Giriş yap! Hesap oluştur!
Nedir?
Ara
Şifreni mi unuttun?
BÖLÜM 4 ŞİMDİ YÜZLEŞME VAKTİ - Sözümoki
16 Haziran 2021, Çarşamba 14:27 · 131 Okunma

BÖLÜM 4 "ŞİMDİ YÜZLEŞME VAKTİ"



"Teker teker sıraya dizilmişti tüm taşlar tekrar . Tarih tekerrür ediyordu yeniden . Hem de en can alıcı noktasından başlayarak . Yaprak bile ağacını unutup kapılırken rüzgâra , toprak tekrar çağırıyordu o günü . Siyahın en koyu tonuyla boyanan o gecenin hesabını sormak adına gelen misafir aslında hiç te yabancısı olmadığı o güne hazırlanıyordu farkında bile olmadan . Hayatın süzgecinden her şey geçiyordu da gel gör ki takılıp kalan bir şeyler vardı işte . Paslanmaya yüz tutmuş o anılar için zaman geri sayımını başlattı . Şimdi yüzleşme vaktiydi."

Uçağın inmesine az bir vakit kala hava sanki biraz açılmış ve kendini aydınlatmıştı. Hava alanı yolcularının çıkış bölümünde bekleyen takım elbiseli bir adam, hızla çıkış bölümünden gelen yolcunun yanına giderek ona eşlik etti. Mat siyah aracın kapısı açıldığında gelen kişi hemen araca bindi. Valizler ise, bekleyen diğer kişiler tarafından yerleştirildikten sonra araç hareket etti. Arabadaki kişi önce dikkatli bir şekilde geçtiği yollara bakıyor ,insanları gözlemliyordu. Karşıdan karşıya geçen insanlar, kaldırımda yürüyen ve şakalaşarak giden öğrenciler ,iş çıkışının belli olduğu yoğun bir trafik.
Trafik lambasının kırmızıya boyanması üzerine kişi, gözlerini arabanın camından çekerek önünde bulunan su şişesinden bir yudum aldı. Gözleri siyah bir o kadar derin bakışlar taşıyordu. Kirpikleri ve kaşları ise bunu destekler nitelikteydi. Düzgün ve yeterli dolgunluğa sahip dudaklarını içtiği bir yudum sudan sonra birbirine kenetleyerek kuraklamış oldu. Bileklerine düşen beyaz renk gömleğinin italikle yazılmış "U VE Y" kol düğmeleri şık bir görünüme sahipti.Bilek hattına uygun mat siyah ve pahalı görünüme sahip saatine baktı. Araç bu arada durmuştu , kapı açıldı ve bu kişi araçtan indi.
Karşısında bulunan binaya hızlı adımlarla giriş yaptı. Çalışanlar gördükleri kişi karşısında saygıda kusur etmeyen tiplerdi. En sonunda bir odanın kapısına geldiğinde kısa birduraklama yaşadıysa da içeri girmeme lüksünün olmadığını bildiğinden devam etti. Arkasından bir kişi daha odaya girmeyi ihmal etmedi.
"Hoş geldiniz efendim , bugün için geliş bilginiz elimizde yoktu . Kusura bakmayın . Sizi karşılayamadık."
Gelen kişi bu binanın haber spikeri gibiydi. Spiker olsaydı bu işi hakkıyla yapardı . Türkçeye oldukça hakim ,diksiyonu ise güzel bir kadındı. Giydiği kıyafetler onun bir sekreter yada bir bölümün müdürü olduğunu kanıtlar nitelikteydi. Ancak kadının konuşması sanki duvara karşı yapılmış , kendine bumerang misali geri dönmüştü. Çünkü söylediklerine bir yanıt gelmemiş hatta karşısında arkası dönük bir şekilde duran kişi tarafından kibarca bir el hareketi ile kovulmuştu. Kadın ise istifini bozmadan odadan ayrıldı.
Odanın kapısı kapandıktan sonra adam ayakkabılarının çıkardığı tok sesle odasında geniş yer kaplayan dev camların önüne geçti , kaç metre yüksekliğe sahip olduğu belli olmayan kendi bölümünden etrafı izlemeye başladı .Dev görünümü binaların en tepesinde duran bir adamdı Ural Yamansoy. Derin bakışları, arkasında gizledikleriyle kendini daha da belli ediyordu. O sırada telefonun melodisi odadaki ve kendindeki sessizliği bozdu. Telefonu eline alıp hiçbir şey söylemeden diğer uçtaki kişiyi bir süre dinledi ve ardından konuşmaya başladı.
"Şirketteyim bekliyorum."
Ural oldukça dikkatli ,sivri zekalı ve düşünceli bir yöneticiydi. Yönetmek onun yaşam biçimiyle bütüneşmişti. Ancak bütün bu olanların dışında asıl Ural kimdi işte bunu bilen yoktu. Herkes Ural Yamansoy 'u biliyordu . Adıyla markalaşmış birçok hayat vardı aynı kendi hayatı gibi . Ural Yamansoy için zaman yaşamdı. Saat,dakika ,saniye geç gelmez , geç kalınmaması gereken bu adam kendini bir çerçeveye sokmuş ve hayatı bu denli sınırda yaşıyordu. Her sınırın olduğu gibi onunda sınır dışı kaldığı tek gerçek geçmişinin acı dolu yüzüydü .
