Giriş yap! Hesap oluştur!
Nedir?
Ara
Şifreni mi unuttun?
Cinayet Merakla bakıyordu Fatma penceresinden, ya birini a - Sözümoki
27 Ağustos 2022, Cumartesi 15:42 · 58 Okunma

Cinayet

Merakla bakıyordu Fatma penceresinden, ya birini arıyor ya da birini gözlüyordu. Seslendi Selçuk annesine hayırdır ana diye. İnce sıska bir şeydi Selçuk kara kaşlı kara saçlı uzundu da. Lise dersinden dönüyor üniversiteye hazırlanıyordu. Dertli mi dertli fukara mı fukara bir delikanlı nasıl yürürse öylece salına salına yürürdü. Yine böyle yürüyordu annesine seslenirken. Korku ve telaşla girdi içeri Fatma başörtüsü boynuna sıyrılmış koyu saçları birbirine dolaşmış güzel yüzü endişeden terlemiş şekilde açmıştı kapıyı oğluna. Selçuk ilk kez görmüştü annesini bu halde dahası pencerede dikkat etmediği detaylar ona duyarsızlığını göstermişti. Ne olduğuna dair endişelerini dile getirmeye vakit bulamadan Fatma gidiyoruz oğlum gidiyoruz dedi. Kaçar gibi gidiyorlardı. yıllardır kapının önünde yatan babasının aracı şimdi motorlarını çalıştıramıyor gidemezsiniz der gibi olduğu yerde duruyordu. Büyükannesinin sözü aklına geldi Selçuk’un. Bu aracın yatması kalkmasından hayırlıdır derdi.

Doksan bir senesinde otomobil kazasında ölmüştü Selçuk’un babası. Fatma’yı kaçırmıştı Ömer, sevdiğinden değil. Sorulduğunda iş olsun diye derdi. Ölene kadar zehir etmişti Fatma’ya hayatı. Dört yaşında bir çocukla yapayalnız kalmış Fatma, hem analık hem babalık yapmıştı Selçuk’a. Bir dul olarak yaşamış ne de kötü şeylere katlanmıştı. Fatma kocasının ölümünün ardından hanesini terk etmemiş öncesinde yaptığı gibi dokuduğu kilim ördüğü kazak atkı gibi şeylerle para kazanmıştı.

Yirmi senedir yaşadığı evden kaçarak ayrılıyordu. Kocasının eski dostu yarı yolda bırakmıştı bile onu. Yaşadıkları muhitin bakkalının arabası aklına geldi Fatma’nın, anlaştılar. Bakkal Hamdi ile, kocaman kırmızı bir kamyonla gittiler otobüs garına.

Büyükşehre bir bilet.

Selçuk coşkun bir öfke ile tuttu annesini ne olduğunu sorarcasına çattı kaşlarını. Neden gidiyoruz sorusunun cevabını merak ediyordu. Ancak hep İstanbul’u görmek isterdi, herhalde bundandır üstelemedi sorularını.

Okulum dedi Selçuk.

Orada devam edersin.

Ya işin ne yapacağız orada?

Yastık altında birikmişlerimiz vardı idare eder bizi.

Kalacak yer peki nereye gideceğiz ana?

Bulacağız bir yer bulacağız.

Sormak ayıptır bizim memlekette babaya sorulmaz hocaya sorulmaz sağa sorulmaz sola sorulmaz, izlenir sadece bir bildiği var denir o adete devam edilir. Fatma öyle yetiştirmedi çocuğunu. Selçuk çok soru sorar çoğunda da işine gelen cevabı alana kadar ısrar ederdi. Cami’nin imamı Hüseyin demişti bir kere bu çocuktan adam olmaz diye. Selçuk’ta zaten onun adam dediğinden şüphe ederdi. İstanbul’a gidiyoruz diye seviniyordu Selçuk. Ne gereğinden fazla soru sormak istedi ne de annesinin bu kaygısını dikkate aldı.

Harem otogarında indiler İstanbul’a, ne yol bilirlerdi ne yurt, yalnız Fatma’da korku kaygı seziliyor, Selçuk yıllardır görmediği dostu gibi karşılıyordu İstanbul’u. Ana bak şurayı gördün mü işte kız kulesidir o, şura Ayasofya ve Sultanahmet’tir, gün boyu tarif etti annesine İstanbul’u. Fatma şaşkınca Oğluna bakıyor bir taraftan da ne yapacağını düşünüyordu. Selçuk elindeki valizlerle İstanbul’u on kez turlar gibi heyecanlı ve neşeliydi. Akşam olmadan bir emlakçı bulup anlaştılar. Küçük güzel bir daire tuttular peşi sıra Selçuk’un okulunu hallettiler.

