Giriş yap! Hesap oluştur!
Nedir?
Ara
Şifreni mi unuttun?
03 Ocak 2020, Cuma 05:09 · 111 Okunma
Bir Sanal Aşk Hikâyesi - Sözümoki

Bir Sanal Aşk Hikâyesi

Bir ''Selam" kelimesi ile başlattı adam her şeyi. "Selamlar"kelimesi ile de karşılık verdi kadın. "Naber,nasılsın?"Diye sordu adam. "Teşekkür ederim, siz nasılsınız? "diye devam etti kadın. Her şey böyle başladı. Sonra adam kendini tanıttı. Kadın da öyle. Havadan sudan konuştular,yazıştılar. Ertesi gün de,daha ertesi gün de.Resimlerini istediler, karşılıklı birbirlerine kendilerinin resmini gönderdiler. Hemen her gün yazışmaya başladılar. Adam "Nereye kayboldun, seni kaybettim"diye bir cümle yazdı bir gün kadına. Sonra kadın da ileriki konuşmalarında "Kaybettim, bulamıyorum seni"diye adama kendi cümlesi ile seslendi. Adam"kaybetmezsen kaybolmaz"dedi kendisi için. Sonra ikisinin arasındaki cümleler daha bir ısındı, daha bir sevgi dolu hal aldı. Adam kadına "üşüme üstünü ört" dediği zaman bu kadın için çok sıcak bir cümle oluyor, kalbinin derinliklerine iniyordu bu sıcaklık. Kalbinin hızla adama doğru aktığını farkedince kendine gelmek istedi, kendini silkeledi, bu olamaz dediyse de artık olan olmuş,bütün varlığı ile bu adama aşık olmuştu. Aralarında bir yakınlaşma belirmiş artık sevgili olmuşlardı. Kadın bunu kendine açıklayamazken adama nasıl açıklardı? "Böyle olmaz da neyse heves bu gelir geçer"diye kendini telkin etse de bütün varlığı ile adama doğru akmakta olduğunu farkedince dehşete kapılıyordu. Böyle bir durum olamazdı çünkü kendini adama farklı tanıtmış, bazı durumları gizlemişti. Artık gerçekte kim olduğunu açıklayamayacak konuma gelmişti ilişkileri. Birbirlerini o kadar sahiplenmişlerdi ki artık iki ayrı bedende iki ayrı uzak şehirlerde bir bütün gibiydiler. Birbirlerini çok seviyorlardı. Ara ara kavgaları oluyor sonra yine kalpleri birbirine sarılıyor her şeyi unutuyorlardı. Kadın içinde adama kendisi hakkında yalan söylemenin verdiği azapla uyuyamıyor, es kaza uyuyunca kalbinde derin bir sancı ile dehşet içerisinde uyanıyordu. Sürekli ağlıyor, ağlamadığı tek bir gün bile olmuyordu. İçinde bulunduğu hayata kendini ait hissetmemişti hiçbir zaman. Yaşındaki rakamları da görmek, bilmek istemiyordu. Adamı çok seviyor, kendisi ile ilgili gerçekleri ona söylemeye çalışıyor fakat onu kaybetme korkusu bütün bedenini zangır zangır titretmeye başlayınca adamın kalbine sığınıyordu apar topar. Artık bedeni, gölgesi dahi kendinden bıkmış, taşıyamaz duruma gelmişti kendini kadın. Şuursuz dolaşıyordu bütün gün. Kendini adama tanıttığı gibi görüyor, aynaya bile bakmak istemiyordu gerçek kendisi ile karşılaşmamak için.
