim hayatıma girdiysen, bunun mutlaka bir sebebi vardır.
Çünkü kader, rastgele çalışmaz.
O; kalbe dokunacak olanı, zamanı gelince yollarımıza bırakır.