Fatma başlamış çalışmaya kazak atkı yünle ne gelirse elinden yapıp satmaya çalışıyordu. Selçuk ile beraber hallerinden memnundular. Selçuk okuluna alışmış, arkadaşlar edinmişti. Parlak bir öğrenci diyorlardı Selçuk’a. Mahallede de tanınmış hoş sohbetleri ile sevilmişti neden olduğunu bilmese de İstanbul’daydı artık. Gerisi de önemli değildi onun için.

Mevsimler geçti gitti, Selçuk kazanmıştı İstanbul üniversitesini siyasala girerek bir şeyler olurum diyordu. Hayaller kuruyor, rüyalar görüyordu. Fatma iyice yerleşmiş her ay mahallenin altın günlerine katılmış, dedikoduya alışmış ustalaşmıştı. Hemen her şey yolundaydı onlar için.

Nerde o yollu, nerde o orospu nerde?

Bu insansı sesin sahibi Ömer’in kardeşi Mehmet’ti. Fatma’yı arıyor sağda solda verdiğim paralar yetmedi de mi başkalarına düzdürmeye gittin diyordu. Alalen kaltak diyor içtiği akşamlar aşk ile anıyor seviyorum ulan seviyorum diyordu.

Aradan sene geçmesine rağmen unutamamış. Her gün küfrü adet edinmişti. Bir akşam yine içerken dostlarıyla, namussuz dedi Fatma’ya bir arkadaşı da söylendi bu karı senin oldu mu arkadaş git de haydi temizle namusunu burada beş paralık olacağına mahpusta şerefinle olursun. Mehmet sanki bütün sorunlarının çözümü gibi katıldı arkadaşına.

Ertesi gün babasından kalan tabancasını kuşandı, şehre giden ilk otobüse atladı. Yol boyu Fatma’yı, yerde kanlar içinde yatışını ve şerefini kurtarışını düşündü.

Esenler otogarında indi şehre. Bakındı etrafına, göz göze geldiklerine Fatma diye bir orospu var mı burada kardeş diye soracak oluyor. Ama insan kalabalığı kendini de kaybettiriyordu. Kendini küçük kötü bir otele atmayı başarmış tek göz odasından şehrin gürültüsünü dinlerken kurtaracağı şerefini düşünüyor ve seviniyordu. Otel personeline genel evleri ve fahişeleri nasıl bulacağını sormuş. İstediği cevapları da almıştı.

Günlerce Fatma’yı aramış. İstanbul’un batakhanelerini karış karış gezmişti. Çok fahişe görmüş hepsine kalas gibi seviştikten sonra Fatma’yı sormuş, bulamamıştı.

Umutsuzca geziniyor küfürler ederek Fatma’yı anıyordu. Yolu bir kez de Beyazıt’a düşmüş orada yeğeni Selçuk’u görmüştü. Bir şeyden haberi olmadığını düşünüyor ama bilmediğinden yanına gitmiyor onu takip ediyordu. Eğer Fatma aralarındaki şeyi oğluna söylemiş olsa, Selçuk’un ne yapacağını kestiremiyor bu yüzden de korkuyordu. Yıllarca süren Fatma’ya tacizlerinden bu şehre geldiklerini bilirse kendisine yediremeyeceğini düşünüyordu.

Vapur iskelesinden karşıya oradan da evine kadar takip etmişti yeğenini. Yalnız Fatma’yı göremiyor, huzursuzlanıyordu.

Ben geldim anne diyerek girdi içeri Selçuk, her zaman yaptığı gibi hemen mutfağa girmiş etrafı karıştırıyordu, Fatma göründü mutfağın kapısından. Sevecenliğiyle sitem etti çocuğuna, içeri hazırladım misafirlerimiz var bugün dedi. Selçuk bu beklenmedik misafirlere alışkındı. Komşularının ilkokula giden çocuklarına dersler veriyor ödevlerine yardımcı oluyordu bu seferde komşuları Zeliha Ailesi ile gelmiş Akşam yemeğini birlikte yiyeceklerdi.

Sohbetler bitti yemekler yendi güzel günlere de veda edildi. Fatma Zeliha’yı uğurlarken kapıya kadar eşlik etmiş. O esnada ise Mehmet’e görünmüştü. Beni hatırladın mı orospu, diye bir bağırış. Peşine birkaç el silah sesi, bir insanın yere doğru uzanan cesedi. O gün öylece bitti.

Abdullah Tozlu

Yazarın diğer paylaşımları;
Sözümoki Mutlaka Bilinmesi Gerekenler
Samuraylar hakkında ne düşünüyorsun? Samuray olmak ister miydin?
X

Daha iyi hizmet verebilmek için sistem içerisinde çerezler (cookies) kullanmaktayız. "Çerez Politikamız" sayfasından daha detaylı bilgilere erişebilirsin.

Anladım, daha iyisini yapmaya devam edin.