Hakkı yoktu. Adamın vaktini çalmaya, kandırmaya, kısmetini kapatmaya,onu sahiplenmeye ve en acısı onu sevmeye hakkı yoktu. Acaba söylese yine adam onun olur muydu? Söylememekle sevdiği adama haksızlık yaptığının farkındaydı. Haddini bilmeliydi ama kalbi sözünü dinlemiyor inatla sevmeye devam ediyordu. Bazen bırakıyordu kendini sevdiği adamın rüzgârına. Ne olursa olsundu. Yeter ki sevdiği onu bırakmasındı. Nasılsa kendini artık kendisi de tanıyamıyordu. Hayatında bir kırılma noktası olmuş ve bu kırılan yerden boşluğa düşmüş boşuna çabalayıp duruyordu çıkar bir yol bulmak için. Zamanla gecesı gündüzüne karıştı. Yüzünde kalan en son gülümsemesi de tükendi, kendisi de hem ruh hem bedensel olarak çöktü. Bir tek yalan onu hayatından etmişti. İçinden sevdiğini çıkarıp atmaya çalıştığı zamanlar sanki ölüyor cehennemin en dibinde azap çeker gibi oluyordu.Bırakamıyordu,unutamıyordu.Seviyordu.sadece çok seviyordu. Bunu adama açıklasa onu kaybedeceğini biliyordu. Bir şey i daha iyi biliyor du ki o da sevdiği adamın hiçbir zaman ona ait bir parçasının bile olmayacağıydı.
Bir gün adamın görüşme dediği biriyle görüştü. Bu kişi onların sanal ortamdan tanıdıkları ortak bir kişiydi. Bunu ona söyledi. Adam çıldırdı. Ona söz vermişti çünkü nasıl görüşürdü. Daha yüzyüze kendisini görmemişken başka biri ile nasıl görüşürdü? Kadın sustu detayını anlatamadı. Kısa bir süre sonra adamın eline bir fotoğraf geçti. Fotoğrafta sevdiği kadın başka biri ile bi yerde oturuyordu. Bu görüşmenin olduğu tarihteki fotoğraftı. Yıkıldığını hissetti. Kadın sadece görüştüm sana ihanet etmedim dese de sanal oldukları için ona güvenmedi. Kendisi de başka kadınlarla resim çekinip kadına yolladı. Kadını görmek için de yanına gitmedi. Artık her gün bu konuyu kadının önüne getirip koymaya başladı. Kadın ağladı. O kişi ile arasında bi şey olmadığını anlatmaya çalıştı. Adam daha da hırpalamaya başladı kadına hakaret etti. Sonra yine barıştılar. Adam sözünün dinlenmemesinden hoşlanmıyordu ama kadının istemediği şeyleri yapıyordu. Kadının sözlerinin kendisi üzerinde bir ederi yoktu. Kadın onun sözünü dinlemek zorunda buna karşılık o kadının sözünü dinlemek zorunda değildi. Özgür olmalıydı. Kendisine karışan olmamalıydı. Kadın bütün bunlara çok üzülüyor hem kendi sıkıntısı hem sevdiğinin verdiği sıkıntı ile hayattan her an biraz daha uzaklaşıyordu. Adamın kendisini aşağılamasına müsaade ediyordu. Ağlamadığı gün yoktu hemen hemen. Gece uyurken bile hıçkıra hıçkıra ağlayarak uyandığını bilirdi. Adam ise ağlamanın çocukluk olduğunu söyler, tam bir asker kafası ile düşünür acımazdı kadına çünkü o sözünü dinlememişti.