Kapının iki kez tok bir sesle tıklanmasıyla Ural'ın gir emri hızlıca gelişti. İçeriye giren kişi yaklaşık Ural ile aynı boya sahipti. Yaş olarak ondan küçük sayılırdı .Dış görünüşü tam bir katı cisim patlaması gibi sert gözüksede aslı başkaydı .
"Hoşgeldin Ural."
dedi sesi enerjik ,yüksek ve toktu. Gülümsemesini tüm bedenine işlemişti. O katı görünümü tuzla buz olmuştu bir anda .Gözleri kahverengiden nasibini çok ça nasibini almıştı. Ta ki o gözler Ural'dan cevap beklerken; aniden tekrar yüzü asılmıştı.
"Neyin var senin böyle ? Bir şeyler mi oldu?"
Ural gözlerini baktığı o dev binalardan alarak karşısındaki adama döndü.Konuşmakta zorlandığı belli oluyordu.
"Buldum onu ."
Adamın yüzü kireç gibi olmuştu . Yanında bulunan haki yeşili sert koltuğa bıraktı kendini. Kelimeleri söylemekte zorlanan hatta onları dile getirirken boğazına düğümlenen birkaç soru dışarıya çıkmak için kendilerini zorluyorlardı.Ancak Ural bu sessizliği bozmak istiyordu.
"Kendine gel anladın mı beni ! Şimdiden böyle dağılırsan peki ya ileride yapacağımız şeyler için ne yapacaksın?"
Adam koltuktan kalkarak Ural'a doğru ilerledi ve tam karşına dikildi. Bu sefer Ural'ın tam görüş mesafesindeydi.
"Kendime gelmem için kendimden vazgeçmem lazım benim . Aynı senin gibi . Haksız mıyım?"
Ural karşındaki kişiye karşı şu an içindeki acıyı görebiliyormuşçusana baktı. Zaman bu iki adam için adil davranmamıştı bir zamanlar. Hatta acımasızca sürüklemişti bir yaprağın rüzgarda savrulması gibi.İstemsizce , nereye gittiği belli olmayan vakitlere.
"Çetin yeter ! Bunca zaman geçti ve sen hala ..."
Ural duraksadı . Cümleyi tamamlayamadı yada tamamlamak istemedi . Ne de olsa , her ne kadar tamamlayamasa da olan olduğu zamanda gömülü kalmıştı işte , gerçek buydu. Ve siz ne yaparsanız yapın bu gerçeği değiştiremezdiniz.
Çetin kendini toparladıktan kısa bir süre sonra aralarında geçen konuşma önlerine çizilen yeni bir yolu simgeliyor gibiydi.İkiside düşünceli ve ani kararlardan kaçınarak cümlelerini seçiyordu. O sırada kapının tıklanmasıyla Ural'ın asistanı içeriye elindeki bir kaç dosyayı masaya koydu. Ural , asistanını kısa bir bilgi süzgecinden geçirdikten kısa bir süre sonra sonra dosyaları imzaladı . Yarın ki program için ise gereken konuşma yapıldı.Asistan işini bitirerek odadan ayrılması uzun sürmemişti. Çetin 'de kısa bir süre sonra odadan ayrıldı. Ural elinde olan bir kaç iş dosyası ve gelen maillerini incelemek için kendini o odaya hapsetti .
*******************************************************************
Ezra karşısında ki adama cevapları olmayan sorular sormaya başlamıştı . Ancak karşısındaki adam cevap vermek böyle dursun aldırış bile etmiyordu . Ezra en sonunda dayanamadı adamın kolunu sert bir şekilde sarstı . O sırada karşısındaki kişide bu hamleye sert bir cevap niteliğinde kolunu Ezra'nın ellerinden kurtardı .
"Kendine gel Ezra Neyran . İşimizin daha başlangıcındayız ve senin yaptığın şeylere bak!"
Adam bunu dile getirirken tüm acımasızlığıyla söylemişti. Bu akadar acımasız olması normal miydi? Taştan mı yapılmıştı bu adam? Ezra 'nın yaşadıkları yenilir yutulur cinsten değilken nasıl bu kadar umursamaz olabiliyordu .
"Bu işe başlarken düşündüğün ne ise şimdi de yine o . Aklını mı kaybettin sen ! Neler yaşadığını unutma . Kendine de onlarada unutturma! Yoksa kaybeden sen olursun . İkinci kez toprağın altına girmen uzun sürmez ."
Ezra tırmaklarını avuçlarına geçirmişti ,o kadar sıkıydı ki yumruğu sanki o an her şeyi ,herkesi parçalayabilir hatta dağıtabilir bir güçteydi. Eldivenleri bu görüntüleri ne kadar gizlese de kendisi de bunun farkındaydı . Aklı ve adını bile unuttuğu o kalp denen organını bir alev sarmıştı . Gözleri kıpkırmızıydı . Rüzgarın sert bir şekilde savurduğu saçları ve ruhuna işediği o soğuklukla arabasına doğru gitti hızlıca , oradaki adama aldırış bile etmeden. Kendini direksiyon başına ne zaman atıp ne zaman plazaya döndüğünü kendisi bile anlayamadı . İşte onca zamandır beklediği an gelmiş olabilirdi . Bundan daha güzel ve ilgi çekici ne olabilirdi ki?


1 kişi beğendi ·
Yazarın diğer paylaşımları;
B...
...
...
Sözümoki Mutlaka Bilinmesi Gerekenler
Sence sen bir Avrupalı mısın? Neden böyle düşünüyorsun?