Giriş yap! Hesap oluştur!
Nedir?
Ara
Şifreni mi unuttun?
Bismillah Diyip Çıktık - Sözümoki
13 Eylül 2026, Pazar 11:55 · 5 Okunma

Bismillah Diyip Çıktık


Bölüm 2 — İkinci Gün

İkinci günüm de aslında ilk günden pek farklı başlamadı.

İçimde hâlâ büyük bir çekingenlik vardı. Çok utangaçtım. Bir derdim olduğunda onu açıkça anlatmaya alışık değildim. Üstelik Türkçem de henüz yeterli değildi. Söylemek istediğim birçok şeyi söyleyemiyor, bildiğim birkaç kelimeyle kendimi anlatmaya çalışıyordum. Yanlış bir şey söyleme korkusu, dil bilmemekten kaynaklanan stres ve yabancı bir ülkede olmanın verdiği mahcubiyet birbirine karışıyordu.

Sabah saat on gibi arkadaşım geldi.

“Hadi Murat, kahvaltı yapalım.” dedi.

Birlikte kahvaltı yapmaya gittik.

Fakat kahvaltı yerine geldiğimizde başka bir sınav başladı benim için. Ne alacağımı tam olarak bilmiyordum. Ürünlerin isimlerini bilmiyor, nasıl sipariş vereceğimi de doğru düzgün bilmiyordum. Sanki dilimi kaybetmişim gibi, elimle işaret ederek anlatmaya çalışıyordum.

“Şundan… bundan…” der gibi elimle gösteriyor, birkaç kelimeyle ne istediğimi anlatmaya çalışıyordum.

Bir yandan da içimden,

“Acaba beni anlamıyorlar mı?”

diye geçiriyordum.

Kahvaltımızı yaptık. Sonra sıra kasaya geldi.

İşte benim için asıl zor anlardan biri de buydu.

Ne kadar tuttuğunu bilmiyordum. Paramın ne kadar olduğunu biliyordum ama aldıklarımın toplamını hesaplayamıyordum. Cebimde ne kadar varsa çıkardım ve kasanın önüne bıraktım.

Artık gerisini kasadaki ablanın insafına bırakmıştım.

Ne kadar alırsa…

O gün benim için hesap kitap yapmaktan çok, utanmadan ayakta kalabilmek önemliydi.

Kahvaltıdan sonra tekrar kaldığımız yere döndük. Fakat günümüz daha yeni başlıyordu.

Üniversitedeki kayıt işlemlerimi tamamlamak için öğrenci işlerine gitmemiz gerekiyordu. Arkadaşımla birlikte yola çıktık.

Yine yürüyerek…

O günlerde kaldığım KYK yurdu, bugün Çanakkale’de AVM'nin bulunduğu taraflarda olan bir bölgedeydi. Üniversiteye ve şehir merkezine yürüyerek gidip geliyordum.

Bunun bir sebebi vardı.

Ben Türkiye’ye Türkiye Bursları kapsamında gelmiştim. Aylık bursum vardı. Fakat diplomam henüz elime ulaşmadığı için bursumu alamıyordum. Bursum birikiyordu ama o günlerde benim cebimde para yoktu.

Bu yüzden arkadaşlarımdan borç para alarak idare ediyordum.

Elime geçen parayı dikkatli kullanmak zorundaydım.

Az yiyordum.

Az içiyordum.

Gereksiz hiçbir şey almıyordum.

Bir yere gitmem gerektiğinde, mümkünse yürüyordum.

Bugün belki basit görünen birkaç kilometrelik yollar, o zaman benim için hayatımın bir parçasıydı.

Çanakkale’nin o kavurucu sıcaklarında, elimizde doğru düzgün bir imkân olmadan yürüyerek üniversiteye gidip geliyorduk.

Yol uzundu.

Hava sıcaktı.

Ben yorgundum.

Ama içimde başka bir şey vardı:

Umut.

Çünkü bütün bu zorluklara rağmen oraya bir amaç için gelmiştim.

Okumak için.

Kendime bir gelecek kurmak için.

Ailemden, alıştığım hayattan ve memleketimden uzakta yeni bir hayat kurmaya çalışıyordum.

O gün henüz bunun ne kadar zor olacağını bilmiyordum.

Sadece ikinci günü geçiriyordum.

Kahvaltıda ne söyleyeceğini bilemeyen, kasada cebindeki bütün parasını ortaya koyan, üniversiteye yürüyerek giden ve bursunun yatmasını bekleyen genç biriydim.

Ama her şeye rağmen devam ediyordum.

Çünkü bazen insanın elinde fazla bir şey olmaz.

Ne yeterli para vardır, ne yeterli dil, ne de kendine güven.

Ama içinde küçük bir umut varsa, insan yine de yürür.

Ben de o gün Çanakkale'nin sıcağında yürüyordum.

Ve henüz bilmiyordum…

Bu yürüyüşün beni hayatımda nerelere götüreceğini.

Yazarın diğer paylaşımları;
Sözümoki Mutlaka Bilinmesi Gerekenler
İnsanın kendi değerini başkalarının övgülerine bağlaması hayatını nasıl etkiler? Bu ne kadar doğru?
X

Daha iyi hizmet verebilmek için sistem içerisinde çerezler (cookies) kullanmaktayız. "Çerez Politikamız" sayfasından daha detaylı bilgilere erişebilirsin.

Anladım, daha iyisini yapmaya devam edin.