3 yıla yakın böyle karmaşık bir ilişki içinde devam ettiler. Bu süre zarfında birbirlerini gerçekte hiç görmediler. Yine bir gün kadın sevdiği adama karşı bir hata yapmış oldu adama göre. İlişkisini sanal ortamda ortak tanıdıklarından hep sakladı adam. Kadına da sıkı sıkı tembih etmişti kimseye söylememesi için. Söylemediler. Kadın, içini yakan şeyleri kimseye anlatamadı. Acısı içinde bir bütün halinde kaldı. İçi yandı kavruldu. Ortak tanıdıklardan kendi şehrinde yaşayan o buluştuğu kişi kadından bir mesaj görüntüsü istemişti sevdiği adama dair. Telefonundan ekran görüntüsü al bana yolla diye kadını zorlamış, kadın da gerçeği öğrenmesin diye yollamak zorunda kalmıştı.Sevdiği adamın kendisine yazdığı mesajın bir kısmını diğer kişiye gönderdi. Göndermezse aralarının olduğunu düşünecekti karşı taraf çünkü. Ve 3 ay boyunca sevdiği tarafından yine hakaretlere,kötü davranışlara maruz kaldı kadın. Çok seviyordu. Kendisine bu kadar kötü davranan, tek bir güzel söz söyleyince hemen ardından kavga çıkaran bu adamın ağzından toplasan on kere güzel bir söz duymamıştı. Hiçbir hatasını görmedi sevdiği adamın,her şeyi ile kabul etti. Sevgi fedakarlık içermeliydi. Burnu ile koklayamadı onu, eli ile dokunamadı. Sadece küçük bir telefon aracılığı ile resmini gördü gözleriyle,sesini duydu kulaklarıyla. İki boyutta sevdi onu ama sevgisi yüzlerce boyuta ulaştı. Adam "Beni başka erkeklerle karıştırma. Hayatımda sen varsan başkası olmaz. Seni bırakmam."gibi sözler söylerdi. Birbirlerinin ne yaptıklarını bilmezlerdi tabi aldattı mı, başka kadın ya da erkekle mi birlikte bilmezlerdi. Uzak şehirlerde yaşıyorlardı ama uzak değillerdi. Adam kadının hayatının tam da her yerindeydi. Sadece birbirlerine söyledikleri sözlere inanırlardı. Erkek güvenmiyordu kadına artık ama kadın bir daha hata yapmamak için sevdiği ne derse onu yapıyor dediği şeylerin dışına çıkmıyordu. En son sevdiğinin mesaj görüntüsünü yollamıştı başkasına ve sevdiği adam bunu da affetmedi. "Beni ispiyonladın"dedi. Oysa ki onu ispiyonlamak için değil onu korumak için yollamıştı o ekran görüntüsünü kadın. O günden sonra adamın ağzından kadına karşı tek güzel söz dahi çıkmadı.
"Senden bir tık uzaklaştım."dedi. Sonra kadın, sosyal medya hesabından açık saçık pozlar verip takipçi kazanan genç kadınların hesaplarını takip ettiğini gördü. Aynı şeyi kendisi yapsa anında silmesini isterdi ki erkeklerle konuşması yasaktı zaten. Ve bütün tanıdığı erkek arkadaşlarının numaralarını sidirmişti adam. Buna rağmen kadın istediği halde kendi kız arkadaşlarının numarasını silmemiş, sosyal medyada ise açık resimler koyarak takipçi kazanan kadın profillerini takipten çıkarmayacağını söylemişti.
Bütün ilişkileri boyunca adam, kadının istemediği yerlere gitmiş, istemediği yerlerde çalışmış,istemediği davranışlarda bulunmuş kadın "Ben yokum bitsin." deyip defalarca bu işi bitirmiş, erkek tekrar birleşmiş kadın da ayrılığa dayanamamıştı.
