Bir daha yok aynı sabah,
aynı rüzgâr, aynı çocukluk…
Saatler geri dönmüyor,
kırılan cam kendi sesini unutmuyor.
İnsan bazen bekliyor;
tam zamanı gelince gülerim,
tam zamanı gelince yaşarım…
Ama hayat sessizce geçiyor avuçlardan,
ertelenen her mutluluk biraz eksiliyor.
Göl kenarında oturan bir adam gibi,
uzun uzun bakıyoruz uzaklara…
Oysa su akıyor,
gün batıyor,
ve biz kendimizi yarına saklıyoruz.
Ne silebildik dünün izlerini,
ne yeniden kurabildik bazı anları.
Ama hâlâ elimizde bir şey var:
bugün.
Ve belki de en büyük cesaret;
tam da yarım kalmışken,
hayata yeniden “evet” diyebilmek.
Çünkü ölüm bekler sessizce,
ama yaşam…
yalnızca şimdiye dokunur. ????