Ölüm değil ürkütüyor beni,
Bir son değil, bir geçiş sadece…
Asıl korkum,
Ardımda kalan bir sesin
Adımı fısıldayıp
Boşluğa düşmesi.
Birinin “gel” deyişi,
Duvara çarpıp geri dönmesi gibi…
Bir kalbin,
Beni çağırırken yalnız kalması gibi…
Toprak değil ağır olan,
Suskunluk ağır…
Bir daha duyamayacağım o tanıdık ses,
İçimde yarım kalan bir cümle gibi.
Ya biri hâlâ beni severse?
Ya biri hâlâ bana inanırsa?
Ve ben,
Hiçbirine yetişemezsem…
İşte o zaman korkarım,
Bir vedanın eksik kalmasından,
Bir “kal”ın duyulmamış olmasından…
Çünkü insan
Ölümle değil,
Geride bıraktığı
Cevapsız çağrılarla eksilir.
Ve ben…
Toprağın altında değil de
Birinin sesinde kaybolmaktan korkarım.