Bütün bu mücadele…
bir gün ansızın toprağa karışacak
bir ömür için miydi gerçekten?
Onca düşüş,
onca susuş,
onca içe atılmış çığlık…
hepsi sadece
rastgele bir son için mi?
İnsan bazen gökyüzüne bakıp
kendi yorgunluğunu görüyor.
Güneş bile her akşam
sessizce batıyorsa,
biz neden bu kadar direniyoruz hayata?
Belki de mesele
ölmeden önce yaşamak değildir sadece…
Bir iz bırakmaktır bazen,
bir kalpte yer olmak,
bir duada geçmek,
birinin karanlığına ışık düşürebilmek…
Çünkü hayat
nefes almakla ölçülmüyor artık;
kimleri iyileştirdiğinle,
kaç yarayı sarabildiğinle,
ve en çok da
kendin kırık hâlinle
kaç kişiye umut olabildiğinle ölçülüyor.
Evet…
bir gün her şey bitecek belki.
Sesimiz, yüzümüz, yollarımız…
Ama güzel bir kalbin bıraktığı iz
topraktan daha uzun yaşar.
Ve insan anlıyor sonunda;
asıl mesele
ne kadar yaşadığın değil,
bu kısacık ömürde
ne kadar gerçek kaldığındır.