Ve o gün. O gün mutlulardı. Gülen yüzler, kalp emojileri mesajlarında boy gösteriyordu. İlerleyen saatlerde kadın adama tanışmalarına vesile olan platformla ilgili bir konu açtı. Adam sinirlendi.Kadını terslemeye ve eğer kadının buluştuğu o kişi ile aynı şehirde yaşamaya devam ederse ayrılacağını söylemeye başladı. Belli ki yine kadının yaptığı hataları unutamıyordu. Kadının 3 ay içinde kendisine yakın bir şehre taşınmasını şart koşuyordu ayrılmamak için. "O adamla aynı şehirde yaşarsan ben yokum."diyordu. Zaten kadın dışarı her çıktığında korkardı o kişiyi görür müyüm diye. Adama"Gelemeyeceğimi biliyorsun.Başka biri varsa anlamaya çalışırım. Sensiz yapamayacağımı sen de biliyorsun."dedi. Kadının yaptığı hatalar tekrar gündeme geldi. Sürekli ve sürekli bu hatalardan bahsetti adam. Ve "4 aydır ciddi bir ilişkim var. Özür dilerim ama bu bir gerçek.Ben hayatımı değiştireceğim " deyince kadın koptu. Acaba gerçek miydi? Nasıl olurdu? Hem kendisine "Sen varken başkası olmaz."diyen adam bunu nasıl yapardı? 4 aydır iki kadını nasıl idare ederdi? Ve ona yakın şehre taşınsa ayrılmatacaktı.Kafası çok karışmıştı. "Seni bırakmam."diyen adam 3 yıllık bir durumu bir dakikada bitiriyordu. "Sana güvenim ve sevgim kalmadı."diyordu."Sanal aşk istemiyorum"diyordu.ilişkisini hem saklıyor, hem kadına"3yıldır sanalız. Ne zaman mutlu sonumuz olacak sen düşün."diyordu. Kadın ona daha 3 ay önce"beni seviyor musun?"diye sorduğunda önceden sevdiğini söyleyen adam "bilmem"diye cevap vermişti. Net değildi. "Bana net ol, ya kal ya git."demişti kadın. Önceden uzaktan birbirlerine sarılıp uyuduklarını hayal ederlerdi ama son 3 aydır adam "beraber uyumayacağız."diyordu çünkü kadının başka biri ile görüştüğü zamanı unutmuyordu. Kadın sözünde durmamıştı ve onu başkasına ispiyonlamıştı. Çocukça bir davranış mıydı bu yoksa haklı mıydı? Madem unutamıyorsa ilk başta neden terketmemiş 3yıl devam etmişti? Kadın"beni bırakacaksan bırak toparlayamam. İliklerime kadar işledin. Baktığım her yerde,gördüğüm her şeyde sen varsın. Toplarlamamam bana bu kötülüğü yapma."dedi kaç kere. Buna rağmen adam bi şey dememiş, devam etmişti. Şimdi ise bu soruları ona soruyor fakat adam cevap vermiyordu. Bütün sosyal medya hesaplarından çıkarmıştı kadını. Gidiyordu. Kadın tutamıyordu onu. "Beni bırakma."demişti her ayrıldıklarında. Şimdi bunu söyleyemiyordu.
Ve gitti. Kadın yıkıldı. Kimseye söyleyemiyordu söz vermişti çünkü adama. Adam kimsenin bilmesni istemiyordu. Ama sözünü tutamadı.Acısını bölmesi lazımdı. Sözünü tutsa da suçlu tutmasa da suçluydu nasıl olsa.Sanal dedikleri ortamda tanıdığı ortak tanıdıklarına ve bir buluşma ile terkedilmesine sebep olan kişiye söyledi, anlattı içini dökmeye çalıştı. Sevdiği adamı kimse sevmiyordu. "İyi olmuş, kurtarmışsın."dediler. Biraz ferahlar gibi olsa da içinde kocaman bir yangın vardı. Geçmeyekmiş gibi geliyordu. Geçer miydi bilmiyordu. Bir çok ilaç içti ölmek için çünkü bu acı dayanılmazdı. Ara ara ağlama nöbetleri geçiriyor ,bacaklarını hissetmiyordu. Sürekli uyuyor,ailesinden saklamak için hasta olduğunu söylüyordu. Nereye kadar hasta olabilirdi ki?
Görmeden, dokunmadan, koklamadan çok sevdiği adam gitmişti. Gittiğine göre gerçekten başka biri vardı. Kaldıramıyordu.
5gün olmuştu. Acısı artmış, eksilmemişti. Dayanamıyordu.
Artık sonsuza kadar uyumak istiyor. Atlatabilir mi bilmiyor. Atlatsa bile derin bir yaranın izi kalacağını biliyor hayatında. Hayatına kazıdığı adamın varlığının bütün hayatı boyunca yaşamında var olacağını biliyor. Unutmak istiyor. Unutulmuyor. O yüzden tek çözümün sonsuza kadar uyumak olduğunu anladı.
Uyumak istiyor; sonsuza dek.

Facebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş
2 kişi beğendi ·
Yazarın diğer paylaşımları;
Günün en sevdiğin vakti?