Giriş yap! Hesap oluştur!
Nedir?
Ara
Şifreni mi unuttun?
Bir Şarkıcı ve Memurun Hikayesi - Sözümoki

Bir Şarkıcı ve Memurun Hikayesi


Aydın’da tren istasyonunda işçi olarak çalışan babasını bir kaza sonucu kaybetmişti. Annesiyle yaşadığı evleri bir yangında küle döndü. Annesi çocuğuyla birlikte iş bulup çalışmak için İzmir’e göç etti. Ama bu koca şehirde iş bulamayınca zavallı anne çocuğunu yetimhaneye bırakmak zorunda kaldı.
Çocuğun babası vefat etmiş, annesi de onu bırakıp gitmişti. Yetimhanede okula gidiyor, boş zamanlarında da nerede iş bulursa çalışıyordu. Hırdavatçıya yardım ediyor, elektrikçide çıraklık yapıyordu. Okulda Fransızca öğrenmeye gayret ediyor, gitar dersi alıyordu.
Askerliğini Akhisar Orduevi’nde müzisyen olarak yaptı. Teskeresini aldıktan sonra müzikten kopamadı ve İzmir Kordon’da Marmara Gazinosunda şarkılar söyleyip, gitar çalarak para kazanmaya başladı.
İstanbul’da da çeşitli gazinolarda boy gösterdi. Ankara’dan davet gelince Maltepe’deki Bomonti Gazinosu’nda gitar çalıp şarkı söyleyecekti. Henüz tanınan bir şarkıcı olmadığı için az kazanıyordu. “En ucuz nerede kalabilirim?” diye sordu gazinoda çalışanlara. “ Hergele Meydanı’na git, orada ucuz pansiyon bulabilirsin” dediler.
Pansiyonda tek odalı bir oda tuttu, fakat odayı hiç tanımadığı biriyle paylaşmak zorundaydı. Kirayı bölüşecek olması iyiydi fakat oda arkadaşını tanımadığı için endişeliydi.
Sabaha kadar Bomonti’de çalıp söylüyor, gün ağarırken pansiyona gelip yatıyordu. Oda arkadaşı ise bir memurdu. Tam tersi saatlerde çalışıyordu. Sabahın köründe işe gidiyor, akşamları pansiyonda oluyordu. Biri memur, diğeri müzisyen… Aylarca hiç karşılaşmadan bir odayı paylaşıp yaşayıp gittiler. Sonunda bir gün karşılaşıp tanışma fırsatı buldular. İyi anlaştılar, sevdiler de birbirlerini…
Hatta memur arkadaşı bir gün gelip Bomonti’de dinledi müzisyen arkadaşını ve büyülendi.
“Yurtdışına gidersen ancak orada senin sesinin kıymetini bilirler, eğer imkanın varsa git, hiç durma buralarda” dedi oda arkadaşına…
Müzisyen yavaş yavaş ünlenmeye başlamıştı. Ankara’dan sonra İstanbul Maksim Gazinosu’nda çıkmaya başladı. 20 Lira maaş veriyordu patronu ama o 30 Lira istiyordu.
Böyle olunca anlaşamadılar ve oda arkadaşının söyledikleri geldi aklına, bavulu toplayıp Fransa’da aldı soluğu…
Paris’te Jezabel şarkısıyla dikkatleri üzerine çekebildi ve Monte Carlo’da bir ses yarışmada birinci oldu. Şöhretin kapıları ona da açılıyordu artık. Fecri Ebcioğlu onun için şarkılar yazdı.
Yetimhanede öğrendiği Fransızcasını geliştirdi ve Fransızca şarkılar söyledi. Tüm dünya tanıyordu artık onu. Vatana, millete, İzmir’e ve tabi ki Atatürk’e aşıktı.
Bir gün Charles Aznavour, Türkler hakkında ileri geri konuştu, dayanamadı bizimki, yumruk atıp karakolluk oldu.
Fransa’da 15 yıl içinde 32 film çevirdi, Brigitte Bardot ile birçok filmde başrol oynadı, Bardot’nun en yakın arkadaşlarından biri oldu.Sonra ülkesine, şarkılar yazdığı İzmir’ine döndü. Sahnelerde boy gösterdi.
Bir gün şarkıcı İstanbul Yeşilköy Havalimanı’nda beyin kanaması geçirerek hayatını kaybetti, memur da çukura düşüp beyin kanaması ile bu dünyadan göçtü.
Kim miydi bu kişiler? Şarkıcının adı Dario Moreno’ydu. Peki ya pansiyondaki oda arkadaşı? O da yıllarca PTT’de memur olarak görev yapan Orhan Veli…

#wattpad #tumblr #blog #roman #kıssadanhisse #şair #şiir #yazar #blog #blogger #günlük #öykü #hikaye #kitap #kitapyaz #yazılarınkitapoluyor #dariomareno #orhanveli #şair #şarkıcı #memur #edebiyat #fransa #brigittebardot #bomonti #ankara #izmir #aydın #istanbul #paris #jezabel

Facebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş
Diğer hikayeler;
Türkiye taksiciler olayını nasıl aşar, çözüm nedir?