Aşk farksız bir el ateş sesinden
Barut dolu derler mermiden için
Beni vuran ateş ise çok keskin
Siyaha çalan kahverengi derin gözlerin
Ders niyetine okutulması gerek böylesine bir aşkı
Benim yanımda kendinden bile utandı acı
Kabuk tutmaz yaralar vardı
Gülüşün her bir kabuğun bin bir katı
Nefes aldıkça ciğerim nefesle
Nefes alıp verdikçe aklım seninle
Bu ruh bedeni terk etmedikçe
Gönlümden çıkarsan sonum olsun
Bir düş kurarsamda seni içine almazsam
Olurda huzura çalan gülüşünü anımsayamazsam
Bir günü sana şükretmeden kapatırsam
O gün benim sonum olsun
Bir saksının içinde en sevdiğin çiçek
O çiçeği her gün sevmez isem
Bir gün ilgi vermezde soldurursam
Benim gülüşümde o gün solsun
Gülüşündeki gamzen mabedim olsun
Her ibadetimin sonunda dilim sana duada bulunsun
Senden bir arşın uzaklaşırsam
Dünyalar bana dar olsun