Giriş yap! Hesap oluştur!
Nedir?
Ara
Şifreni mi unuttun?
Bu kadar şeyi bilmek zorunda mıyız? - Sözümoki
13 Şubat 2026, Cuma 09:35 · 7 Okunma

Bu kadar şeyi bilmek zorunda mıyız?”


Elimizdeki telefon, sabah uyanır uyanmaz yüzümüze ilk çarpan şey. Çay demlenene kadar geçen sürede, dünyanın öbür ucundaki depremi, bir fenomenin boşanma dedikodusunu, hiç tanımadığımız birinin kahvaltı fotoğrafını, “sakın bunu yapmayın” denen on bir maddeyi aynı anda yutuyoruz.

Bilgi artık biriktirilen, peşinden koşulan, emek isteyen bir şey değil. Önümüze seriliyor. Halı gibi. Üstünde yürüyoruz.

Ama bu halının altında ne var, bilmiyoruz.

Herkes bir şey söylüyor. Tanımadığın bir adam ekran karşısında geçirdiği otuz saniyede kanserin ilacını buluyor. Bir başkası, ev hanımı, üç video çekmiş, ilişki koçu olmuş. Çocukluğunda sağlık ocağına gitmiş biri, aşı karşıtı tezler savunuyor. Bir sabah uyanıyorsun, Instagram’da takip ettiğin yemek tarifçisi akşam sendrom terapisti olmuş.

Ne oluyor arkadaş?

Bu bilgi kirliliği dediğimiz şey, aslında bir kirlilik değil; bir düzen. Çünkü kirlilik, istenmeyen fazlalıktır. Oysa bu gördüklerimiz, bize bilerek, isteyerek, milyonlarca dolarlık algoritmalar aracılığıyla servis ediliyor.

Bu sistemin sana yaptığı şey şu: Herkesin bir fikri olduğu bir dünyada, senin fikrini değersizleştiriyor. Uzmanlık kavramını öldürüp yerine “beğeni sayısını” koyuyor. Bir konuda yıllarını vermiş insanla, konuyu dün öğrenmiş birini aynı karede eşitliyor. Sonra sen de haklı olarak soruyorsun: “Madem herkes doktor, ben neden birine güveneyim?”

Ve güvenmiyorsun.

Ne doktora, ne profesöre, ne analiste. Ne de kendine. Çünkü her gün o kadar çok şey söyleniyor ki, artık hiçbir şey söylenmiyor gibi.

Bilgi, bizi özgürleştirecekken esir aldı. Eskiden bilmediğimiz için korkardık; şimdi çok şey bildiğimiz için endişeliyiz. Parmak ağrısıyla beyin tümörü arasında gidip gelen bir teşhis sürecinde kayboluyoruz. Her semptom ölümcül, her öneri hayati, her yapılan yanlış.

Bütün bu gürültü aslında bize şunu fısıldıyor: “Kendi aklına güvenme. Biz düşünelim, sen tüket.”

Peki ne yapmalı?

Belki de cevap, daha az bilmekte. Daha çok bilgi değil, daha az ama daha anlamlı bilgi. Ekrandan gelen her sese kulak vermemek. Her uzmanı dinlememek. Özellikle de uzman olmayanları.

Telefonu yüzüstü kapatmak. Sessizliği yeniden öğrenmek. Soru sormak: “Bunu bilmek zorunda mıyım?” diye sormak. Çoğu zaman cevap hayır olacak.

Çünkü her şeyi bilmek zorunda değiliz. Ama neyi bilmemiz gerektiğine karar vermek zorundayız. Yoksa başkaları karar verir.

Ve onların kararı, senin iyiliğin için değil, dikkatin içindir.

Yazarın diğer paylaşımları;
Sözümoki Mutlaka Bilinmesi Gerekenler
Hangi riski aldın ve sonucunda aldığın riske deydi mi?
X

Daha iyi hizmet verebilmek için sistem içerisinde çerezler (cookies) kullanmaktayız. "Çerez Politikamız" sayfasından daha detaylı bilgilere erişebilirsin.

Anladım, daha iyisini yapmaya devam edin.